Galata Gazete


24 Mayıs 2026 Pazar

Bir Bardakta Çıkan Fırtına Solu Hareketsiz Bıraktı

Bir Bardakta Çıkan Fırtına Solu Hareketsiz Bıraktı

CHP içinde başlayan ve Erdoğan müdahalesiyle ayyuka çıkan “mutlak butlan” fırtınası şimdi durulmaya, herkesin safının belli olduğu bir noktaya evriliyor.

CHP içinde hep bir fırtına vardır. Çünkü çevrede oluşabilecek tüm muhalefet hareketlerini, özellikle de sol dalgayı kendi içine çekip absorbe eder. Böylece onları etkisiz, görünmez ve kuyrukçu hâle getirir.

Doğada oluşan hortum da böyledir. Çevresinde ne varsa içine alır, göğe kadar yükseltir; zamanı gelince de hepsini sönümlendiği yere bırakır.

CHP bir burjuva partisidir. Safı bellidir: ulus devleti ve onun yarattığı burjuvaziyi korumak.

Sol olmayan bir partiden sol çıkmaz.

Kuruluşundan bugüne CHP içindeki değişim, yurtdışındaki gelişmelere bağlı olarak şekil almıştır. Yani denizin kabarması, ileri gitmesi ya da geri çekilmesi sırasında oluşan dalgalar gibidir. CHP yeri gelmiş Nazi partisi gibi davranmıştır, yeri gelmiş tek parti olmuştur, yeri gelmiş “ortanın solu” olmuş, yeri gelmiş Erdoğan’ı tek başına iktidarda tutan siyasetin orta direği hâline gelmiştir. Yani CHP hiçbir zaman sol olmamış, işçi sınıfının hakkını savunmamıştır.

CHP, içine aldığı eski sendika ağalarına vekillik vermiştir. DİSK vekil veren sendikalardan biri değil midir? Başkanları vekillikten emekli olmuştur. Peki bu emekli vekiller işçi sınıfının çıkarı için Meclis’te tek bir şey yapabilmiş midir?

Sonuç olarak; sağcıların oyununda solcular kırlangıç sallamaktadır, başka işlevleri yoktur. Kendi örgütlülüklerine ayıracakları zamanı, “dayanışma” adına enerjilerini bayrak sallamakla geçirmişlerdir.

Sol kökenden gelip CHP içinde siyaset yapanlar kendilerince Kemalizmi tarif ediyorlar. Atatürkçülük; eğilip bükülen, isteyene istediği ipuçlarını veren, ortada kıvranan cümlelerden oluşmuş, ideoloji dahi olmayan söylemler ya da resmî tarihin dehlizlerinde oluşmuş hikâyeler bütünüdür. Bu masallara bakıp solculuk üretmek ancak eski solculara düşer; onlar da bu işi CHP içinde siyaset yaptığını sanarak yerine getirir.

Mağdurumda mağdurum!

CHP, tarih boyunca mağduriyeti siyasal kalkan olarak kullanmış bir partidir.

CHP, kurulduğundan bugüne kadar hep mağduriyeti oynayan bir siyasi parti olmuştur. Demokrat Parti liderlerinin idamındaki rolü bile mağduriyet şemsiyesi altında gizlenmiştir. Gerçek olanlar bugüne kadar ya hiç anlatılmamış ya da anlatılmış olsa bile resmî tarihin gürültüsü altında yok sayılmıştır.

Deniz Gezmişlerin idamına giden süreçte Meclis’te karar alınıp “hayır” demek yerine vekillerini serbest bırakan bir CHP vardır. Lider kadro “hayır” derken, kuyrukta yer alan vekiller “evet” demiş ve idamlar onaylanmıştır. Devrimci örgütlerin lider kadrolarının ölüme giden süreci, CHP içinde vekil olan birinin başbakan olarak atanmasıyla; onun eli, gözü ve direktifiyle, Gladio eliyle yerine getirilmiştir.

CHP, işine geldiği gibi kıvırmayı iyi bilen bir siyasi partidir.

Bunlardan örneği, yakın zamanın lideri Kılıçdaroğlu, “devşirilmiş” bir insan, CHP’nin başına getirilmiş; Alevilerin, “sözde de olsa” muhalefet hareketi içinde eritilmesi sağlanmıştır. Bir eliyle bozkurt, diğer eliyle zafer işareti yaparken; Kürt vekillerin cezaevine gönderilmesine giden sürecin mimarlarından ya da destekçilerinden biri olmuştur.

CHP’nin temel görevi düzeni değiştirmek değil, düzeni korumaktır.

Bu nedenle CHP; ele geçirilip dönüştürülecek bir yapı değildir. CHP’yi değiştirmek için içine girenlerin büyük bölümü zamanla aynı çamurun içine saplanmıştır. Rüşvet, ihale ve yolsuzluk ilişkileri içinde eriyip gitmişlerdir.

Üstelik bu süreçler iktidarın eline büyük kozlar vermiştir. Ardından aynı dosyalar, iktidarın atadığı hâkimler ve savcılar eliyle siyasi davalara dönüştürülmüştür. Siyasi davalar ise çoğu zaman sonuç üretmez; geriye yalnızca mağduriyet hikâyeleri kalır.

Ergenekon süreci bunun en net örneklerinden biridir. Dün aynı davada karşı karşıya gelenlerin bir bölümü bugün aynı siyasal çizgide buluşabilmektedir.

Senaryosu yaşanırken yazılan bir orta oyunu!

Sonuçta CHP içinde politika yapanların zıp zıp zıplayarak konuşması, orta oyunu sahnesinde amatör oyuncuların hâlini andırır. Oysa oyunu ustalarından seyrederseniz, orta oyununun seyri doyulmazdır; zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.

12 Eylül’den bugüne kadar geçen zamanda sol, işte bu zıp zıpların orta oyununa bakarak kendi örgütlenmesini ve siyaset üretmeyi unutmuş; onların oyununda kırlangıç sallayan bir konuma dönüşmüştür. Sol; gerek CHP, gerek DEM saflarında sadece kırlangıç sallayan bir pozisyondadır. Politika üretmeyen, sadece dayanışma duygularını ileten bir konumdan bir an önce çıkmalıdır.

Ülkeye sol politika gereklidir, solcular hep var olmuştur.

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.