Galata Gazete


18 Kasım 2017 Cumartesi

Sanat

Sanat

Bir gün bir galeriden bir tablo alınmıştır. Yalnız tablo beyaz zemin üzerinde beyaz boya ile çizilmiş üç çizgiden oluşmaktadır. 200 bin Euro fiyata alınmış ve satışı yapan sanat galerinin sahibi aynı tabloyu hemen 220 bin Euro’ya satın alacağını bildirmiştir. Sanat galerisi sahibi aslında satmak istemediği bir tabloyu satmıştır ama galerinin iş yapıyor gibi gözükmesi içinde satış yapmak zorundadır. Önemli olan ticari hayatta paranın hareket halinde olmasıdır. Meta ve para değiş tokuş yapılan unsurlardır.

Beyaz zemin üzerine beyaz boya ile çizilmiş olan tablo üç arkadaşı 25 yıllık dostluğunu sorgulamaya ve yüzleşmesine sebep olacaktır. Uzun bir zaman birbiri ile iyi geçinen ve birbirini örnek alan üç arkadaşın birden bir tabloya ve verilen para karşısında düşülen şaşkınlık karşısında verilen tepkilerin trajik komik unsurların bol kullanıldığı kara mizah unsuru içinde eğlenceli bir oyuna dönüşüştür.

Üç insan, üç arkadaş ve üç arkadaşı üç usta oyuncu yıllar sonra sahnelemektedir, çünkü 90’lı yıllarda oynan oyun arada başka sanatçı ve tiyatro gruplarınca oynanmış, seyirciyi yakalamış bir oyun bu sefer 90 yıllarda sahneyi birlikte paylaştıkları ve sonra aramızdan ayrılan Cüneyt Türel’in anısına oyun yeninden perde demektedir.

Üç usta oyuncu sahneyi her alanını rahatlıkla kullanıyor. Elbette gençlere taş çıkaracak oyunculuk, oynarken eğiten, eğitirken oyunculuğun nasıl olması ve oyun sırasında oyuncular birbirlerini nasıl desteklemesi gerektiği gösteren bir oyun.

Oyun, yeni açılan ve asansör boşluğuna düşen işçiler ile anılan, eski stadyumun yerini alan büyük bir gökdelenin en alt katında oluşturulmuş sahnede kendine mekan bulmuş. Oyun, yaklaşık 400 kişinin aynı anda seyrettiği bir salonda oynandı. Havalandırmanın sesi her ne kadar dikkat dağıtıcısı olsa da oyunu izleyen ışık zaman zaman oyuncuların hamlesinden sonra sahneye düşmüştür. Oyun sonrasında parayı veren ve sahne kuran mekanın sahibine teşekkür edilerek oyun sonlandı…

Yeni bir sahne, tiyatro için mekanını açmış, Kasım ve Aralık programı dolu olarak gözüküyor. Sahne sanatları gün geçmiyor ki yeni alanlara kavuşmasın, aşırı derecede artan AVM çılgınlığı yanında büyük gökdelenler ve onların altında oluşturulan tiyatro salonları ve sergi salonları ile sanat kendisine yeni yaşam alanları bulurken, elbette burada sanat kavramının beyaz zemin üzerine beyaz çizgi çizmek anlamında kullanıyorum…

Bugün plazalar, AVM'ler neden sanata kapısını açıyor? Hemen yanıt vereyim, nerede hareket orada bereket ve sanata yatırım yapanlar ondan beklentileri sadece paradır... Paranın öncelik olan yerde sanatta para karşılığında verilen rolü en iyi bildiği şekilde yapmaktadır.

Bütün binalar, bütün şehirler alın teri ve kan üzerine kurulur ve yükselir. Kan üzerine yükselen yerlerde ise sanat kendisine yaşam alanı bulur ya para sahiplerine hizmet eder ya da sokağa... Sokağa hizmet eden, baldırı çıplak ve emeğinden başka geçim kaynağı olmayan ve de yükselen ne varsa onun temelinde alın teri ve kanı olanlar ancak sanatı sokakta veya bugünlerde ekranlar aracılığı ile evinin bir köşesine sızan şekilde görmektedir.

Sanatı dokunulmaz kılanlar; sanatın çekiciliğinden faydalananlardır...

Plazalarda yer alan sanat galerileri sana bana seslenmez, parası olan ve orada sergilenecek eseri satın alana seslenir. Yatırım için satın alanlar ise onu dokunulmaz kılarak değer kazanmasını ve artı değer ile kasasına para getirtmesini hesaplar. Kısa vadeli yatırım veya uzun vadeli yatırım yapanlar halkı değil sadece kendi cebini düşünür ve satabileceği şeye yatırım yapar.

Bugün tiyatrolarda sergilenen eserler, plaza içinde yer alan tiyatrolarda oynanan oyunlar sistemi rahatsız edenler olmayacaktır, şirketler tarafından desteklenen ve şirketlere ait özel tiyatrolar ancak para getirdiği sürece sahne diyebilir...

Elbette bütün bunların dışında sokaktaki insan, alın terinden başka tutunacak dalı olmayanlara seslenen sanat da vardır ve var olmaya devam edecektir...

İsmail Cem Özkan

Sanat

Yazan: Yasmina Reza
Türkçesi Ve Yöneten: Gencay Gürün
Sahne Tasarımı: Barış Dinçel
Oynayanlar: Cihan Ünal, Can Gürzap, Mutlu Güney

Işık: AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.