Bir Bardakta Çıkan Fırtına Solu Hareketsiz Bıraktı
CHP içinde başlayan ve Erdoğan müdahalesiyle ayyuka çıkan
“mutlak butlan” fırtınası şimdi durulmaya, herkesin safının belli olduğu bir
noktaya evriliyor.
CHP içinde hep bir fırtına vardır. Çünkü çevrede
oluşabilecek tüm muhalefet hareketlerini, özellikle de sol dalgayı kendi içine
çekip absorbe eder. Böylece onları etkisiz, görünmez ve kuyrukçu hâle getirir.
Doğada oluşan hortum da böyledir. Çevresinde ne varsa içine
alır, göğe kadar yükseltir; zamanı gelince de hepsini sönümlendiği yere
bırakır.
CHP bir burjuva partisidir. Safı bellidir: ulus devleti ve
onun yarattığı burjuvaziyi korumak.
Sol olmayan bir partiden sol çıkmaz.
Kuruluşundan bugüne CHP içindeki değişim, yurtdışındaki
gelişmelere bağlı olarak şekil almıştır. Yani denizin kabarması, ileri gitmesi
ya da geri çekilmesi sırasında oluşan dalgalar gibidir. CHP yeri gelmiş Nazi
partisi gibi davranmıştır, yeri gelmiş tek parti olmuştur, yeri gelmiş “ortanın
solu” olmuş, yeri gelmiş Erdoğan’ı tek başına iktidarda tutan siyasetin orta
direği hâline gelmiştir. Yani CHP hiçbir zaman sol olmamış, işçi sınıfının
hakkını savunmamıştır.
CHP, içine aldığı eski sendika ağalarına vekillik vermiştir.
DİSK vekil veren sendikalardan biri değil midir? Başkanları vekillikten emekli
olmuştur. Peki bu emekli vekiller işçi sınıfının çıkarı için Meclis’te tek bir
şey yapabilmiş midir?
Sonuç olarak; sağcıların oyununda solcular kırlangıç
sallamaktadır, başka işlevleri yoktur. Kendi örgütlülüklerine ayıracakları
zamanı, “dayanışma” adına enerjilerini bayrak sallamakla geçirmişlerdir.
Sol kökenden gelip CHP içinde siyaset yapanlar kendilerince
Kemalizmi tarif ediyorlar. Atatürkçülük; eğilip bükülen, isteyene istediği
ipuçlarını veren, ortada kıvranan cümlelerden oluşmuş, ideoloji dahi olmayan
söylemler ya da resmî tarihin dehlizlerinde oluşmuş hikâyeler bütünüdür. Bu
masallara bakıp solculuk üretmek ancak eski solculara düşer; onlar da bu işi
CHP içinde siyaset yaptığını sanarak yerine getirir.
Mağdurumda mağdurum!
CHP, tarih boyunca mağduriyeti siyasal kalkan olarak
kullanmış bir partidir.
CHP, kurulduğundan bugüne kadar hep mağduriyeti oynayan bir
siyasi parti olmuştur. Demokrat Parti liderlerinin idamındaki rolü bile
mağduriyet şemsiyesi altında gizlenmiştir. Gerçek olanlar bugüne kadar ya hiç
anlatılmamış ya da anlatılmış olsa bile resmî tarihin gürültüsü altında yok
sayılmıştır.
Deniz Gezmişlerin idamına giden süreçte Meclis’te karar
alınıp “hayır” demek yerine vekillerini serbest bırakan bir CHP vardır. Lider
kadro “hayır” derken, kuyrukta yer alan vekiller “evet” demiş ve idamlar
onaylanmıştır. Devrimci örgütlerin lider kadrolarının ölüme giden süreci, CHP
içinde vekil olan birinin başbakan olarak atanmasıyla; onun eli, gözü ve
direktifiyle, Gladio eliyle yerine getirilmiştir.
CHP, işine geldiği gibi kıvırmayı iyi bilen bir siyasi
partidir.
Bunlardan örneği, yakın zamanın lideri Kılıçdaroğlu, “devşirilmiş”
bir insan, CHP’nin başına getirilmiş; Alevilerin, “sözde de olsa” muhalefet
hareketi içinde eritilmesi sağlanmıştır. Bir eliyle bozkurt, diğer eliyle zafer
işareti yaparken; Kürt vekillerin cezaevine gönderilmesine giden sürecin
mimarlarından ya da destekçilerinden biri olmuştur.
CHP’nin temel görevi düzeni değiştirmek değil, düzeni
korumaktır.
Bu nedenle CHP; ele geçirilip dönüştürülecek bir yapı
değildir. CHP’yi değiştirmek için içine girenlerin büyük bölümü zamanla aynı
çamurun içine saplanmıştır. Rüşvet, ihale ve yolsuzluk ilişkileri içinde eriyip
gitmişlerdir.
Üstelik bu süreçler iktidarın eline büyük kozlar vermiştir.
Ardından aynı dosyalar, iktidarın atadığı hâkimler ve savcılar eliyle siyasi
davalara dönüştürülmüştür. Siyasi davalar ise çoğu zaman sonuç üretmez; geriye
yalnızca mağduriyet hikâyeleri kalır.
Ergenekon süreci bunun en net örneklerinden biridir. Dün
aynı davada karşı karşıya gelenlerin bir bölümü bugün aynı siyasal çizgide buluşabilmektedir.
Senaryosu yaşanırken yazılan bir orta oyunu!
Sonuçta CHP içinde politika yapanların zıp zıp zıplayarak
konuşması, orta oyunu sahnesinde amatör oyuncuların hâlini andırır. Oysa oyunu
ustalarından seyrederseniz, orta oyununun seyri doyulmazdır; zamanın nasıl
geçtiğini anlamazsınız.
12 Eylül’den bugüne kadar geçen zamanda sol, işte bu zıp
zıpların orta oyununa bakarak kendi örgütlenmesini ve siyaset üretmeyi unutmuş;
onların oyununda kırlangıç sallayan bir konuma dönüşmüştür. Sol; gerek CHP,
gerek DEM saflarında sadece kırlangıç sallayan bir pozisyondadır. Politika
üretmeyen, sadece dayanışma duygularını ileten bir konumdan bir an önce
çıkmalıdır.
Ülkeye sol politika gereklidir, solcular hep var olmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.