Galata Gazete


10 Mart 2026 Salı

Kontrollü İtaatsizlik, Yasaklı Taksim

Kontrollü İtaatsizlik, Yasaklı Taksim

Yılın belirli günlerinde Taksim Meydanı’na giden tüm yollar kapatılır. Tünel’den başlayan demir bariyerler, Gezi Parkı’nın bitimine kadar devam eder. Aradan geçişler, metro duraklarından yukarıya çıkışlar yoktur; zaten metrolar da birkaç durakta durmadan transit geçer. Taksim’in altından geçiş serbest, üstü ise yasaktır.

Peki, kutsal bir alan mıdır?

Elbette değil!

Neden Taksim yasaktır?

Cevabı da aslında yok. Çünkü Taksim Meydanı’nda yer alan Atatürk heykelinin etrafı polis bariyerleriyle çevrilidir. Neden çevrili olduğu hâlâ anlaşılmış değildir. Belki Afganlılar çok geldi, onlar her heykele saldırmayı, yıkmayı olağan gördüğü için girmesinler diye mi böyle yapılıyor; hepten mi yasak, anlaşılır gibi değildir...

Sonuçta ülkemizde sivil itaatsizlik eylemleri sürekli yapılmaktadır. Ama iş Taksim olunca durum vahimdir. Çünkü Taksim ve çevresinde sivil itaatsizlik söz konusu dahi olamaz.

Çünkü... ???

İstanbul’da kontrollü alanlar vardır. Bu alanlarda isteyen istediği eylemi yapabilir. Buralar valiliğin “eylem yapılabilir alanlar” olarak belirlediği, her türlü eyleme açık yerlerdir. Bir de özel otobüslerin ücretsiz yolcu taşıdığı yılbaşının ertesi günü Galata Köprüsü’nün üstü eylemlere açıktır.

Ama Taksim olamaz!

Hepten yasak değildir elbette. Devletimizin bekası için bazı gösterilere izin verilir. Çünkü söz konusu beka olunca gerisi mevzu bahis dahi olamaz.

Taksim’e çıkan bazı alanlarda ve sokaklarda da kontrollü izinler verilir; yeter ki kitlesel ve en kalabalık zamanlarda olmasın.

Kontrollü itaatsizlik yapılmasına izin verilir ama kitle sayısı önemlidir; aşırı olamaz.

Kadınlar Taksim Meydanı’nda 8 Mart’ı kutlamak istiyor. Her sene aynı istem tekrarlanıyor. Her sene aynı görüntü...

Ülkemizde demokrasi için adım atılacağı söyleniyor ama hep sözde kaldı. Ülkemiz sonuçta kanunlarla yönetiliyor. Hukuk var.

Belki bizim bilmediğimiz, Taksim üzerine yazılmış bir hukuk maddesi de vardır. Mülkî amirlerin emriyle yasaklanıyor ama o amirlere bu yasağı açıklama yetkisi veren bir hüküm de vardır. Belki sadece Beyoğlu mülkî amirinin dikkatine sunulmuştur...

Sonuçta kadınlar yürüyecek. Kısa ya da uzun yürüyecek. Ama kadınlar kontrollü itaatsizlik yapmayacaklar. Çünkü kadınlar her şeyin farkında ve bir arada daha güçlü olduklarını biliyorlar. Tek bir adım geri attıklarında önce kadınların haklarının ellerinden alınacağını da biliyorlar.

Kazanılmış tüm haklar tek tek yok edilirken önceliğin kadınlara, LGBT bireylere ve işçilere verilmiş olması tesadüfi değildir. Çünkü kaderimizi çizenlerin kalemlerinden “ılımlı” diye sunulan ama liberal ekonominin en ağır ve acımasız yağması, ülkemizde hem doğada hem haklar konusunda hem de kazanılmış olanların eritilmesi konusunda uygulanıyor.

“İtaatsizlik evet, ama kontrollü olduğu sürece” diyen bir anlayış var. Her toplumsal gücü kontrol eden, istediğini yaptırmak için her türlü önlemi almayı hak gören bir anlayış… Bunu da ülkenin bekası olarak algılıyor ve her eleştiriyi kendisine yapılmış bir hakaret olarak görüyor.

Protesto hakkı yasalarda var; mülkî amirin izin verdiği ve gösterdiği alanda yapılmak kaydıyla...

İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.