Galata Gazete


7 Eylül 2026 Pazartesi

Kutsal Devletin "Görünmez" Kadınları

Kutsal Devletin "Görünmez" Kadınları

Gülistan Doku cinayetini hepimiz bir şekilde okuyoruz. Benim anladığım; kendisini devlet yerine koyan, "astığım astık" diyen bir zihniyet var. Bu, "tüm kadınlar benim cariyemdir" diye bakan bir anlayışın ortaya çıkardığı bir cinayettir. Kadın bu duruma itiraz etmiştir. "Neden beni izliyorsunuz?" dediğine göre ortada ısrarlı bir taciz mevcuttur. Fail, Dersim sokaklarında cariye olabilecek kadın arayışındadır. Devletin gücünü ve şiddetini; kendi egosu, arzusu, hükmetme ve yönlendirme dürtüsüyle birleştirmiştir. Bu cinayet; itirazı kabul etmeyen tacizci, tecavüzcü bir gencin, ailesinden aldığı özgüven ve güç ile işlediği bir suçtur!

Üstelik bu olay, devletin "astığım astık, kestiğim kestik" davrandığı bir süreçte yaşanıyor. Dönemin karakterine göre "her ölüm bir anarşi ve terör" sorunu olarak görülüyor; üstü kapatılıyor ve davalar açılmıyor. Gülistan Doku cinayeti, bir anlamda Dersim sokaklarını kirleten ve kadınlarını aşağılayan bu üstten bakışın, baskın ve devlet tarafından korunan Sünni inancın bir ürünüdür.

Ortada devlet destekli nefret söylemlerinin geliştiği bir ortam vardır. Bu anlayış, Alevi cemlerine "mum söndürdüler" diye bakmakta; bir anlamda imrenerek ama bu nefret söylemini içten bir kıskançlıkla yapmaktadır. Onlara göre bu cemler; evli, bekâr, reşit olmuş veya olmamış ayrımı yapmayan, toplu seks yapanların yeridir. İşte bu fesat ve nefret söylemini besleyen bir anlayış içinde yetişen bir genç, Kürt ve Alevi bir kıza yukardan bakmaktadır. "Nasıl olsa o yollu" diye düşünmüştür. Fazla ısrar etmeden onunla birlikte olmak, anın heyecanını ve eğlencesini yaşamak isteyen ergen bir gencin işlediği cinayettir bu.

"Ya benim olacaksın ya da kara toprağın!"

Bu cinayet; "Ya bana cinselliğini vereceksin, kulağıma hazzın nefesini üfleyeceksin ya da son nefesini verip kara toprağın olacaksın" bencilliğinin ürünüdür. Katilin bu eylemi tek başına işlemediği ortadadır. Amaç sadece cinsel birleşme değildir; toplu seks yapmak ve arkadaşına "Bak, benim gücüm ve kudretimi görüyorsun" havasını atmak da vardır. Bu durum, "Ben senden üstünüm; çünkü devlet benim ve yaptığımdan dolayı kimseye karşı sorumlu değilim" sözünün sessizce söylenmiş halidir.

Devletin birincil düşmanı Kürtlerdir. Arkasından Aleviler, son sırada da komünistler gelir. Gerçi tarihsel süreçte ve atmosfere göre bu sıralama değişir. Dersim bu üçünü de içinde barındıran bir "çıbanbaşıdır." Bu zihniyete göre, Dersimlilerin başına gelenler normal insanların başına gelmez. Onlar için Dersimliler, "kuyruklu ve kıllı" yaratıklardır. Bu bakış açısı, karşıdakini insan değil, hayvan olarak gören bir anlayışın yansımasıdır.

— Tarihsel not: Dersim hareketi başlarken, devam ederken ve sonunda dönemin Cumhuriyet gazetesinde Dersimlileri kıllı ve kuyruklu olarak tanımlayan kelimeler mevcuttu. O dizi yazısı bugün ibretlik olarak tekrar basılmalıdır. Sonuçta bir açılım varsa, geçmişin nefret söylemleri de yüzleşilmeye açılmalıdır. —

Bu olay; genç bir kadının öldürülüp cesedinin taşındığı bir trajedidir. Faili meçhul cinayetlerde çokça kullanılan yöntemlere uygun şekilde gömülmüştür. Dersim dereleri ve kuytulukları, içinde cesetlerden kalan kemikleri saklar. Ortaya çıkarılmamış ne kadar çok cinayet, katliamların bıraktığı ne kadar çok yüzleşilemeyen acı vardır. Dersim'de acı ve gözyaşı bir kader gibi sunulur; çünkü devlete göre onlar birer "çıbanbaşı", kadınları ise değersizdir.

Bu cinayet, "Her erkek istediği kadına teklif eder ve onunla yatar, çünkü Alevi kadını biraz meşreptir" şeklindeki çarpık bakışın bir sonucudur. Gülistan Doku cinayeti, devletin Alevi kadınına bakışının son örneğidir. Devam eden dava, bu bakışın teşhir edilmiş halidir.

Kısacası Gülistan Doku cinayeti Dersim'de işlendiği için devletin Alevi toplumuna bakışının son ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Van'da işlenen başka bir kadın cinayeti daha vardır. Orada Kürt bir kadının başına gelenler; uyuşturulması, tecavüz edilmesi, sonra da öldürülüp atılmasıdır! Bu kadın da erkek egemenliğinin ve o üstten bakışın kurbanıdır. Bu zihniyet, kadınları erkekler için bir hediye olarak görür. Onları canlı ve duygusu olmayan, sadece seks için yaratılmış birer cinsel obje olarak kabul eder.

Rojin Kabaiş cinayeti; egemen devlet anlayışının ortaya çıkardığı erkek bakış açısının, Kürt bir kadına yansımasıdır. Orada mezhepsel bakış açısından ziyade Kürt olmasının getirmiş olduğu dolaylı bir yansıma vardır. Belki katili Kürt de çıksa, o Kürt devletin istediği Kürt’tür; aslını inkâr eden, aslına her türlü eziyeti reva gören bir üstten bakış açısına sahiptir. Sonuçta cinayeti işleyenin etnik kimliğinden daha önemli olan; onun nasıl eğitilmiş olduğu ve devletin kabul ettiği resmi tarih ile nasıl biçimlendirildiğidir.

Kadın cinayetleri, hiçbir ayrım olmaksızın egemen bakışın kadınlar üzerindeki şiddetidir. Bu yüzden bu cinayetlerin hepsi siyasidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.