Lütfen Son Kullanma Tarihini Kontrol Ediniz
Bazılarının son kullanma tarihini takvim belirler;
bazılarınınkini ise piyasa.
Her çalışanın bir "son kullanım tarihi" vardır.
Bazıları emekli olur, bazıları işsiz kalır, bazıları ise daha fazla işe
yarayacağı düşünüldüğü için transfer olur. Ama ne olursa olsun, bir çalışanın
son kullanım tarihini ona para veren belirler.
Sokakların da bir son kullanım tarihi vardır. O sokaklara
hâkim olanlar zaman içinde yerlerini başkalarına bırakır. Markalar sürekli
değişir. Doğanlar olur, ölenler olur. Bir zamanlar garanti gibi görülen,
sarsılmaz sanılan markalardan bugün hangisi ayakta kaldı?
Bir zamanlar elimizde cep telefonu yoktu. Ankesörlü
telefonlarda jetonla konuşurduk. Zaman içinde ev telefonları geldi.
Telefonlarla birlikte telefon sapıkları da ortaya çıktı. Sonra onların yerini
başkaları aldı. Bugün 0900'lü numaraların hikâyesi de belki bu sürecin bir
devamıdır.
Dünyanın en çok satan cep telefonları ortaya çıktı.
Yıkılmayacak gibi görünüyorlardı; her kullanıcının hayalini süslüyorlardı.
Zaman içinde onlar da kayboldu. Yerlerini, sürekli yeni modeller çıkaran
markalar aldı. Peki bugün akıllı telefon üreten şirketlerin kaçı yarına
kalacak? Sonuçta akıllı telefonlarla arabanızı, evinizi, bulaşık makinenizi
kontrol edebiliyorsunuz. Peki bizi kim kontrol ediyor? Bir şeyleri biz kontrol
ettiğimize göre, aynı şekilde birileri de bizi kontrol ediyor olamaz mı? Neyi,
ne zaman tüketeceğimizi, nasıl algılayacağımızı belirleyen uyarıcılarla çevrili
bir dünyanın içinde kendimizi arıyoruz. Markaların açık ya da gizli
reklamlarıyla ihtiyacımız olmayan şeyleri tüketirken; "Ben asla o renkleri
kullanmam." dediğimiz hâlde, bir gün o renklerle hazırlanmış kombinlerin
içinde kendimizi buluyoruz. Doğalmış gibi sunulan, ama aslında bize seslenen
söylemlerin bizi nasıl yönlendirdiğini ve farkına varmadan bizi ne kadar
etkilediğini görebiliyor muyuz?
Google ile başlayan, bugün yapay zekâlarla devam eden
metinler, söylemler ve tarih anlatıları, belirli merkezlerden istenildiği gibi
sunuluyor. Eğer ulus devletlerle anlaşmışlarsa, o devletlerin ideolojisine
uygun yayınlar yapabiliyorlar. Peki bu küresel şirketler, o ulus devletlerden
neleri alıyor; hangi verilere el koyuyor? Her dilden, her kültürden, her
coğrafyadan insanları; aynı düşünen, aynı giyinen, benzer yemekler yiyen,
benzer mağazalardan alışveriş yapan, benzer AVM'lerde vakit geçiren bir dünyaya
doğru itildik.
Hepimiz bir AVM'nin içinde yaşayan tüketiciler gibiyiz.
Dünyanın hangi şehrine gidersek gidelim, hangi alfabe kullanılıyor olursa
olsun, markaların dünyasında aynı mağazaları, benzer vitrinleri, benzer
sunumları görüyoruz. Etkilendiğimiz afişler, izlediğimiz televizyon kanalları,
diziler... Hepsi, dönemin şartlarına göre sürekli değiştirilen ortak bir
söylemle karşımıza çıkıyor.
Bir zamanlar Brezilya dizileri yaygındı. Sonra Kore
dizilerinin uyarlanmış hâllerini izlemeye başladık ve dizi ithal eden bir ülke
konumuna geldik. Bütün dizilerde konuşma biçimlerinin, karakter tepkilerinin ve
reflekslerin birbirine ne kadar benzediğinin farkında mısınız? Hangi dakikada
seyirciye hangi duygunun yaşatılacağının matematiksel olarak hesaplandığını
biliyor musunuz?
Her şeyin bir son kullanım tarihi vardır. Biri gider, diğeri
gelir. Mağazaların raflarında duran her ürünün bir son kullanım tarihi olduğu
gibi, bizler de sergilenen mallar gibiyiz. Kısacası bizim de bir son kullanma
tarihimiz var. O tarihe kadar harcanıyor, tüketiliyor ve sonunda yerimize
yenileri konuyoruz. Ne acıdır ki, son kullanma tarihi geçen her şey gibi,
gözden çıkarılanların da yeri çoğu zaman çöptür.
Belki de asıl mesele, bir son kullanım tarihimizin olması
değil; o tarihin kim tarafından belirlendiğidir. Gerçekten zamanı dolduğu için
mi gözden çıkarılıyoruz, yoksa yerimize yenisi satılabilsin diye mi eskimiş
ilan ediliyoruz? Çünkü tüketim düzeninde hiçbir şey sonsuza kadar değerli
değildir. Ürünler... Markalar... Fikirler... Kurumlar... İnsanlar... Hepsi
zamanı geldiğinde raftan indirilir... Sonra yeni etiketler basılır, yeni
vitrinler hazırlanır ve aynı döngü yeniden başlar.
Marketten aldığınız ürünün son kullanma tarihine
bakıyorsunuz. Peki, hiç aynaya bakıp kendi etiketinizi kontrol ettiniz mi? Ya
da onu sizin yerinize çoktan birileri mi okudu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.