Galata Gazete


22 Haziran 2017 Perşembe

Projelerin dayanılmaz hafifliği!

Projelerin dayanılmaz hafifliği!

Projeler konusu çok yeni bir kavram olmasına rağmen sanki kırk yıldır varmış gibi algılanıyor ama kırk yıl önce proje bizim ülkemizde yoktu ama başka yerlerde ilk denemeleri oluyordu, bilgiler toplanıyordu. İlk projeler masum gibi gözüküyordu, fakat sonrası G. Soros gibi liberal ekonominin fikir ve finans babalarının elinde bir silaha dönüşüyordu.

Ulus devleti artık var olan gerçekliği taşıyamıyor, gelişmekte olan piyasaların ve şirketlerin önünde sistemin çarkına engel oluyordu. Kapitalist sistem bir sıçrama yapmak zorundaydı, çünkü ulus devletin oluşturmuş olduğu sosyal devlet kavramı sistemin içinde sorun oluşturmaya, küreselleşen piyasanın önünde ki en büyük engel olmaya başlamıştı. Gümrük duvarları yıkılmalıydı, ilk büyük deneyim sömürge devleri birliğinin dışında Avrupa’da Ekonomi Birliği adı altında Fransa ve Almanya arasında ilk çekirdeği atılmıştı. Daha sonra Avrupa Birliğine dönüşecek olan ekonomik birlik ilk olarak ulus devletinin olanakları içinde reform hareketi gibi başlamıştı, önemli deneyimler bu ilk oluşumdan çıkarılmıştı. ‘Yeni Dünya Düzeni’ için ideal birlik bu düşüncenin altında filiz vermiş ve AB olarak olgunlaşmıştı.  Avrupa birliği ihtiyaca cevap olarak sistemin üretmiş olduğu çözüm yollarından biriydi ve kapitalist sistem için önemli bir sıçrama alnıydı. Daha sonra AB deneyiminden çıkılarak kıtalar içinde ülkeler arasında gümrük birlikleri kuruldu ve halen de kurulmaya ve ayrışmaya devam ediyor…

Liberallerin en büyük zaferi Reagan - Thatcher ikilisinin iktidarı döneminde olacaktı. Onları zafere taşıyan ve doruk noktasına çıkaran Sovyetler Birliğinin tarihte ki yerini almasıdır. Peki, nasıl olmuştu da bu ikiliyi zafere götüren şey aynı zamanda ulus devletini de ortadan kaldırdı? Projeler işte bu dönemin ürünü olarak ortaya çıkmış ve doktrinlerin yerini almıştır. Eskiden ABD başkanlarının doktrinleri olurdu ve yayınlanırdı. Bunlar aynı zamanda sistemin ihtiyaç duyduğu çözüm yollarının da haritasını çizerdi. Nasıl bir dünya arzuladıkları ve ne gibi eylemler yapacaklarını tahmini olarak ortaya koyardı. İstihbarat bu belirlenen haritaya göre çalışır, gerek gördüğünde kamuoyu oluşturmak için eylemlerin içinde yer alırdı. İran’da Şahı iktidar taşıyan darbe CIA’nın ilk uluslararası başarısı olarak artık bugün genel kabul gören bir gerçekliktir. Deneyimler sistem için ileride atılacak adımları belirliyordu. Fakat Reagan – Thatcher ikilisinin neoliberal politikaları ve devletin ulusal alışkanlıklarının dışına çıkan devleti küçülten eylemler projelerin hayata geçirilmesi için artık fırsattır. Devlet istihbarata için eskisi gibi büyük paralar harcamayacaktır, daha ucuza ve gönüllü istihbarat elemanlarını projelerde çalışanlar sayesinde elde edecektir… vakıflar değişik fonlar adı altında her ülkede birden projeler yapılmaya başlandı. Sovyetler ve doğu blokunu ortadan kaldıracak olan ve sonra renkli devrimlere adını veren projelerdir. Portakal, orange, kadife devrim diye anılan geriye dönüşler ve aynı zamanda büyük bir insanlık dramını anlatan süreç projelerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Üstelik o güne kadar projelerden bir haber yaşayan toplumlar artık proje ile yatıp proje ile kalkar olmuştur. Proje yazma kursları, proje takibi ayrı bir sektör olarak ortaya çıkacaktır. İhtiyaca uygun yöntemleri anlatan her şey piyasada alınır satılır ve gelir getiri konuma dönüşecekti.

