Galata Gazete


9 Ocak 2026 Cuma

Kelimelerle Flört Etmek

Kelimelerle Flört Etmek

Siyasetin günlük kavgalarından yoruldum. Bu yüzden haber kanallarını takip etmiyorum; çünkü televizyonu açtığım anda üstüme başıma yalan bulaşıyor, hangisiyle mücadele edeceğimi şaşırıyorum. Önümüze sunulan bilgilerin neredeyse tamamı eksik, yandaş ya da uydurulmuş gerçekliklerden ibaret. Bu bilgilerle ya yorum yapmamız ya da hazır yorumcuları dinleyip taraflardan birine hak vermemiz bekleniyor.

Oysa tüm haber kanallarında konuşanlar birbirine benziyor: aynı sesler, aynı yüzler, aynı kalıplar… Biri “ak” derken diğeri “kara” diyor ama gerçekte ikisi de demokrat değil. Karşı fikre saygıları yok ve birbirlerini besliyorlar. Biri olmazsa diğeri de var olamaz. CHP olmasa AKP olmaz; AKP ortadan kalksa CHP yaşayabilir ama bu kez onun yerine yeni bir sağ parti bulunur ve aynı rol devam eder. Çünkü CHP, sağı beslemekten, sağı güçlendirmekten; kendi içine sağcıları alıp medyasında sağcı yorumcularla “sol politika” yapıyormuş gibi davranmaktan vazgeçmiyor.

Onların asıl sorunu iktidar değil. Bir adamı cumhurbaşkanı yapıp onun inisiyatifinde sağ politikalar yürütürken, kendi sermayelerini AKP’nin dışladığı sermaye çevrelerine can suyu olarak aktarıyorlar. AKP iktidarının temel pratiği ise belli: Devlet olanaklarını yandaşlarına aktararak sermaye biriktirmek ve kamu kurumlarını kadrolaşmayla doldurmak. Mesaj açık:
“Yarattığım gerçekliğin içinde yaşa; yoksa işsiz kalır, Aleviler ya da itaat etmeyen Kürtler gibi dışlanırsın.”

Devlete giriş mülakatla olunca başarının, liyakatin bir anlamı kalmıyor; her şey yandaşlıktan geçiyor. Yandaşlığını kanıtlarsan tüm kapılar açılıyor. İster orada eroin partisi yap, ister grup seks; aslında ne yaptığının önemi yoktur, yeter ki görünür olmasın. Medyaya yansıyınca ise çürümüşlüğün sembolüne dönüşürsün. O semboller de cezalandırılır ve sessizce ortadan kaldırılır.

Haberleri izlemeyince geriye ne kalıyor? Türk dizileri mi? Elbette hayır. Çünkü o dizileri yazanlar da sisteme hizmet ediyor. İstedikleri toplumu önce dizilerde inşa ediyorlar; sonra güvensiz, çaresiz, “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışını dayatıyorlar. Ya mafya babası olursun ya tetikçi. Güç gösterisinin ve sahte hiyerarşilerin egemen olduğu sahneler… Seks, çocuk istismarını çağrıştıran kıyafetler ve imalar her yerde. İçki günah ama günahın başka türleri dizilerde rahatça meşrulaştırılıyor. Entrika, bu düzenin doğal dili gibi sunuluyor.

Sinema ise Amerikan şiddetini ve kovboy zihniyetini zamansız biçimde normalleştiriyor. Emperyalist kahramanlar istediklerini almak için her yolu mübah sayıyor. İşkence sıradan, dayak olağan, öldürmek ise “amaç” varsa kabul edilebilir hale geliyor. Trump’ın o ülkede iktidara gelmesi boşuna değil. Sinema ve dizi sektörü öyle bir zihinsel “eğitim” veriyor ki, cinsellikten ve çocuk istismarından beslenen bir adamı lider yapabiliyorlar. O da kendini gerçekten lider sanıp istediği ülkeden toprak, petrol, hatta can almaya devam ediyor.

Dünya liderlerini masasına dizip azarlıyor; kimse çıkıp “Hadi oradan!” diyemiyor. Çünkü onlar devlet aklıyla eğitilmiş. Trump gibi sonradan görme, kibirli ve sadist biri ise parasının ve silahlı gücünün verdiği cesaretle herkesi ezebileceğini biliyor ve bunu yapıyor.

Muhalefete bakayım, sokakta onlara katılayım diyorum; ama onlar da kavga ettikleri düzene fazlasıyla benziyor. Anti-kapitalist olmayan, anti-emperyalistmiş gibi görünen ama “tek doğru, tek parti, tek lider” anlayışını aşamayan bir yapı var. Geçmişe öykünmekten bugünü kucaklayamıyorlar. Ulus-devlet çerçevesini kıramayan, küresel politika üretemeyen bir bakışla yol alamıyorum.

Peki ben ne yapıyorum? Güzelliklerle flört ediyorum. Belki bana da bir parça bulaşır diye… Öyle bir düzende yetişmişiz ki, küçücük bir gülümsemeyi, içinden geçeni olduğu gibi anlatmayı bile her yere çekebiliyorlar. Bu yüzden kelimelerle flört etmek daha güvenli geliyor; çünkü gerektiğinde cevabını sakınmadan verebiliyorsun. “Dünyayı güzellik kurtaracak” diye umut ediyorum ama bu sistem güzelliği bile metaya dönüştürmüş durumda.

Belki de bu yüzden insanlar yalnızlaşıyor ve yanlarında hayvan besliyorlar. Çünkü onlarla açık açık flört edebiliyorlar; ne yargı var ne çıkar hesabı. Ve her iki taraf da bu durumdan memnun.

İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.