Galata Gazete


5 Ağustos 2026 Çarşamba

Lütfen Son Kullanma Tarihini Kontrol Ediniz

Lütfen Son Kullanma Tarihini Kontrol Ediniz

Bazılarının son kullanma tarihini takvim belirler; bazılarınınkini ise piyasa.

Her çalışanın bir "son kullanım tarihi" vardır. Bazıları emekli olur, bazıları işsiz kalır, bazıları ise daha fazla işe yarayacağı düşünüldüğü için transfer olur. Ama ne olursa olsun, bir çalışanın son kullanım tarihini ona para veren belirler.

Sokakların da bir son kullanım tarihi vardır. O sokaklara hâkim olanlar zaman içinde yerlerini başkalarına bırakır. Markalar sürekli değişir. Doğanlar olur, ölenler olur. Bir zamanlar garanti gibi görülen, sarsılmaz sanılan markalardan bugün hangisi ayakta kaldı?

Bir zamanlar elimizde cep telefonu yoktu. Ankesörlü telefonlarda jetonla konuşurduk. Zaman içinde ev telefonları geldi. Telefonlarla birlikte telefon sapıkları da ortaya çıktı. Sonra onların yerini başkaları aldı. Bugün 0900'lü numaraların hikâyesi de belki bu sürecin bir devamıdır.

Dünyanın en çok satan cep telefonları ortaya çıktı. Yıkılmayacak gibi görünüyorlardı; her kullanıcının hayalini süslüyorlardı. Zaman içinde onlar da kayboldu. Yerlerini, sürekli yeni modeller çıkaran markalar aldı. Peki bugün akıllı telefon üreten şirketlerin kaçı yarına kalacak? Sonuçta akıllı telefonlarla arabanızı, evinizi, bulaşık makinenizi kontrol edebiliyorsunuz. Peki bizi kim kontrol ediyor? Bir şeyleri biz kontrol ettiğimize göre, aynı şekilde birileri de bizi kontrol ediyor olamaz mı? Neyi, ne zaman tüketeceğimizi, nasıl algılayacağımızı belirleyen uyarıcılarla çevrili bir dünyanın içinde kendimizi arıyoruz. Markaların açık ya da gizli reklamlarıyla ihtiyacımız olmayan şeyleri tüketirken; "Ben asla o renkleri kullanmam." dediğimiz hâlde, bir gün o renklerle hazırlanmış kombinlerin içinde kendimizi buluyoruz. Doğalmış gibi sunulan, ama aslında bize seslenen söylemlerin bizi nasıl yönlendirdiğini ve farkına varmadan bizi ne kadar etkilediğini görebiliyor muyuz?

Google ile başlayan, bugün yapay zekâlarla devam eden metinler, söylemler ve tarih anlatıları, belirli merkezlerden istenildiği gibi sunuluyor. Eğer ulus devletlerle anlaşmışlarsa, o devletlerin ideolojisine uygun yayınlar yapabiliyorlar. Peki bu küresel şirketler, o ulus devletlerden neleri alıyor; hangi verilere el koyuyor? Her dilden, her kültürden, her coğrafyadan insanları; aynı düşünen, aynı giyinen, benzer yemekler yiyen, benzer mağazalardan alışveriş yapan, benzer AVM'lerde vakit geçiren bir dünyaya doğru itildik.

Hepimiz bir AVM'nin içinde yaşayan tüketiciler gibiyiz. Dünyanın hangi şehrine gidersek gidelim, hangi alfabe kullanılıyor olursa olsun, markaların dünyasında aynı mağazaları, benzer vitrinleri, benzer sunumları görüyoruz. Etkilendiğimiz afişler, izlediğimiz televizyon kanalları, diziler... Hepsi, dönemin şartlarına göre sürekli değiştirilen ortak bir söylemle karşımıza çıkıyor.

Bir zamanlar Brezilya dizileri yaygındı. Sonra Kore dizilerinin uyarlanmış hâllerini izlemeye başladık ve dizi ithal eden bir ülke konumuna geldik. Bütün dizilerde konuşma biçimlerinin, karakter tepkilerinin ve reflekslerin birbirine ne kadar benzediğinin farkında mısınız? Hangi dakikada seyirciye hangi duygunun yaşatılacağının matematiksel olarak hesaplandığını biliyor musunuz?

Her şeyin bir son kullanım tarihi vardır. Biri gider, diğeri gelir. Mağazaların raflarında duran her ürünün bir son kullanım tarihi olduğu gibi, bizler de sergilenen mallar gibiyiz. Kısacası bizim de bir son kullanma tarihimiz var. O tarihe kadar harcanıyor, tüketiliyor ve sonunda yerimize yenileri konuyoruz. Ne acıdır ki, son kullanma tarihi geçen her şey gibi, gözden çıkarılanların da yeri çoğu zaman çöptür.

Belki de asıl mesele, bir son kullanım tarihimizin olması değil; o tarihin kim tarafından belirlendiğidir. Gerçekten zamanı dolduğu için mi gözden çıkarılıyoruz, yoksa yerimize yenisi satılabilsin diye mi eskimiş ilan ediliyoruz? Çünkü tüketim düzeninde hiçbir şey sonsuza kadar değerli değildir. Ürünler... Markalar... Fikirler... Kurumlar... İnsanlar... Hepsi zamanı geldiğinde raftan indirilir... Sonra yeni etiketler basılır, yeni vitrinler hazırlanır ve aynı döngü yeniden başlar.

Marketten aldığınız ürünün son kullanma tarihine bakıyorsunuz. Peki, hiç aynaya bakıp kendi etiketinizi kontrol ettiniz mi? Ya da onu sizin yerinize çoktan birileri mi okudu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.