Galata Gazete


22 Temmuz 2026 Çarşamba

Tabela Değişiyor, Düzen Aynı

Tabela Değişiyor, Düzen Aynı

Türkiye'deki tüm sosyalist siyasi partileri toplarsınız, "mutlak butlan" CHP kitlesi kadar etmiyor. Diyeceksiniz ki onlarda para var, Kemalizm hamuru var, Aleviler var... Yani henüz mecliste seçime gitmeden bir siyasi partinin eridiğine şahit oluyoruz. Ama yok olmuyor; mecliste vekilleri, belediye başkanları ve belediye meclislerinde seçilmiş üyeleriyle ayakta kalacak.

CHP seçimle meclis dışında kaldı, bir de kapatılmış parti tarihi var. Meclis dışına düşürme kabiliyeti bir MHP'nin, bir de CHP'nin tarihinde bulunuyor. Onları meclis dışına düşüren liderler zamanında parti liderliğini bırakmadı. MHP hâlâ aynı liderle yoluna devam ediyor.

Şimdi CHP, Kılıçdaroğlu Partisi kimliğine büründü.

MHP zaten Devlet Bahçeli partisidir.

Peki Erdoğan partisi neden bu iki partinin kaderini yaşamadı?

Çünkü iktidardan düşmediği için. Düştüğü an Özal'ın ANAP'ı olacak.

ANAP hâlâ var mı?

Evet, varlığını koruyor.

Şimdi, yeni kurulacak olan ya da kurulmuş olan siyasi partinin, bu partiler çöplüğü içindeki yeri ve görevi ne olacak?

"Erdoğan gitsin de ne olursa olsun" partisi adını almış olsaydı, kesin kemikleşmiş oyu vardı.

Osmanlı'da da Müslüman'da da oyun ve hile bitmez...

Bakalım yeni siyasi partinin başından neler gelip geçecek. Ama "mutlak butlan" kesin geçmeyeceğini şimdiden ilan ediyorum!

Sağ siyasetin hâkim olduğu yerde neden sosyalistler kitleselleşmek için uğraşmak yerine, "Var olsun, küçük olsun, benim olsun." diyerek tabela partisi konumundan (tabela dediğime bakmayın; Özgür Özel mitinglerinde kırlangıç sallamak) çıkmak için gayret etmezler?

Neden DEM Parti içinde, DEM liderliğindeki HDK içinde yer alarak vekillik pazarlığı yapmaları dışında görünür olamıyorlar? Şimdi mecliste kaç sosyalist vekil var?

CHP neden geçmişte bir tane bile sosyalist vekili meclise taşımadı da; nerede sağcı, omurgasız, dinci, seçildiği gün karşısında konumlandığı AKP saflarına katılan vekil varsa onları taşıdı?

Bugün mecliste ve belediyelerde CHP tabelası altında seçilmiş ama AKP saflarında siyaset yapanların bolluğu var.

Bu sadece Erdoğan'ın siyasetini başarılı şekilde yürüttüğü ya da sadece hukuku silah olarak kullandığı veya dini siyasetin maşası yaptığı için olmadı diye düşünüyorum. Siz, şu anda kahraman olarak gördüklerinizin hiç mi bu tabloda fırça izini görmezsiniz?

Yeni partinin geçmişi bana güven vermediği için, gelecek açısından da AKP için vekil toplayan, muhalefeti peşinden sürükleyen bir parti görünümü vermektedir.

Orası, parasıyla pazar günleri Halk TV sabah programına çıkıp türkü söyleyenlerin partisi olmaya mı devam edecek; yoksa gerçekten düzenin aksayan yönlerini düzeltip emekliye hak ettiği yaşamı sunacak bir parti mi olacak?

Bugün var olan tüm siyasi partiler emeklilerin durumundan şikâyetçi değil; programları da yok.

TÜİK gibi bir yalan makinesinin verilerini gerçek kabul edip, "Aslında yalan ama gerçek; ne yapalım, elimizden bir şey gelmez." diyerek Erdoğan ve ekibinin emekçiyi yok ettiği, çaresiz bıraktığı düzenden sözde de olsa şikâyet etmeyenlerin birliği konumundalar.

Özgür Özel belediyeciliği İstanbul'da yaşanıyor. Fakir daha da fakir olurken, kendileri suya ve ulaşıma zam yapmakta geri durmuyor. Bir iki lokanta açmış, bir iki çocuk yuvası kurmuş diye sosyal belediyecilik olmaz. Şehirlerde Yenikapı alanında festival adı altında şenlikler düzenleyip yerel olana biraz görünürlük kazandırmak ve yemek pazarlama çadırları kurdurmak sosyal belediyecilik değildir.

Bugün halkı, fakiri, mazlumu ve ötekileştirilmişleri kucaklayan ne yazık ki bir siyasi parti yok.

Sosyalistler üzerine alınmasınlar; onların kucaklayacak ne kolları ne de kadroları var. Bir iki eylem yapıp elli kişiyi toplayarak, her renkten flamalarla polisin karşısında durmak siyaset değildir.

Sosyalistleri bir türlü anlamıyorum. "Katıl, büyüyelim." çağrısı yapıyorlar ama katılsan da büyümeyen, gelecek perspektifi olmayan; aşiret, tarikat, dergâh artık adına ne derseniz deyin öyle bir yapı görünümündeler. Sınıf partisi özelliklerini bir türlü göremedim. Umarım olurlar da ben de gönül bağı kurarım.

Ellerinde burjuva devlet bayraklarıyla sınıf mücadelesi yapılmaz. Bunu her sosyalist bilir. Ama burjuva devlet bayrağı olmadan dolaşınca "'gavur' muamelesi görüyoruz, en iyisi bayrağın altına sığınalım, bize saldırı olmasın." mantığıyla yapılan her hareket, aslında sağ siyaseti beslemekten başka bir işleve sahip değildir.

Sınıf mücadelesi, sınıfın imgeleriyle ve sınıfın bayrağıyla olur. İşçi sınıfını burjuvazinin taşıdığı bayraklar temsil edemez. Olursa ne olur? İşte içinde bulunduğumuz zamanda sosyalistlerin durumu olur. İleri gidemezler ve sürekli Erdoğan karşıtlığı üzerinden, Erdoğan'a karşı olan her mitingde görünür olmak için kırlangıç sallayan; sadece kırlangıç sallamak için kadrolu elemanları olan yapılara dönüşürler.

Sınıf mücadelesi olmayan yerde ne özgürlük olur, ne demokrasi, ne de mazlumların hakları. Olsa olsa onlara sunulan; biat etmek ve sessizce başlarına geleni kader diyerek katlanmaktır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.