Galata Gazete


6 Kasım 2017 Pazartesi

Ortak rüya görmek kadar kötü bir şey yoktur...

Ortak rüya görmek kadar kötü bir şey yoktur...

Her insan farklıdır ve yaşama farklı pencereden bakar, o yüzden standartlaşma her insanı belirli kalıp içinde yaşama ve düşünmeye zorlamak anlamına gelir. İnsan doğası gereği parmak izi kadar farklıdır, onları bir birine benzer kılan şey dna yapısından kaynaklanır. İnsanları birbirine benzermiş gibi gösteren şey ise ortak kültürdür, her kültürün kendisine özgü davranış biçimleri vardır ve bu eğitim ile sağlanır. Doğduğu coğrafya, yaşadığı ortam insanın dış biçiminde değişimlere yol açarken düşünce yapısında da değişimler hatta kalıplar oluşturur, o yüzden bazı coğrafyada yaşayanların düşünce yöntemi, diğer coğrafyada yaşayanların düşünce sistematiği açsından farklılıklar gösterir, çünkü düşünceyi belirleyen içinde bulunduğu kültürün konuştuğu dildir. Dile hakim olanların düşünce sistematiği ister istemez insanı biçimlendirmekte ve ona göre davranış kalıpları oluşmasına sebep olmaktadır. Fakat bu benzerlikler her ne kadar farkında olmasak da zor ile bireyin üzerinde gerçekleşmektedir. Zor çoğu zaman acı vermeden gerçekleşir.

AKM (Atatürk Kültür Merkezi –Taksim) yıkılacak…

Zaten fiili olarak yıkıldı, şimdi yasal olarak yıkılacak ve yerine yeni bir bina inşaat yapacaklar, işlevi ne olacağını şimdiden söylemek zor... Belki ilahilerin okunduğu bir yer, belki opera... Ama belki de hiç biri, birilerin konaklayacağı pahalı mekan! Peki, AKM'ye normalde kimler sahip çıkması gerekliydi? Oradan ekmeğini yiyenler öncelikli olmalıydı, ekmeğini oradan kazananlar neden hep sessiz kaldı, ses çıkarıyor gibi yapıp sessizce maaşlarını almaya devam ettiler?

Birileri ekmeğini başkalarının emeği ve mücadelesi üzerinden kazanmaya ve yemeye alışmış...

Bakın binlerce KHK mağduru var, onlar pusuda yatmış mücadele edenlerin mücadelesinin sonucunu bekler... Kazanırlarsa teşekkür bile etmeden maaşlarını almaya devam edecekler, olmaza kader diyecekler, belki de tanrı bizi açlık ile sınıyor diyecekler...

AKM yıkılacak...

KHK mağdurları ölüm ile yüz yüze kalmış insanların durumunu göz ucu ile takip ediyor... Her gün dayak yiyen, gaz altında kalan, plastik mermi ile çürümemiş yeri kalmayanların inatçı kavgasını okumuyor/görmüyor bile... Başka şehirlerde randevu usulü buluşmalar ve görev savma etkinlikleri...

Her birey kendi vicdanını bir şekilde temizliyor ki hayat güzel ve olması gibi akmaya devam ediyor...

Sonuç AKM yıkılacak, bir iki sanat sevdalısı üzülecek, bir iki basın açıklaması... Ekmek yiyenler ekmeklerini yemeye devam edecek, diğerleri belki de Londra’da sahneleyen bilmem ne operasını izlediğini arkadaşına anlatacak!

Yaşadığımız zamana bir ad taktım sonunda! "para eden her şeyi yağmala kültürü/zamanı içinde yaşıyoruz..."

Var olan tüm değerler, birikimler hepsi hapsi yağmalanıyor ve yağmaya karşı direnen birkaç insanın mücadelesinin sonucunda ne olacağını bekleyen binler…

Suç devletin uydurduğu bir kavramdır. Yasaya koyarsa suç vardır, koymazsa suç yoktur...

Kitaplara bakıyorum, yaşanmışlıkların nasıl metaya dönüştürüldüğünü görüyorum...

En nefret etiğim şey iktidar ve gücü olanın yanında olup onun gücünden kendisine hak çıkaranlardır... Hangi dönem olursa olsun güçlü diye onu haklı görenleri asla affetmem ve onların bu davranışını yaşama saplanan hançer olarak görmeye devam ederim...

Türkler için ak ile kara var, arası yok... Ya yarimsin ya da kara toprak...

Bir adamı/kadını savunurken onu öyle abartıyorlar ki öyle abartıyorlar ki yahu diyorsun bulunmaz Hint kumaşı ama adamı ya tanıyorsan, diyorsun ki yahu bu kadarı da olmaz, yağcılığın sınırı var, ama durmuyorlar başlamışlar fireni boşalmış kamyon gibi bayırdan aşağıya gidiyorlar. Her iki tarafta aynı mantıkta biri kara diyor öteki ak, sonuçta bir duvara toslayacak bu kamyon ama kimse akıllanmayacak... Bir insanı göklere de yerin dibine de indirmeyin bırakın somut veriler ile somut tahlil edin ayağı yere bir bassın!

Son günlerde yaşanan operasyonlar tutuklanmalar mantık ile alakası yok, tamamı ile siyasi... Hukuk sadece rafta duran bir kağıt bütünlüğü... Şimdi bu ak adam kara adam yarışı bizi bir yere götürmeyecek... Çıkmak gerekli bu garip girdaptan... Çıkmamız o kadar girdap var ki, girdap içinde girdap yaşıyoruz, birinden çıktık diyoruz ötekinin girdabında başka yere savrulmuşuz…

AKM yıkılacak, yerine yeni bir bina yapacaklar, park yapmayacakları kesin, çünkü var olan zihniyet park yerine bina yapıp üzerini yeşile boyama merakı içinde… Düşünceler yağmalanıyor, insanları bir kalıba sokup benim gibi düşün ve benim hatalarımı görme diyor… Benim gördüğüm rüyayı gör diye zor ile baskı kuruyorlar ama zorun kimse farkında değil. Eğitim müfredatı yine değişti. Sınavlara verilen isimler değişti ama sınav hep var olmaya devam ediyor…


İsmail Cem Özkan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.