Galata Gazete


9 Ekim 2026 Cuma

Halk Finansmanlı Örnek İnsan Projesi

Halk Finansmanlı Örnek İnsan Projesi

AKP, örnek Müslüman kadın olarak yetiştirdiği kişi hakkında, ‘fon dolandırıcısı’ iddiası üzerine ne yaptı dersiniz?

Partiden uzaklaştırma?

Hakkında ceza davası açılması mı?

Dosyayı zamanaşımına bırakacak sözde ifade almaları mı?

Bir dönem gözden uzak tutup unutulmasını sağlamak mı?

Peki, bu örnek insan nasıl örnek oldu?

Bir dönem başörtüsü davası vardı. Türbanlı kadın öğrencilerin okuma hakkı, elinden sözde “laik”, özde Kemalist seküler yaşamı benimsemiş, kafalarındaki örümcek ağları ile yeni örümcek ağlarının oluşumuna katkı sunan bir tepki üzerine kuruldu.

Bir şeyin reddi aynı zamanda savunulmasıdır.

Sert karşılık, sert direnç ve sert karşı cepheyi oluşturur.

12 Eylül darbesini yapan Kemalist anlayış, ulus devletinin yıkılışını kendi elleriyle gerçekleştirdi ve siyasi ılımlı İslam projesini ülkemizde hayata geçirdi.

Ilımlı İslam'ın iktidara gelmesinin ancak ters tepkiler ile olacağı biliniyordu.

Bir sembol seçildi.

Türban.

Türban üzerinden siyasi İslam örgütlendi.

Kemalistler olmasaydı bu örgütlenme gerçekleşmeyecekti.

Önce okullarda türbanı yasak kıldılar.

Kemalist dünya görüşü, “devletten” gelen emri kutsal gördü, katı kuralları ile okullarda uyguladı. Çünkü tekkeler ve tarikatlar yasasında yaşananların burada da yaşanacağını kabul ettiler . Zor ile bastır, yok et, devletin denetiminde yeni bir düzen oluştur...

Tekke ve tarikat yasakları sadece Alevileri yok etti, diğerinin üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı şemsiyesi çekildi...

Siyasi İslam ülkemizde hep devletin şemsiyesi altında kollandı, gerek olduğunda güçlendirildi.

“Komünizm ile Mücadele Dernekleri” siyasi İslam'ın örgütlenme alanı olmuştur. Dinsizliğe karşı dincileri örgütle!

Onlara iktidar yolu daha önce açılmış, kısa sürmüştü ama artık Yeşil Kuşak Doktrini içinde bizde de bir ılımlı İslam iktidarı hedefleniyordu. Yolu türban ile açıldı...

Kemalistler olmasaydı onlar asla iktidar olamazdı.

Çünkü yasaklar, yalnızca yasaklananı ortadan kaldırmaz; bazen onun etrafında yeni bir kimlik, yeni bir mücadele alanı ve yeni bir siyasi güç de yaratır.

Onlar mitingler yaptılar. Cumhuriyet mitingleri, siyasi İslam'ı kesin iktidar koltuğuna taşıyacak yoluydu, yapıldı!

Bazı “tedirgin”, “rahatsız” Kemalist kalıntısı vardı, onları da Ergenekon davası ile uysallaştırdılar...

İstanbul Büyükşehir Belediyesini alan “Türkiye'yi alır!”

Büyükşehir seçiminde solcuları parçaladılar. Her parti kendi adayı ile girdi ve Erdoğan iktidara adımını attı...

Parmağında tek yüzüğü, kaçak yapılmış bir binada ev sahibi diye tanıtıldı.

Propaganda yeni bir insanı yarattı.

İşte halkın kaynaklarıyla yürütülen bu sürecin bir başka boyutu da yeni bir insanın, yeni bir siyasetçinin ve yeni bir başarı hikâyesinin inşa edilmesiydi.

O da “örnek insanını” belediye bütçesi ile yarattı.

