Denetimsizlik Bir Suç Ortağıdır
Aylardır Amerika’da ortaya serilen çocuk istismarı, satılan
kadınlar, seks partileri için yapılmış adalar, özel seyahatler, Antalya’da bir
otelde “eğitim” gören seks işçileri… Hepsi sanki ilk defa ortaya çıkıyormuş
gibi davranılıyor ama öyle değil.
Bu ülkede para vermeden, zorla ama sesini çıkaramayan
çocukların, kızların, kadınların, göçmen kadınların olduğu gerçeğini hepimiz
biliyoruz. Köle yapılmış, pasaportu, kimliği elinden alınmış insanlar var.
Tarikatların yurtlarında, çocuk yuvalarında, sığınma evlerinin kapısının önünde
satılanlar; satılmayıp sadece orada çalışanlar tarafından taciz edilenler var.
Bu taciz edenlerin Meclis’in lokantasının mutfağına kadar yaygın olduğu gerçeği
var.
Bu pisliğe ilk kez batmıyoruz.
Sadece her seferinde daha derine batıyoruz.
Başımız dik geziyorsak eğer, bu pislikte nefes almak için
burnumuzu pisliğin dışına çıkarma ihtiyacındandır.
Amerika’ya bakarken ülkemize de bakın, çevrenize bakın. Her
gün bir kadını öldüren erkeklere, çete savaşlarında kurşunlanan yerlere bir
bakın. Tacizin, yağmanın, haksız el koymanın haritasını bulursunuz. Bunlar
devletin istatistiklerine girer ama açıklanmaz, çünkü görünür olması istenmez.
Neden? Çünkü siyasi irade bundan faydalanıyor. Faydaladığı için istatistiklerin
bile yayımlanmasına izin verilmez; ne kadar çok bokun içine battığımız, ne
kadar çürüdüğümüz ortaya çıkmasın diye.
Denetimsizlik burada bir eksiklik değil, bir tercihtir.
Çünkü denetim başlarsa suç yalnızca failde kalmaz; onu
koruyanlara, susanlara, üstünü örtenlere kadar uzanır.
Geçmişte bir Amerika başkanı bir kadına tecavüz ettiği için
yargılandı ve ceza aldı; çünkü orada güçlü bir denetim mekanizması var. Peki
bizde? Sıradan bir devlet dairesinde ya da bir gazetenin sıradan bir yetkilisinin,
bir haber spikerinin dahi yanında kendisinden aşağıda olana taciz ettiği ortada
değil mi? Otoparklarda tacize uğrayan stajyerler, yeni işe başlamış kadının
memesini sıkan müdürler, eteğinin altında ellerini dolaştıran yöneticiler bu
ülkeye yabancı mı?
Evet, seks için ada satın alanlar var. Bu ülkede ada satın
alınmamış olsa dahi yazlık, otel, pansiyon daireleri alındığı gerçeği ortada
değil mi?
Evet, erkek egemen düşüncenin olduğu yerde; o erkekte para
ve yetki varsa, denetimsiz olarak kendisinden aşağıda olanı köleleştirir, onu
kendisine hizmet eden bir seks işçisi olarak görür. Bırakın sağı solu, en
yakınıza bakın. Erkek, kadını sadece bir eğlence malı olarak görür; satın alır
ya da geleneksel olarak el koyar. Gönül rızası mı var hani o “gerdek gecesi”
denen şeyde? Kan gelmezse erkek, kadını baba evine gönderme hakkına sahiptir
geleneklere göre.
Erkek egemenlik yalnızca evde değil; kurumlarda,
üniformalarda, makamlarda korunur.
“İtibar” denilen kalkanla.
Çocuğun ilk cinsel deneyiminin aktörü olmak isteyen
sapıkların hâkim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Fakir ülkelerden çocuk
götürüyorlar onlara; pazarlanıyor, biri köle gibi. İlk gece sonrası o kız
çocukları, yazlıkta yaz tatili bitince sokağa bırakılan köpek gibi bırakılıyor.
Sokağa düşenin dostu olmaz, müşterisi bol olur.
Bütün bunlar denetimsizlikten ibaret değil. Denetimsizlik,
bu düzenin işine gelen bir sonuç. Çünkü denetimi yapanlar da aynı erkek egemen
düşüncenin içinden konuşuyor. Gücü elinde tutan, kendisini sorun olarak görmez.
Sorun; erkekliğin, gücü hak sanmasında. Yetkiyi sahiplik,
kadını ve çocuğu kullanım alanı olarak görmesinde. Bu yüzden suç gizlenmez;
meşrulaştırılır. Üzeri örtülmez; normalleştirilir.
Bu düzen utanmadığı için değil, hak gördüğü için sürer.
Buna “gelenek”, “itibar”, “erkeklik”, “devletin bekası”
denir.
Denetim ancak bu zihniyet sarsıldığında anlamlı olur. Aksi
hâlde her mekanizma, gücü olanı korumak için çalışır.
Sorun bireyler değil, tek tek sapıklar değil. Sorun; gücü
elinde tutan erkek aklın, kimseye hesap vermemeyi doğal saydığı bir dünyadır.
Ve bu dünyada, insanlığa, doğaya ve evrene bakış değişmeden;
hiçbir istatistik, hiçbir yasa, hiçbir denetim gerçekten bir şeyi değiştirmez.
Çünkü kapitalist düşünce, yağma ve talan üzerinden kurulur. Hak gördüğüne zorla
sahip olmayı meşru sayar. Onlara göre; Para her şeyi satın alır; insanlık bile
bundan muaf değildir.
İsmail Cem Özkan