Galata Gazete


22 Şubat 2017 Çarşamba

Torba içinde muhalefet!

Torba içinde muhalefet!

Torba yaşantımıza ne zaman dahil oldu bilemiyorum ama torba yasalar ve torba içine sıkıştırılmış kafalar 12 Eylül sonra yaşantımızın bir parçası oldu. 12 Eylül ile başladı ilk torba uygulamalar, gerçi onu yaratan 24 Ocak kararları bir torba yasa olarak hayatımıza önceden girmişti. 24 Ocak kararları yaratanlar dört eğilimi 12 Eylül sonra partisinin çatısı altında toplayacak ve yeni liberalizmi öğrenenler torba ihalelerden pay kaptıkça kendileri o dönemin çizgi film kahramanı gibi değişmeye başladı. Değişim kaçınılmazdır ama değişen yaşama uyum sağlamak maharet ister…

Dik duranlar ve direnlerin ezildiği ve kanları ile toprağın sulandığı bu diyarlarda krallar, padişahlar, liderler ve onlara hizmet edenler katil olmalarına rağmen tarih sayfalarına kahraman olarak kayıt edilmiştir. Mazlumlara bir mezar taşı bile çok görülürken katillere türbeler yaptırılmıştır.

Bu ülkenin tarihi içinde birçok kanlı olay bu topraklarda olmuştur, dışarından gelen istilacılar bu ülkenin dokusuna uyum sağlayarak erimiş ama iktidar gücünü kullanmaktan geri durmamışlardır. İktidar için halkına güvenmeyenler her daim baskı rejimini sürekli kılmış olmalarına rağmen Köroğlu’nun direnç şiirleri ayakta kalırken onlar yok olup gitmiştir. Tarih bize birçok konuda fısıldar ama ona kulak kabartmayanlar ancak yeniden yeniden o baskı rejimlerin yaratmış olduğu girdabın içinde olmaktan da geri duramazlar…

İktidarlar ders almıyor ama onun ezdiği mazlumlar da bu tarihin olaylardan ders almadığını görmekteyiz, çünkü tek bir güç olarak ezenin karşısında durması gereken mazlumlar binlerce parça halinde demir ökçenin altında yerlerini almaktadır.  Her birimiz üzüm bağlarıyız, ezildikçe şaraba dönüyoruz ama şarabı ezilen değil ezenin sofrasında neşe veren bir kaynağa dönüşüyor.

Ülkemizde ezenin sofrasında şarap olmak isteyenlerin oluşturmuş olduğu bir atmosfer torba yasaların ve liberalizmin hayatımızın vazgeçilmezi olduğu günlerden bugüne kadar geçerliliğini koruyor.  Torbaya doldurulmuş olanlar torbanın sahibine her türlü hizmet erken, kendileri de bu sistemden yararlanmaya devam ediyorlar. Torba içinde yer alan dört eğilimin en uyanıkları bu sistemden daha fazla faydalanma ve kişisel hırsları ve yaşam kalitesini daha üste taşıma adı altında arkadaşının üstüne basarak ve geçmişte elde etmiş olduğu değerleri birer metaya dönüştürenler kısa ama zevkli yaşamlarına dönerek başladıklar. Bir kere bu projenin içinde yer alanlar girmiş oldukları torbada oluşan girdabın da bir parçası oldular. Oluşan girdap ile dönenler her zaman kendilerini haklı ve üstün görme egolarının eşliği ile hayata tutunmaya çalıştılar. İktidardan yaralanmanın sadece iktidarda olmak anlamına gelmediği, iktidarın lehine muhalefeti örgütlemek olduğu da kısa zamanda proje yapanlar tarafından dikte edildi ve hem muhalif gibi gözüken hem de iktidar lehine çalışan torba içinde yer alanlar kısa zamanda kendilerine liberal demeye başladılar. Çünkü liberal söylem onların duruşunu tanımlamaya yetecek kadar veri sunmaktaydı. Liberalizm önceleri ürkek, daha sonra yüksek ses ile söylenen ayrıcalıklı bir zümreyi tanımlamak için kullanılır oldu ki, liberallerde homojen değildi, geçmişleri farklı, farklı siyasi yapılardan gelenlerin tek buluştuğu alan paradigmalarının onlara gösterdiği hedeflerdi. Çıkarlar heterojen olanları da homojen göstermeye yetiyordu. Kürt sorunu bu parçalı yapıları bir çatı altında toplamak için en uygun şemsiye görevi görüyordu, ki şemsiyenin üstü de içinde bulundukları torbanın bezinden oluşmuştu. 

Muhalefet olmak demek dinci ile kola kola, el ele poz verip, basın toplantıları düzenlemek, onlar ile birlikte projeye uygun sorunlara özüm aramak ve onların oluşturmuş olduğu birlikler ile demokrasi ve özgürlük şovları yapılır olmuştu. Hem iktidarda yer alanlar hem de muhalefette yer alanlar bir platformun parçası olmuşlardı. Bu arada projeler için bütçeler oluşmakta ve bütçelerden birileri finans edilirken o projeden etkilenenler yeni bir tanımlamaya tabi oluyorlardı: aktivist! Aktivistler profesyonel olmayan gönüllüler profesyonellerin amaçları yönünde sokaklarda eylem yapar konuma getirilmişti. Sol geçmiş ile de bağlantı kurularak geçmişin devrimcilerin yöntemleri söylemleri ile aktivistlerin sesi daha çok duyulması için medya ayağı da sağlanmıştı. Uluslararası kurumların Türkiye şubeleri kıyafetleri ile birçok alanda aktivistler sokaklarda dergi abonesi yapmak için ellerinde tutukları herhangi bir şey ve önlükler ile görülür olmuşlardı.

