Herkes Biliyor, Kimse Bilmiyor!
10 Ekim 2015 sabahı, saat 10.04 civarında telefonum acı acı
çaldı… “Yaşıyor musun?” diye bir ses geldi telefonun ucundan… “Evet,” dedim.
“Ne oldu?” “Aç televizyonu,” dedi.
O anda dondum kaldım. Gitmediğim bir eylemde kendi ölüm
haberimi alacağımı düşünmemiştim… Ölümle yaşam arasında, insan etinin havada
dalgalandığı, insanların birbirlerinin üzerine düştüğü o anı düşününce donup
kalmıştım. Durdum, gözlerim pınar oldu. Çekildim içime, acım öfkeme sarıldı.
Ne olmuştu? 33 canı alanlar, bu sefer daha büyük can
almışlardı…
Canım dostum Özcan Yaman, “Seni birine benzettim,” dedi. “O
yüzden kalbim durarak seni aradım,” demişti…
Kalbi duran bir dostum vardı, o kanların içinde kayda
alıyordu… Onun acı, telaş, korku, öfke ve çaresizlik yüklü sesiyle başlamıştı
günüm…
O gün neden gitmemiştim, aslında biliyordum ama nedensiz
kalmıştım…
Ölenlerin isimleri açıklandıkça, Malatya’da afişlerimi her
eylemde bastırıp meydanda taşıyan gençler vardı. Çocuklar vardı. Yoldaşların
isimleri tek tek geçiyordu…
Ne güzel insanlar vardı ölenler arasında, hepsi 33 güzel
genç gibi, Ankara’da kanatlanmışlardı…
Siyasi İslami örgüt, ülke kurulduğu günden bu yana düşman
olarak bizi gören “Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri” üyesi İslamcılar, bizi
bu sefer canlı bombası ile öldürmüştü…
Hepimiz bir turna olduk, göğe yükseldik, ateşten semah
durduk!
Ateşe dönmüştü en yakınlarımız…
Ekranlar parçalanmış dövizleri gösteriyordu, altına cansız
bedenler…
Devletin düşmanlaştırdığı, ötekileştirdiği Kürtler,
Aleviler, komünistler ve devrimciler, Ankara Garı’nın arkasındaki toplanma
alanında canlı bombayla hedef alınmıştı. Patlama, en fazla insanı öldürecek
biçimde gerçekleştirilmişti…
Hasan Sabbah’ın fedaileri biçim değiştirmiş, içeriği
değişmiş, hedefi değiştirerek binlerce yıl sonra Ankara Garı’nın arkasında
ortaya çıkmıştı.
Katili hepimiz biliyoruz, hepimiz biliyoruz katili yaratan
sistemin o katilleri korumaya, kollamaya, katliamın üstünü kapatmaya bugün de
devam ediyor…
Ölenlerin yakınlarının üzerine gaz sıkan bir güvenlik
anlayışı vardı o gün Ankara Garı’nın arkasında… Saldırı sadece siyasi İslam eli
ile değil, patlama sonrası yaşanan ölümlerin sorumluları da bugün hâlâ koruma
perdesinin arkasında, olayın gerçek boyutunu göstermemek için uğraşıyorlar…
Katili hepimiz biliyoruz. Katilleri yaratan sistemi, onları
koruyanları, katliamın üstünü örtenleri de biliyoruz. Ama söz konusu hesap
vermek olduğunda, herkes susuyor, herkes bilmiyor!
O gün serçeler havalandı meydanda. Bugün o serçelerin kanat
sesleri, çığlıkları dostlarımın sesine karışarak hâlâ kulağımda, yüreğimde
yaşamaya devam ediyor…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.