Galata Gazete


3 Haziran 2017 Cumartesi

“The Turn of the Screw” (Kötülüğün Döngüsü)

 “The Turn of the Screw” (Kötülüğün Döngüsü)

Henry James'in 13 Ekim 1898 yılında yazdığı roman Operaya 1954 Venedik Biennale tarafından verilen siparişe göre uyarlanmış ve prömiyeri 14 Ekim 1954'de Teatro La Fenice, Venedik'te sahnelenmiştir. Bu operanın ilk orijinal ses kayıtı da aynı yıl yapılmıştır. Prömiyer de ve ilk ses kayıtları için orkestra şefliğini eserin bestecisi Benjamin Britten yapmıştır. 

19. yüzyılın herhangi bir yılında Londra’da bir parkta kızıl yaprakların yeryüzünü kapladığı zaman diliminde bir bankta bir kadın oturmaktadır. Sessizdir park. Sislerin hakim olduğu kasvetli bir sabah saati gibidir. Bir anlatıcı olayı anlatmaktadır. Parkta bir adam gelmiş ve kadın ile bir anlaşma yapmaktadır. Kadının mesleğini mürebbiye olduğunu söyler anlatıcı, çünkü onu tanımaktadır ve onun hikayesini izleyeceğiz sahnede… 

Mürebbiye tecrübelidir, işini iyi yapan ve bilendir. Bir anlaşmaya varırlar. Londra’dan ayrılıp Bly adlı malikaneye gidecektir. Şehrin dışında varlıklı ailelerin oturduğu bir ortaçağ malikanesidir. Orada yaşayan annesi ve babasını kaybetmiş iki çocuktan sorumlu olacaktır. İki öksüz çocuk. İyi eğitim almış oldukları aşikardır. Fakat mürebbiye’den bazı istekleri vardır anlaşma yapanın. “Çocuklarla ilgili herhangi bir haberi bir mektupla amcalarına göndermeyecektir; Bly Malikanesi'nin geçmişi ile hiç ilgilenmeyecektir ve çocukları hiçbir şekilde bırakıp işini terk etmeyecektir.”

Mürebbiye bu şartları kabul ederek yola çıkmıştır. Endişeleri ile yola çıkmıştır ama malikaneye vardığında kurduğu bütün endişelerin boş olduğunu karşılamada yaşadığı sıcak anlar ile kafasından atar. Korku yerini sevince, endişenin yerini güven almıştır.

Kahya kadın Mrs. Grosse çocuklar ile ilgilenen ve görevini tam yapan biridir, gelen mürebbiye ile ilk temasta sıcak ve dostane bir ilişki içine girer. İlk görüşme sanki ona uzun yıllardır görüşemediği dostunu buluşturur gibidir.

Mürebbiye korkularının ve endişelerinin yok olduğunu bu sıcak karşılama sonunda Mrs. Grosse’a açıklar. Artık işinin başındadır.

“Bazı şeyler asla saklı kalmaz...”

Miles'in gittiği yatılı okuldan bir mektup gelmiştir ve bu mektupta hiçbir belirtilen neden gösterilmeden Miles'in diğer öğrencilere tehdit oluşturduğu için onun okuldan atıldığı ifade edilmiştir. Mürebbiye Miles'in, ve kızkardeşi Flora'nın, masum çocuklar olduklarına ve hiçbir kötülük yapmalarının mizaçlarına uymadığına inanmıştır ve Mrs. Grosse ile konuştuktan sonra Miles'in okuldan ihraç edilme mektubunu ciddiye almamaya karar verir.

Her şey yolundadır ama bir gece yarısı pencerenin önünde bir siluet oluşur ve kaybolur. Korkar, çünkü çalışanların dışında başka bir siluettir. Farklıdı

r. Kafasında sorular oluşmaya başlar, çünkü geçmişin bir yansıması mıdır, yoksa kafalarda yaratılmış bir geleneğin hayat bulması mıdır? Hayaletler, kötülükler kasveti ortamın oluşturmuş olduğu bir masal mıdır yoksa gerçek midir?

Kısa sürede olay ile yüzleşir ve masallarda olanın gerçek olduğunu görür. İlk tepkisi yüzleşmektir. Çocukları her şeye rağmen koruyacaktır. Mücadeleci biridir ve kavgaya hazırdır. Çünkü hayaletler Çocukları İstismar etmekteler. İki çift ruh: Peter Quint ve Miss Jessel. İki şeytani ruh, huzura kavuşamamış ve öldükleri yere geri dönen iki huzursuz ruh! İki ruh çocukların ruhlarına sahip olmak isterler… Bu çatışmada çocuklar ruhlar ve mürebbiye arasında kalmıştır.

Çocuklar gizlice ve sürekli hayaletler ile irtibata geçmeye başlarlar. İroniktir ki burada "tecrübeli" olan Miles ve Flora , "Masum" olan mürebbiyedir. Oyun ilerledikçe mürebbiye "tecrübe" kazanmaya başlar ve içinde bulunduğu durumu daha iyi kavrar. Bunu şu sözlerinden de daha iyi anlayabiliriz

Mürebbiye; “Kendi labirentimde kayboldum
Gerçeği göremiyorum
Sadece kötülüğün üzerime ittiği sisli duvarlarla sarıldım
Kendi labirentimde kayboldum
Gerçeği göremiyorum
Masumiyet beni çökerttin
Hangi yöne dönmeliyim
Kötülük hakkında hiçbir şey bilmiyorum, ama korkuyorum
Onu hissediyorum, daha kötü hayal ediyorum.”