Torba içinde sağın ve solun karışımı ile dinci bir iktidar için zemin oluşturma süreci 12 eylül ile start verilmiş olsa da zaman içinde buna içinde bulundukları torbanın dokusuna uygun olarak kılık kıyafet biçmişlerdi. Her aktivist dolaylı ya da direkt olan gelmekte olan karanlığın gönüllüsü olmuştu. Bu sürece liberalizm dünya görüşüne uygun sağ ve sol geçmişi olanların oluşturmuş olduğu inisiyatifler hayatın içinde yerini almıştı. Hatta 12 Eylül sonrası kurulan tüm partiler bir projenin bir parçası olarak gözyaşları içinde kuruluyor ve geçmişe doğru göndermeler olan yeni söylemler içinde birlikler kuruluyordu. Halkın çıkarı her şeyin önünde diyerek örgütsel çıkarları küçümseyenler örgütü halktan kopuk bir şey olarak sunmaya başlamışlardı. Örgüt yeni dönemin öcüsüydü, çünkü 12 Eylül öncesi örgütlü olanlar hem kendileri hem de çevreleri acıların kaynağı olarak gösterilmişti, üstelik bu bilinçaltına doğru işleyen söylemler eşliğinde geçmişte örgütlü olanların tavırları ile işlenmişti. 

Bu sürecin sonunda bireysel tutum muhalefet olsun da her biri ile dayanışırım ya da iktidara hizmet eder iktidarın olanakları içinde olan projelerden olabildiğince yararlanırım diyen bir mantık günlük yaşantımızın doğalı oldu. Bütün bu sürecin sonucunda elbette Taraf gazetesi oluşması kaçınılmazdı, daha önce denenmiş ve “Halkın Gazetesi” olarak sunulan deneylerden elde edilen sonuç orada yetişen sağ, sol, liberal, dinci bireylerin daha rahat ve net olarak ifade edebilecekleri bir siyasi atmosfere uygun medya ayağı kaçınılmazdı.  Taraf bir ihtiyacın sonucunda geçmişte muhalif olan ama Özal dönemi ile birlikte geçmişin üzerine sünger çeken bir muhalifin geçmişin acılarını yaşayan çocukları üzerinden bu soyut süreç somutlanacaktı… İkinci cumhuriyet söylemi bazı liberallerin söylemiydi ama arkasında yer alan hesaplaşma her birinin niyetiydi. Geçmiş ile hesaplaşmak yüzleşmenin önünü almıştı.  Taraf Gazetesi ile birlikte kendilerinin duruş noktasını iyi tespit edememiş olanlar, ‘muhalif’ diyerek, gazeteye maddi - manevi yardım edenlerin kafasında ‘vuruyor, üstelik iyi vuruyor’ diyerek onlar ile birlikte tüm değerleri ayaklar altına aldılar… Geçmiş ile hesaplaşıyorduk!  Ulusal devlet bu ülkeye pranga olmuştu ve tüm öteki kültürleri yok etmiş ve zenginliklerini yağmalanmıştı… bu süreçte geçmişte kuyruk acısı olan olmayan herkes bu sürecin bir tarafı olmaya zorlanmıştı. Söylemler radikal ve akla yakındı… Ve solcu olmanın şartı gibi algılanıyor onlar gibi vurmaya çalışıldı. Kürt sorunu konusunda da aynı tutum içinde oldular... Yeter ki muhalefet olsun diyerek... Ülkenin aydını olarak kabul ettiklerimizin, sürgünde ömrünü tamamlamak üzere olanların bir bölümü bu mantık içinde her türlü liberal, etnik, diaspora… sempati besleyenler mantıklı- mantıksız ve akla doğru gelip gelmediğinin önemi olmadan gazete içinde seslendirilen çuval içindeki görüşlerin ve önerilerin yanında yer aldılar... Sırf muhalefet olsun, sırf marjinal olsun diyerek... Gazete sayfasında yer alamayanlar dinci medyanın içinde kendilerine verilen köşelerde sol geçmişe ve ateist olduğu bilinenleri ihbar etmeye kadar işi ileriye taşıdılar. Hatta bir bölümü dinciler ile birlikte kol kola el ele toplantılar düzenledi.. Dinciler ile birlikte aynı gazetenin sayfasını paylaşmaktan tereddüt bile etmediler, sırf muhalif gözüktükleri için... Amaca giden her yol mubah diyen dinciler ile aynı görüntü çizdiklerinin farkına bile varmadılar, çünkü muhalif olmak ve muhalefete kalmak her muhalif gözüken ile dayanışmak ve aynı zeminde olmak olarak algıladılar.

Ülke uzun süredir torbalar ile idare ediliyor... Torba yasalar, torba medya, dört eğilim bir yerde toplanma alışkanlığı 12 Eylül ürünü olduğunu gözden kaçırdılar ve o ürüne gönüllü katıldılar...

Bugün de muhalif medya diye kurulan tüm medyalara bakın bu dört eğilim iktidar gibi yan yana, sayfa sayfa bakıyor... İktidarın gölgesi olan bu anlayış sadece iktidara dolaylı veya doğrudan destek vermiştir...

Kendi duruşunu netleştiremeyenlerin bir çuval içinde kendisini tarif etmesi bu döneme uygun bir süreçtir...

Muhalefet, eğer iktidarın yan değneği ise o ülkede iktidar her daim güçlü olarak kalır...

Bir çuval içinde muhalefet yaptığını düşünenlerin temel sorunu ideolojik alt yapılarının yeteri kadar olmaması ve hiç bir zeminde kendisini ifade edebilecek kadar o zeminde kalmamasıdır...


İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.