Özgürlüğün Askıya Alındığı Günler
Potansiyel suçlu görünenlerin tutuklanması, gözaltına
alınması olağan hâle getirildi.
NATO ilk defa zirve toplamıyor. Kurulduğu günden bugüne
kadar değişik ülkelerde zirveleri oldu. O zirveler, ülkenin güvenlik güçleri
ile NATO güvenlik güçlerinin zaman zaman iş birliğinin daha görünür hâle
gelmesidir.
Sonuçta dünyayı yöneten bir örgüt, kendi liderlerinden
birinin güvenliğini sağlayamamış olması büyük skandaldır. I. Dünya Savaşı'nı
çıkaran suikast, bir güvenlik zaafı ve liderin pervasızlığıydı.
Eğer liderlerden birine suikast yapılması planlanıyorsa, o
suikast planı; basit, lojistik ve istihbarat ağı olmayan örgütlerin yapacağı iş
değildir. Yani devlet gibi güçlü, örgütlü bir yapısının olması şarttır. Bundan
dolayı suikastların arkasında devletler aranır. Çünkü plan, koordinasyon,
tetikçiyi, eğer isteniyorsa kaçırma; yoksa teslim edip suikast işini sulandırma
gibi süreçler vardır. Mehmet Ali Ağca olayında bu yaşanmıştır. Kısaca, öyle bir
iki kişinin kafa kafaya verip dörtlü yol bulup çapraz ateş ile yapacağı iş
değildir. Çünkü suikastlar, hedef alıcı ve sonucu ile siyasi değişime ortam
hazırlayacak şekilde olmalıdır.
Olof Palme cinayetinin tetikçisi yıllar sonra ortaya
çıkarılmıştır. Ama o ortaya çıkarılan suikastçıya gelene kadar her türlü
olasılık ve o olasılıklara uygun soruşturmalar devam etmiş, sonuçta tetikçi
yakalanmıştır. Sonuçta, eğer istenmiş olsaydı baştan alınabilirdi. Ama bu
suikast bahane edilerek istihbarat örgütleri, kendi senaryolarına göre
istedikleri noktalara ellerini uzatmış ve ihtiyaçları olan bilgileri
toplamıştır. Yani bir bahane, çok şeyin kapısını açacak maymuncuk görevi görür.
Potansiyel protestocular her ülkede vardır. Her ülkede bu
protestocular için alan açılır ve oradan bağırmalarına, yumurta atmalarına izin
verilir. Liderleri rahatsız etmeleri de istenir. Çünkü onların bilmesi istenir;
alacakları kararların sonuçta itirazlarının olacağı gösterilir. Denilmektedir
ki: "Bakın, siz alacağınız karar ne olursa olsun, bu kararlardan
etkilenenler de vardır. Onları küçümsemeyin."
Kısaca, organize edenler amaçları doğrultusunda sonuç almak
için protestocuların bağırmasına ve onların belirli noktalarda olmalarına izin
verir.
Potansiyel protestocuların gözaltına alınıp tutuklanması ise
pek olağan işler değildir. Çünkü insan hakları içinde tanımlanmış bir
özgürlüğün yok edilmesidir. Bu da o ülkenin demokrasi düzeyini, özgürlüklere
bakışını ortaya koyar.
Bu noktada mesele yalnızca güvenlik olmaktan çıkar; hukukun
sınırları da tartışılmaya başlanır.
"Hukukun bittiği yerde tiranlık başlar." — John
Locke
Eğer bugün dünyada tiranlık hüküm sürüyorsa, bu durum aynı
zamanda insanlığın yeni bir hukuk düzeni oluşturma sürecinde olduğunu da
gösterebilir. Çünkü tiranlık, kendi karşıtını doğurur; hukuksuzluk, adalet
arayışını güçlendirir. Bu nedenle tiranlığın nihai sonucu, daha kapsayıcı ve
evrensel bir hukuk anlayışının ortaya çıkması olabilir. Belki de küresel
hukukun temelleri, tam da bu çatışmaların ve eksikliklerin içinden
yükselmektedir.
Uluslararası zirveler yalnızca güvenlik açısından değil,
ülkelerin kendilerini nasıl göstermek istedikleri bakımından da önem taşır.
Gecekonduların üzerine bez afişler asıp, bakımsız yollara
asfalt döküp bakımlı hâle getirmek; kısaca liderlerin geçeceği, konaklayacağı
alanlara rötuşlar yapılması, o ülkede özgürlüklerin, demokrasinin, insan
haklarına saygının, fakirlik ve gelişmişlik düzeyinin göstergesidir. Verilmek
istenen mesaj açıktır: Söylemlerden çok, hazırlanan görüntünün etkili olması
amaçlanır.
Yasakların yoğun olduğu ülkelerde liderler, uluslararası
organizasyonları iç kamuoyunda bir meşruiyet aracı olarak kullanabilir. Böylece
dış dünyadan gelen ilgiyi kendi yönetimlerinin başarısının kanıtı gibi sunmaya
çalışırlar. Bu da "asrın lideri" benzeri söylemlerin dolaylı biçimde
güçlendirilmesine hizmet eder.
NATO bir siyasi/askerî organizasyondur. Görevi, dünyada
sisteme karşı gelişecek olan potansiyel tepkileri/hareketleri ortadan
kaldırmaktır. Yani NATO, emperyalist devletlerin çıkarını koruyan, güvence
altında kalmasını sağlayan bir siyasi organizasyondur ve aldığı her karar
siyasidir.
Siyasi organizasyon içinde yer alan her devletin istihbaratı
güçlüdür. Rötuşlara bakmaz; zaten özünü, yani röntgenini çoktan çekmiştir.
Sonuçta protesto etme hakkı insan hakkıdır. Ama bazı
ülkelerde insan hakkı yoktur; olup olmaması da zaten liderleri rahatsız etmez.
Ankara, NATO zirvesi için yeniden biçimleniyor. Yeni
havalimanı, yeni rota, yeni duvar resimleri, büyük ekranlar... Kısaca,
Ankara'da uçan kuştan, düşen yapraktan haberi olan bir lider söz konusu olduğu
imajı verilecektir.
Sonuçta kendi muhalefetine ayar veren lider, potansiyel
tehdit olarak gördüklerine özgürlük verecek değildir elbette ve bundan hiçbir
NATO ülkesi rahatsız dahi değildir.
Bir ülkenin gerçek vitrini, liderlerin geçtiği caddeler
değil; vatandaşlarının itiraz edebildiği meydanlardır. Özgürlüğün askıya
alındığı günler, yalnızca bir zirvenin değil, demokrasinin de sınandığı
günlerdir.