“Burada” okuyamayanı Amerika'ya gönderdi.

Okuttu belediye bursu ile...

Burs dediğimiz şey bizim paramız aslında. Bizden alıp Amerika'da o kişinin yaşaması sağlandı... Seküler yaşamı benimseyenlerin parası ile “örnek” insan yaratıldı...

O orada okudu...

Geldi...

Burada da artık özgür olan okulların kapısından geçip mesleğinde adım atarken, siyasetin camekânından da el sallamaya başladı...

Erdoğan için örnek insandı.

Sevmiştir mutlaka.

Örnek siyasetçiydi...

Devletin bir zaman yasak konulmuş koridorlarında artık yöneticiydi.

Yasaklayanlar o koridorlardan uzaklaştırıldı, yeni kadrolar yerleşti.

Sorunsuz örnek bir insan, “yeni” devleti yarattı...

Yeni insanların tek lideri vardı...

Tek sembolü vardı. Başparmağın avuç içine alınıp dört parmaklı bir sembol...

Heykeli yapıldı...

Meydanlarda heykeller, liderin isimleri her yere kondu...

Üniversite ismi, üniversitelerin yerleşim yerlerinde isimler, şehirlerin caddeleri, sokaklarında isimler hep yaşayan siyasilerin isimleri ile doldu...

Okul isimleri siyasilerin isimleri, siyasi yasaklarda bu isimlerin üzeri kapanmadı, çünkü devletin okulu aynı zamanda propaganda yasağı olacak değildi ya!

Ilımlı İslam iktidarı sistemi değiştirdi, çünkü tek adamın yetkisi tek kişide somutlaşması gerekliydi...

Sözde Bakanlar Kurulu öncelikle ortadan kalktı. Meclis dışından bakanlar atandı. Bu sayede Meclis içinde olmayan bakanlar Meclis kapısına uğramadı, onlara soru soranların soruları yanıtsız kaldı ya da basın bülteni ile geçiştirildi...

Siyasi gücün tek elde toplandığı bu düzende, hesap sorma mekanizmalarının ne kadar işlediği de ayrı bir mesele hâline geldi.

Ekonomik kriz, birilerine fırsat oldu...

Enflasyon bir silaha dönüştürüldü...

Borsa kapitalizmin olmazsa olmazıdır.

Borsada emek harcanmadan, kaynağı belli olmayan sıcak paralar hareket etti.

Sonunda şişti...

Bu işten saadet zinciri yaratılacağı bulundu.

Geçmişin saadet zinciri tecrübesi olanlar “büyük” insanlar oldu.

Ve geldik, örnek insanın, eşinin ve çevresinin “fon vurgunu” adı verilen olaya takıldığı noktaya...

Örnek insan, yetiştirildiği kültüre göre hamle yaptı. Yakalanınca “vicdanı” ortaya çıktı, kazancın bir bölümünü iade etti.

Dosya kapanacak mı?

Elbette kapanacak, çünkü iktidar hesap sormak yerine kendisinden olanı koruma üzerine kurmuş bir düşünce yapısına sahiptir. Her türlü olay olur, “kol kırılır ve yen içeride” kalır...

Halkın parasıyla eğitim, halkın kaynaklarıyla siyaset, halkın ödediği bedelle kurulan bir itibar... Sonra bir sorun ortaya çıktığında vicdanın devreye girmesi ve paranın bir bölümünün iade edilmesi.

Peki, bu bir hesap verme midir, yoksa örnek insan projesinin itibarını kurtarma çabası mı?

Halkın parasını kullanarak örnek insan yetiştirmek kolay. Asıl mesele, o örnek insanın hesap vermesi gerektiğinde kimin örneği olduğunun ortaya çıkmasıdır.

Halk Finansmanlı Örnek İnsan Projesi'nin en ironik yanı da budur: Faturayı halk öder, başarı hikâyesini iktidar yazar; hesap sorulacağı zaman ise herkes susar.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.