Mürebbiye odasında hayaletlerin malikaneyi ellerine geçirmelerinden endişe etmeye başlamıştır. Endişelidir ve endişesini dağıtacak olan şeyde mücadeledir. Çocukları yalnız bırakmayacak ve onlar ile birlikte bu şeytani ruhlardan kurtulacaktır.

Hayaletlerin her şeyi kontrol alamadıkları inancında olan Mürebbiye çocukların amcasına o akşam bir mektup yazarak durumu ayrıntıları ile anlatır. Fakat mektup yerine hiçbir zaman gitmeyecektir. Peter Quint Miles’i etkisi altına alacak ve mektubu yok etmesini sağlayacaktır. Ruhlar çocuklar üzerinde ki baskısını artırmıştır. Baskıya karşı direnç ve inançta artmıştır.

Mürebbiye, kahya Mrs. Grosse ile artık birlikte davranmaktadır. Mektubun alınmasını itiraf etmesi ruhların yok olması anlamına geldiğini anlarlar.

Yüzleşme kaçınılmazdır…

Miles bu yüzleşmede artık kilit noktadır. Çünkü mektubu alan ve ruhun verdiği görevi yerine getiren odur. Kasvetli bir sabah günü bu yüzleşme kaçınılmaz olarak gerçekleşir.

Miles, 'Peter Quint, seni şeytan!' diye çığlık atıp suçunu itiraf eder. Kendi ismini duyan hayalet ortadan kaybolur ve Miles da mürebbiyenin kucağında can verir. Ölü çocuğu kucağında tutan mürebbiye yasını anlatan bir ağıt söyler. Kendi davranışının da doğru bir iş olup olmadığını kendi kendine soruşturmaya başlar.

"Söylenmesi, çalınması ve dinlenmesi zor, alışkanlıklarımızı zorlayan"  bir operayı seyrederken sahnenin üç boyutlu olarak derinliğine değişimi, kasvetli havanın ve yüzleşme sahnelerinin o mükemmel görüntüsü karşısında birden olayın içinde ve sahnede yaşananlar ile bütünleşmiş halde hissedebilirsiniz, çünkü görüntü ve müzik sizi ister istemez olayın içine alıp farklı bir yolculuğa çıkarmaktadır…

Çocuk istismarının birçok yönü bulunmaktadır ama bu yönlerden bir tanesi ile yaratılan masalımsı dünyanın içinde ki imgeler ile yapmaktayız. Dekor tasarımı, kostüm ile iç içe geçmiş bir bütünlük olarak karşımızda dururken, ışığın rolünü hemen fark ediyorsunuz, çünkü dekoru daha da büyük ve ihtişamlı gösteren ışıktır, ışığa müzik eşlik eder. Çünkü o dünyanın görkemli şölenine sizi ruhen kanatlandırıp götüren müziktir. Oyuncular bu bütünün içinde sesleri, mimikleri ve hareketleri ile seyirciyi koltuğundan alıp farklı bir dünyaya taşımaktadır. Üç duvarlı sahnenin duvarsız olan yerinde yer alan seyirci o evrenin kopuk parçasını tamamlamaktadır. Evrenin sınırı yoktur, bir bütündür ve o bütünü her bir parçası olması gereken yerde olması gereken görevini yapmaktadır. Kusursuz, pürüzsüz ve sadedir. Elbette operada olması gerekenler hayat bulmaktadır, insanlığın ne kadar muhteşem bir varlık olduğunu ve birikimini nasıl bir şekilde estetik olarak sunabileceği ve kültürünü taşıyabileceğine şahitlik etmekteyiz. Sokaklardaki karanlık ve basık havanın birkaç saatlikte olsa dağılmasına ve geleceğe umut taşımasına bu muhteşem şölenin de payı vardır. Çünkü karanlığı ancak güzellikler yok edecektir, her ne kadar trajedi içinde ki dram ile bize umutlu bir son vermemiş olsa da. Miles son nefesini ruhlardan kurtulduğu an vermiştir ama yaşam devam etmektedir ve o malikane artık ruhlardan kurtulmuş ve özgürdür…

Kavga kendi çocuğunu ilk önce toprağa düşürmüştür…

İsmail Cem Özkan


 “The Turn of the Screw” (Kötülüğün Döngüsü)
Henry James
Operaya uyarlayan: B.Britten
Orkestra şefli: Can OKAN
Dekor tasarım: Efter TUNÇ
Kostüm tasarım: Ayşegül ALEV
Işık tasarım: Cem YILMAZER
Anlatıcı / Peter Quint rolünü Ahmet BAYKARA,
The Governess (Mürebbiye) rolünü Ayten TELEK,
Miss Jessel rolünü Özgecan GENÇER,
Mrs.Grose rolünü Elif T. TEKIŞIK,
Miles rolünü Ali AYAZ,

Flora rolünü Sevim ZERENAOĞLU canlandırıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.