Galata Gazete


18 Nisan 2017 Salı

Beklentiler soğuk suya düştü…

Beklentiler soğuk suya düştü…

Şimşek gri havanın buğusu altında çaktı, bulutların arsından fırlayan ışık kıvılcımını gök gürültüsünün takip etmesi gerekli, ama ne gök gürledi ne de başka şimşek...

Hava kapalı ve griydi, yağmur yağacak diye bekledik, bekledik, ne çiçek açtı, ne de güneş…

Gri olmuştu yaşantımız...

Ne tam zifiri karanlık ne de aydınlık, gölgesi olmayanların ülkesinde gölgesiz dolaşan insanlardık her birimiz...

Beklentilerimiz boşa düşmüştü...

Ortada kazanan yok aldatanlar var, aldanmış gibi yapanlar…

Maaş bordrosu dışında hiç bir şeye sadık olmayanlar her şeyi para karşılığında satabilir. Parayı verenin düdüğünü “pardon” zaferini ilan ettiği günleri yaşamaktayız…

Ben yaptım oldu sürecindeyiz... Rejim tartışması bitmiştir...

16 Nisan referandum sonucu ulus devletinin resmi olarak ortadan kalktığının ilanından başka bir şey değildir...

Şirketlerin çıkarları halkın çıkarının üstündedir... Artık şirketler devletten almış oldukları ihaleler ile doğayı, insanı yağmalamaya devam edeceklerdir. Doğa için kavga edenlerin mahkeme önlerinde her zaman yenilgi ile ayrılacakları günler doğal karşılayacağımız günler olacaktır, çünkü tek iradenin her şeye karar verdiği yerde, karar verecekler tek iradenden gelecek işarete göre görüşlerini biçimlendireceklerdir…

Tarih bize solcuların tahminlerinin genelde tutmadığını ilan eder, sistem o kadar kıvrak ki, solcuların tarih çizgisi yönünde ki tahminlerini boşa çıkardı gibi gözüküyor… Ama bu algı sadece kavgada taraf olanların geniş kitleleri yanıltmak adına kullandıkları bir psikolojik stratejinin sonucudur… Solcular doğru tahmin yaptı ama hile ile baş edemedi ve açıklanan ‘resmi sonuç’ onları yalancı çıkardı...

16 Nisan ülkemiz tarihi içinde önemli kırılma noktalarından sadece biridir. 12 Eylül kırılmasından sonra ülkemize biçilen role uygun olarak yeniden devlet denen mekanizmamız yapılandırılacak... Liberal ekonominin son noktası kaçınılmaz diktatörlüktür... Şirketlerin çıkarları halkın çıkarının üstün olduğu yerde şirketler en özgür ticari faaliyetlerini köle toplumlarda yapar... 

Atı alan Üsküdar’ı geçti, demek artık somut at filan düşünmeyin ama bende ki çağrışımını yazayım tecavüze uğrayan tecavüze uğradığı ile kaldı demek...

Örgütlü güç karşısında hilenin başarı şansı yoktur...

Yapılan haksızlıkları unutmayacağız demek yerine ne zaman hesap soracağız olması gerekmez mi? Pasif siyaset bize unutmamızı söyler…

“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” diyen özeleştiri yapmak zorunda...

Adamın biri tecavüz etti, üzerinden kalktı ve dedi ki beni sen tahrik ettin... Gel şimdi bu adamı şikayet et, çünkü güçlü o, güçlüyü koruyan ve haklı gören bir gelenek var... Artık olay çözdük, sorgulanacak bir şey yok diyen amirlerin ülkesindeyiz...

Devletin orantısız sağladığı tüm olanaklar ile %50 oyu alan bir lider lider olamamıştır... Ülkenin yarısı ellerinde tüm olanaksızlıklar içinde karşı olduğunu ve kabul etmediğini ilan etti...

Örgütsüz her adım yenilgiye mahkumdur... Hazırlıksız kavga sonucu katliamdır...

Cepheleşme politikası ülkemizi bütün olmaktan çıkarmıştır... Köyleri, ilçeleri hendek bahane edilerek düzleştirilen yerlerde yaşayanlar devletin tüm baskısına, politikasına ve tüm olanaklarına rağmen hayır demişlerdir... Seçimlerini net olarak yapmışlardır... Orada ki “hayır”ın anlamı meşrudur ve onların her istekleri bu meşru zemin üzerinden tartışılmaya açıktır...

Mastürbasyon yapılarak çocuk sahibi olunmaz ama sperm veya yumurtaları bir yerde biriktirip steril ortamda birleştirilirse çocuk olur... Son yıllarda yapılan tüm seçimler sanki bu steril ortam ürünü sonuçları gibi geliyor bana...

İlk defa bu referandum çalışmasında mastürbasyon yapmadan dişi ve erkeğin gerçek birleşiminden çocuk olunacağını (ana rahmine düşeceğini) yeniden anımsatan atmosfer oldu…

Hayat her seçim sonunda devam eder, dünyanın sonu değildir… Şartlar daha da zorlamış olsa da kavga devam eder...


İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.