Galata Gazete


20 Eylül 2026 Pazar

Kanınızda Ne Var? Müşteri Numarası mı?

Kanınızda Ne Var? Müşteri Numarası mı?

Kanımız bizim hikâyemizi anlatıyor.

Dijital ekranları olan kan değerlendirme makinelerinden çıkan sonuçlar, dijital ortamdan doktorun ekranına, oradan da bizim e-Devlet ekranımıza yansıyor...

Gözlerimizin önünden geçmiyor hayat hikâyemiz; kan değerlendirmelerimiz üzerinden geçiyor.

Eskiden doktorun sıcak eli değerdi vücudumuza. Artık o bitti.

Bir eldivenli el, iğneyle kolumuzdaki damarı buluyor. Damar yolunu açıp tüplere kanlarımızı dolduruyorlar. Görmediğimiz laboratuvarlara kanlarımız gidiyor ve oradan sonuçlar geliyor...

Kime göre, hangi deniz seviyesine göre ölçtüler, bilmiyorum.

Laboratuvar ortamları nerede bulunuyor?

İstanbul'da alınan kan ile Ağrı'da alınan kan, aynı seviyede, aynı şeyleri mi konuşur?

Bilemiyorum...

Kanlarımıza değer biçen makineler, hangi insan vücuduna göre, kime göre "normal" diyor?

Kime, neye göre kalibrasyon yapılmıştır?

Hangi standartlara göre üretilmiştir bu makineler?

Kimi "normal" olarak algılıyor?

Sonuçta her insanın farklı bir parmak izi vardır.

Her insanın farklı kan değerleri; vücut yapısına, bulunduğu coğrafyaya, yaşadığı deniz seviyesindeki yüksekliğe göre değişir.

Hatta mevsimlerin bile önemi varken, bizim kanımız kime ne anlatır?

Benim hayat hikâyem kanımda mı yazılı?

Geçmişim, gelecekte ne yaşayacağımı kan değerlerime bakarak anlatır mı?

Belki yatalak olacağımı...

Belki kalp krizi geçireceğimi...

Belki de aniden oluşacak bir kanser hücresinin çılgınca besleneceğini...

Hayatımızın bu sürecine kadar kaç arkadaşımız aramızdan ayrıldı?

Kaçı yaşıyor?

Kaçı sağlıklı?

Kaçını modern tıp hasta etti?

Tıp her zaman iyileştirmez, şifa dağıtmaz; bazen de hasta yapar!

Tıp, insanlık tarihi boyunca şifa dağıtmak için geliştirilmiş evrensel bilimsel bir alandır.

Fakat ilaç firmaları bunu kâra dönüştürüp sürekli müşteri yaratacak bir alana evirdi...

İlaç firmaları, kapı kapı dolaştırdığı ilaç temsilcileri aracılığıyla doktorları, sağlık çalışanlarını ve sağlık bakanlıklarını para ile etik yolundan çıkarıyor.

Hangi ilca firması daha fazla komisyon, hediye, eşantiyon veriyorsa ya da yaz tatillerini en güzel otellerde, en güzel coğrafyalarda geçirecek olanaklar sunuyorsa...

İlaç firmaları sağlık alanını, etik yapısından kopararak hastaları müşteriye dönüştürdü.

Şirketlerin tek amacı vardır, kar elde etmek, çaresiz insanların üzerinden para kazanmak, ortaklarına para dağıtmaktır.

Kan değerlerimiz bize bugün ne anlatıyor?

Müşteri olduğumuzu mu, hasta olduğumuzu mu?

Sürekli tüketen, tükettikçe kazandıran bir sanayinin değişimi baş döndürücü.

İlaçlar üretiliyor, şifa verecek diye uzmanlık alanlarına ayrılıyor; ama diğer uzmanlık alanlarını da çökerten, onlara hasta üreten bir alana evriliyor...

Her ilacın bir yan etkisi bilinçli olarak mı ortaya çıkarılıyor?

Bugün kanımızı alıyorlar.

Plastik eldivenlerle elimizi tutup, cam tüplere kanlarımızı koyuyorlar. Üzerini plastik bir tıpayla kapatıyor ve laboratuvarlara gönderiyorlar...

Sonuçlar bizim hayat hikâyemiz.

Ama yaratılmış şekliyle...

Biz de bu yaratılan hayat hikâyemize bakıp cebimizdeki paraları sektöre, müşteri olarak aktarıyoruz.

Soyuluyoruz.

Ama gönüllü bir soyulma...

Ya da çaresiz bıraktırılmış bir soygun...

Kan değerlerimiz bizim hayat hikâyemiz mi?

Yarın yaşayacaklarımızın falı mı?

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.