Bir Halk Yaşasın Diye Diğerini Öldürmek
Bir halkın yaşaması için diğerinin yok edilmesini savunan
her düşünce, hangi bayrağı taşırsa taşısın, Hitler'in mantığını taşır.
Bugün İsrail devletinin, Hamas'ı bahane ederek Filistin
halkına yaptıklarını vicdan sahibi hiç kimse onaylayamaz. Ama aynı vicdan,
İsrail devletinin bu vahşetini bahane ederek Yahudi düşmanlığını büyütmeyi,
hatta nefret söylemini soykırım boyutuna kadar geliştirmeyi de kabul edemez.
Çünkü halklar bir arada yaşar. Birlikte yaşamın koşulları
aranmalıdır. Bir halkın yaşaması için başka bir halkın yok edilmesini savunan
anlayış, adı ne olursa olsun, Adolf Hitler'in faşist mantığından başka bir şey
değildir.
Ülkemizin solu sağdır, sağ hep sağdır.
Bu ülkenin solcuları ne yazık ki çoğu zaman Hitler
mantığıyla hayata bakıyor. Kısacası ortada sol düşünce yoktur; sol adına
düşündüğünü iddia edenler vardır.
Ezilen her halkın devlet kurma hakkı vardır. Kürtlerin de
devlet kurma hakkı vardır, Süryanilerin de, Asurilerin de, Filistinlilerin
de... Ama bir halkın devlet kurma hakkına sahip olması, mutlaka devletleşeceği
anlamına gelmez.
Öyle çok kültürlü bir devlet kurulur ki ulus devlet
anlayışının da üzerine çıkar. Bir arada yaşamayı esas alan, birlikte üretmeyi
hedefleyen, eşit hakların yasalarla güvence altına alındığı yeni bir model
yaratılabilir. Filistin sorununun gerçek çözümü de burada yatmaktadır.
Yahudilerin, Filistinlilerin ve Arapların birlikte oluşturacağı çok kültürlü
bir devlet yapısı... Yahudi ve Arap düşmanlığının yerini, birlikte yaşamın,
birlikte üretmenin ve eşit yurttaşlığın aldığı yeni bir devlet anlayışı...
Her büyük savaş yeni devletlerin oluşmasına neden olmuştur.
Ama her yeni devlet, eski efendisinin gölgesinden çıkıp tam bağımsız olduğu
anlamına gelmez. Kısacası adına ulus devlet denmesi, onun gerçekten ulus devlet
olduğu anlamına da gelmez. Emperyalist devletlerin çıkarlarına uygun karar
alan, onlar adına emperyalist yayılmacılığı sürdüren, gerektiğinde
tetikçiliğini yapan devletler de vardır.
Her devlet bağımsız değildir. Yarısı sömürgedir, yarısı tam
sömürgedir. Emperyalist efendileri adına hareket eden, yerel atanmış kralları,
cumhurbaşkanları, başbakanları olan devletler vardır. Kendi halkına zulmeden,
biraz para için güçlü olanın önünde el pençe duran, meşruiyetini ondan alan
yönetimlerin devletidir bunlar.
Bugün üçüncü büyük paylaşım savaşına doğru yol aldığımız,
tarihin yeniden kırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Kapitalizm, küreselleşmenin
ekonomik boyutunu kurdu ama onun hukukunu oluşturamadı. Bunun sonucunda bugün
birçok devlet, ne yapacağı belli olmayan tiranların ve otoriter liderlerin
yönetimine teslim olmuş durumda.
Üçüncü paylaşım savaşı, geçmiş savaşlara benzemez. Bu kez
mesele yalnızca cephelerde ölen askerler değildir. Kitlesel ölümler, on
yıllarca yaşanamayacak coğrafyalar, yok edilmiş şehirler ve insanlığın
geleceğini tehdit eden bir yıkım söz konusudur.
İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilimde küçük bir
füze savaşına tanıklık ettik. Bir de balistik füzelere atom, hidrojen ya da
kimyasal başlıkların takıldığını düşünün. Hiçbir Demir Kubbe, hiçbir çelik
kalkan mutlak güvenlik sağlayamaz. Her sistem açık verir ve o füzeler bir gün
hedeflerine ulaşır. Kısacası kimse güvence altında değildir. Biyolojik
silahların neler yapabileceğini ise pandemiyle birlikte bütün insanlık
yaşayarak gördü.
Halkları birbirine düşman eden söylemleri sağcılardan
duyduğumuzda artık şaşırmıyoruz. Ama kendisini solcu olarak tanımlayanları
anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Siz nasıl bir gelecek tasavvur
ediyorsunuz? İşçi sınıfının devleti, birbirini boğazlayan halkların devleti
midir; yoksa farklılıkların bir arada yaşayabildiği, eşit haklara sahip olduğu
bir düzen mi?
Filistin sorununu bahane ederek Yahudi düşmanlığını
geliştiren ve büyütenlerin, öncelikle gelecek perspektiflerinin olmadığını
düşünüyorum. Onların geleceği kandır; kan içinde yüzmek ve yaşamaya
çalışmaktır.
Çünkü bir halk yaşasın diye diğerini öldürmeyi savunan her
düşünce, hangi bayrağın, hangi dinin, hangi ideolojinin arkasına saklanırsa
saklansın, insanlığın değil barbarlığın tarafındadır.
İnsanlığın geleceği, bir halkın diğerini yok etmesinde
değil; farklı halkların eşit haklarla bir arada yaşayabilmesindedir.
Olmaz olsun öyle gelecek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.