Projeler bu kadar yeni bir olgu olmasına rağmen o kadar kanıksandı ki sanki yüzyıldır varmış gibi algılanıyor… projeye karşı olduğumu söylediğimde eski sol tepkisi diyerek küçümsenmeye çalışılıyor ki, yetmişlerin olduğu dönemde proje yoktu. Bugün proje var ve ne için kullanıldığını bilecek kadar deneyim sahibi oldum, çünkü ilk proje çalışmasını Almanya’da kullananların kimlere nasıl bilgi taşıdığını pratikte görmüştüm. Doğu Almanya tarihe karıştığında proje yapanalrın emeğinin yadsınamayacağını yıllar sonra bu işe para yatıran Soros açıklayacaktı.

Şu anda Ortadoğu’daki siyasi yaşamı, savaşları ortaya çıkaran proje Büyük Ortadoğu Projesidir. Uluslararası ölçekte projeler, projeye para veren, yönlendiren şirketler ve devletlerin çıkarına hizmet etmektedir. Projeyi veren düdüğünü çalar ve çaldırır…

Projelere neden karşı olduğunu tarihi çizgisine bakarak zaten anlaşılmıştır ama yine de başlıklar altında değineyim;

Projeler ve taşeron işçilik örgütlü olmayı ortadan kaldırır. Siyasi talep yerine ekonomik talep üzerine konuşurlar...

Taşeron çalışma ile proje yapmak arasında hiç fark yoktur... Her ikisi de çalışma hayatına sermaye lehine duruş demektir.

Projeyi iş gibi gören ya da yaşam biçimi haline getirenler aslında çalışma hayatından kaçan işçi olmaktan utanan bireylerdir.

Proje yaptığı için övünenleri görünce ben onlar adına utanıyorum... Ne yaptığının bilincinde ama çıkarı görme diyor…

Proje yapanlar genelde kendilerini pazarlar...

Proje yapanlar genelde kibirli olurlar…

Liberalizmin nimetlerinden yararlananlar ya da proje yapan solcular ister istemez sistemin kirine bulanmıştır.

Proje çalışanları mevsimlik işçi gibidir. Proje devam ettiği sürece harcayacağı parası olur. Aslında onlar gizli işsizdir. Beyaz yakalı mevsimlik işçi, tıpkı özel üniversitelerde çalışan dönemsel akademisyen gibi.

Proje yapanlar bir anlamda taşeron istihbaratçıdır, çünkü parayı verenin amacına uygun bilgi toplar, analiz yapar parayı verene rapor olarak tüm aşamaları ayrıntılı olarak verir. Ucuz istihbarattır ve yasaldır.

Son olarak  mekansal alana dokunayım dedim, çünkü her proje sunumu nedense lükse toplantı salonlarında olur, acaba otel sahibi olanlar bir anlamda kendilerini kayırmış oldular! ABD başkanı bir otel sahibi olduğunu düşününce…

Projeler verimlilik esaslarına uygun olarak “time management”  olarak planlanır ve ona göre tasarruf yapılması istenir. En kısa zamanda, en az masrafla en çok verimlilik projelerin finansı için istenen ön koşuldur… Buna en çok gönüllü olanlarda nedense solcular oluyor, işte bunu anlamakta zorlanıyorum! Geçici bir iş için bu kadar yüksek performans, başka iş ile uğraşsalar daha verimli olur kendi anlayışları yönünde… Demek ki öyle bir dayanılmaz çekiciliği var ki, solcular proje yapmak için birbirini bile çiğner konuma gelmiş!


İsmail Cem Özkan  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.