Galata Gazete


30 Temmuz 2026 Perşembe

Karadeniz'in Misafir Listesini Kim Hazırlıyor?

Karadeniz'in Misafir Listesini Kim Hazırlıyor?

Her yıl yeni bir istilacı tür... Tesadüf mü, iklim değişikliğinin sonucu mu, yoksa üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken başka ihtimaller mi var?

Karadeniz Bölgesi'nde, özellikle Doğu Karadeniz'de böcek çeşitliliğine her geçen yıl yeni bir tür daha ekleniyor. Üstelik bunların önemli bir kısmı istilacı türler.

Yeşil Karadeniz'i adeta çöle dönüştürebilecek güçte; ağaçların, meyvelerin ve otların özsuyunu emerek büyük zarar veren türlerden bahsediyoruz. Yani öyle sıradan bir durum değil.

Tam da bu noktada, her yıl yeni bir türün ortaya çıkması sadece ekolojik bir mesele olarak mı değerlendirilmelidir, yoksa farklı ihtimaller de düşünülmeli midir sorusu ortaya çıkıyor.

Şimdi, bu kadar bilgi sonrasında her yıl yeni bir türün daha görülmesi bende doğal olarak bunu savaş açısından değerlendirme düşüncesi uyandırıyor. Bilindiği gibi, silah sanayisinin önemli alanlarından biri biyolojik silahlardır.

Ukrayna'da Amerikan sermayeli biyolojik araştırma laboratuvarları bulunduğu uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu laboratuvarlarda tam olarak neler üzerinde çalışıldığı konusunda kamuoyuna açık ve ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır.

Gerçi böyle çalışmalar için Amerikan sermayesinin faaliyet gösterebildiği birçok ülke vardır. Bu nedenle, üretim ve araştırma faaliyetlerinin neden belirli bölgelerde yürütüldüğü konusunda farklı değerlendirmeler yapılabilir.

Geçmişte yaşanan bazı olaylar nedeniyle ABD'de kendi topraklarında biyolojik araştırmalar ve testlerle ilgili yasal düzenlemeler bulunduğu da bilinmektedir. Yani öyle özgürce her şeyi test edebilecekleri alan değildir, üret ama benim toprağımda olmasın anlayışı hakimdir.

Amerika ilke olarak savaşı kendi topraklarının dışında kabul eder, kendi topraklarına savaşı taşımaz, çünkü geçmişte yapılmış biyolojik silah testlerinin sonucu başkanlık seçimlerini etkileyecek boyutta tepki çekmiştir.

Biyolojik çalışmaların doğası gereği, asıl tartışma sadece üretim değil; ortaya çıkan sonuçların nerede ve nasıl gözlemlendiği sorusudur.

Benim aklıma gelen soru şu: Üretilen biyolojik etkenlerin veya bunları taşıyan canlıların, üretim alanı dışında bir yerde gözlemlenmesi ya da etkilerinin değerlendirilmesi mümkün müdür?

Örneğin; ne kadar hızlı yayıldıkları, çevre koşullarına ne kadar dayanıklı oldukları ve sonraki nesillere özelliklerini aktarabilip aktaramadıkları gibi konular mutlaka inceleniyordur.

Böyle bir durumda araştırmacıların sahaya gitmesine bile gerek yok! Çünkü yerel medya, olağan dışı bir böcek istilasını büyük olasılıkla haber yapacaktır. Eğer hiç haber yapılmıyorsa, test başarısızdır.

Tarih bize göstermiştir ki, görünmeyen tehditler bazen klasik silahlardan daha büyük sonuçlar doğurabilir.

Biyolojik silahlar, kimyasal ve konvansiyonel silahlar kadar, hatta bazı senaryolarda daha yıkıcı sonuçlar doğurabilecek kapasiteye sahip olabilir.

Son yaşadığımız pandemi süreci de bana göre hâlâ birçok yönüyle tartışılmaktadır. Kişisel görüşüm, bu sürecin dünya üzerinde ne kadar hızlı yayılabileceğini gösteren bir örnek niteliği taşıdığı yönündedir.

Tarihsel olarak bakıldığında, İspanyol gribi yaklaşık 50 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Buna karşılık, I. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 22 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Sonuçta bir virüs, kullanılan onlarca değişik silahtan daha öldürücü olabilir; tek kaygı, silahı kullanan tarafın bundan etkilenme ihtimalidir.

Bütün bu gelişmeler yan yana getirildiğinde, ortaya sadece böcek istilası değil, daha geniş bir soru işareti çıkıyor.

Tüm bunları bir araya getirdiğimde, Karadeniz Bölgesi'nin son yıllarda bir tür test alanı olabileceğini düşünüyorum.

Elbette bu, benim kişisel değerlendirmemdir. Ancak bu kadar çok istilacı böcek türünün kısa aralıklarla ortaya çıkması bana dikkat çekici geliyor.

Savaş rüzgarlarının çok sıcak estiği bir süreçten geçiyoruz. Her üretilen silah, pazarda müşteri bulabilmesi için kendisini kanıtlaması gereklidir. Bu kanıtlama yöntemleri değişiktir.

Masum, hiçbir şeyden haberi olmayan kapalı toplumlar üzerinde test edilmesi geçmişte olağandı; çünkü orada ne yaşanırsa yaşansın orada kalırdı, pek haber niteliği dahi taşımazdı.

Fakat günümüzde bu test alanları da kısıtlandı. Hedef bir yer seçilip, yerel halkın fazla ses çıkaramadığı, her baskı karşısında boyun eğip sessizce kabul eden otokrat yönetimlerin olduğu ülkeler seçilmektedir.

Sonuçta biz de test edilen silahların görücüye çıktığı büyük tatbikatların olduğu ülkeyiz...

Belki de asıl soru, gelen misafirlerin kim olduğundan önce; onları aynı adrese kimin yönlendirdiğidir.

Tesadüfler elbette olur... Ama bu kadar misafiri aynı adrese kim yönlendiriyor?

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.