Köleler, Efendiler ve Bitmeyen Magazin
Ülkemin insanı sessizdir; konuşmaktan korkar ama dedikoduya
bayılır. Bu yüzden ülkede magazin her şeydir; her olaya magazin penceresinden
bakılır. Ölüm de magazindir, cinayet de… Ama tarihte hiç değişmeyen en büyük
magazin konusu sağlıktır. Sağlık üzerine kulaktan dolma, sansasyonel bilgiler
paylaşılır; sonuç ise hep aynıdır: şifa bulmayı umanların ölümü, sakat
kalmaları ya da yaşamaları gereken ömrün erken bitmesi. Magazin sorunları
çözmez; aksine ölümü ve çürümeyi hızlandırır.
Magazin yalnızca bir medya türü değildir; sorumluluktan
kaçmanın estetik hâlidir. İnsanlar konuşmak istemez, çünkü konuşmak bedel
ister. Taraf olmayı, risk almayı, sonuçlarına katlanmayı gerektirir. Magazin
ise bedelsizdir: risk yoktur, taraf yoktur, sonuç yoktur. Bu yüzden en iyi köle
ruhuyla anlaşır. Konuşulamayan gerçeklerin üzeri, küçük hikâyelerle örtülür;
toplum kendi suskunluğunu eğlence sanır.
Sessizlik dedikoduyu doğurur, özgürlük eksikliği köleliği.
Köleler sessizce konuşur; efendilerin kahramanlıklarını, güçlerini ve
kudretlerini abartarak anlatır. Efendiler güçlü olduğu sürece susulur,
yıkıldıklarında ise onların nasıl kâğıttan kaplan oldukları anlatılmaya
başlanır. O zaman da kendi köleliklerine hayıflanılır; ama yine de sorumluluk
üstlenilmez. Çünkü köle, efendiden önce özgürlükten korkar.
Bu yüzden hep bir kurtarıcı beklenir. Devrimciler bu
beklentinin ürünüdür; fakat iktidarı gerçekten alacakları kesinleşene kadar
onlardan uzak durulur. Buna rağmen sağlayacakları özgürlüğe muhtaç yaşanır.
Beklemek, itiraz etmekten daha güvenlidir; umut etmek, sorumluluk almaktan daha
kolaydır.
Her devrim eski efendiyi yok eder, yeni bir efendi doğurur.
Yeni efendinin özgürlük sunması için halkın özgürlüğe sahip çıkması gerekir;
ancak köle ruhlu, yoksul insanlar özgürlüğü savunmak yerine güç sahiplerini
daha da büyütür ve onları otokrat hâline getirir. Böylece zincirler kırılmaz;
sadece el değiştirir.
Bu döngü kırılmadıkça ne magazin susar ne dedikodu biter ne
de efendiler eksik olur. Sessiz kalan, sorumluluğu başkasına devreden,
özgürlüğü talep etmek yerine bekleyen toplumlar kendi zincirlerini kendileri
üretir. Kurtarıcı beklemek köleliği sona erdirmez; onu kalıcı hâle getirir.
Gerçek özgürlük devrimle değil, bilinçle başlar. Konuşmaktan korkmayan, bilgiyi
magazinden ayıran, gücü kutsamak yerine sorgulayan bir halk olmadan her değişim
yalnızca efendi değişimidir. Bu topraklarda ihtiyaç olan şey yeni kahramanlar
değil, özgürlüğün yükünü taşımayı göze alan insanlardır.
İsmail Cem Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.