Galata Gazete


5 Ağustos 2026 Çarşamba

Bir Halk Yaşasın Diye Diğerini Öldürmek

Bir Halk Yaşasın Diye Diğerini Öldürmek

Bir halkın yaşaması için diğerinin yok edilmesini savunan her düşünce, hangi bayrağı taşırsa taşısın, Hitler'in mantığını taşır.

Bugün İsrail devletinin, Hamas'ı bahane ederek Filistin halkına yaptıklarını vicdan sahibi hiç kimse onaylayamaz. Ama aynı vicdan, İsrail devletinin bu vahşetini bahane ederek Yahudi düşmanlığını büyütmeyi, hatta nefret söylemini soykırım boyutuna kadar geliştirmeyi de kabul edemez.

Çünkü halklar bir arada yaşar. Birlikte yaşamın koşulları aranmalıdır. Bir halkın yaşaması için başka bir halkın yok edilmesini savunan anlayış, adı ne olursa olsun, Adolf Hitler'in faşist mantığından başka bir şey değildir.

Ülkemizin solu sağdır, sağ hep sağdır.

Bu ülkenin solcuları ne yazık ki çoğu zaman Hitler mantığıyla hayata bakıyor. Kısacası ortada sol düşünce yoktur; sol adına düşündüğünü iddia edenler vardır.

Ezilen her halkın devlet kurma hakkı vardır. Kürtlerin de devlet kurma hakkı vardır, Süryanilerin de, Asurilerin de, Filistinlilerin de... Ama bir halkın devlet kurma hakkına sahip olması, mutlaka devletleşeceği anlamına gelmez.

Öyle çok kültürlü bir devlet kurulur ki ulus devlet anlayışının da üzerine çıkar. Bir arada yaşamayı esas alan, birlikte üretmeyi hedefleyen, eşit hakların yasalarla güvence altına alındığı yeni bir model yaratılabilir. Filistin sorununun gerçek çözümü de burada yatmaktadır. Yahudilerin, Filistinlilerin ve Arapların birlikte oluşturacağı çok kültürlü bir devlet yapısı... Yahudi ve Arap düşmanlığının yerini, birlikte yaşamın, birlikte üretmenin ve eşit yurttaşlığın aldığı yeni bir devlet anlayışı...

Her büyük savaş yeni devletlerin oluşmasına neden olmuştur. Ama her yeni devlet, eski efendisinin gölgesinden çıkıp tam bağımsız olduğu anlamına gelmez. Kısacası adına ulus devlet denmesi, onun gerçekten ulus devlet olduğu anlamına da gelmez. Emperyalist devletlerin çıkarlarına uygun karar alan, onlar adına emperyalist yayılmacılığı sürdüren, gerektiğinde tetikçiliğini yapan devletler de vardır.

Her devlet bağımsız değildir. Yarısı sömürgedir, yarısı tam sömürgedir. Emperyalist efendileri adına hareket eden, yerel atanmış kralları, cumhurbaşkanları, başbakanları olan devletler vardır. Kendi halkına zulmeden, biraz para için güçlü olanın önünde el pençe duran, meşruiyetini ondan alan yönetimlerin devletidir bunlar.

Bugün üçüncü büyük paylaşım savaşına doğru yol aldığımız, tarihin yeniden kırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Kapitalizm, küreselleşmenin ekonomik boyutunu kurdu ama onun hukukunu oluşturamadı. Bunun sonucunda bugün birçok devlet, ne yapacağı belli olmayan tiranların ve otoriter liderlerin yönetimine teslim olmuş durumda.

Üçüncü paylaşım savaşı, geçmiş savaşlara benzemez. Bu kez mesele yalnızca cephelerde ölen askerler değildir. Kitlesel ölümler, on yıllarca yaşanamayacak coğrafyalar, yok edilmiş şehirler ve insanlığın geleceğini tehdit eden bir yıkım söz konusudur.

İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilimde küçük bir füze savaşına tanıklık ettik. Bir de balistik füzelere atom, hidrojen ya da kimyasal başlıkların takıldığını düşünün. Hiçbir Demir Kubbe, hiçbir çelik kalkan mutlak güvenlik sağlayamaz. Her sistem açık verir ve o füzeler bir gün hedeflerine ulaşır. Kısacası kimse güvence altında değildir. Biyolojik silahların neler yapabileceğini ise pandemiyle birlikte bütün insanlık yaşayarak gördü.

Halkları birbirine düşman eden söylemleri sağcılardan duyduğumuzda artık şaşırmıyoruz. Ama kendisini solcu olarak tanımlayanları anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Siz nasıl bir gelecek tasavvur ediyorsunuz? İşçi sınıfının devleti, birbirini boğazlayan halkların devleti midir; yoksa farklılıkların bir arada yaşayabildiği, eşit haklara sahip olduğu bir düzen mi?

Filistin sorununu bahane ederek Yahudi düşmanlığını geliştiren ve büyütenlerin, öncelikle gelecek perspektiflerinin olmadığını düşünüyorum. Onların geleceği kandır; kan içinde yüzmek ve yaşamaya çalışmaktır.

Çünkü bir halk yaşasın diye diğerini öldürmeyi savunan her düşünce, hangi bayrağın, hangi dinin, hangi ideolojinin arkasına saklanırsa saklansın, insanlığın değil barbarlığın tarafındadır.

İnsanlığın geleceği, bir halkın diğerini yok etmesinde değil; farklı halkların eşit haklarla bir arada yaşayabilmesindedir.

Olmaz olsun öyle gelecek...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.