Galata Gazete


25 Nisan 2026 Cumartesi

Işığın Unuttukları

Işığın Unuttukları


Karanlık zamanlarda karanlık güçler izler. Kaçak yaşamak zorunda kalır insanların bir bölümü. Karanlık zamanlarda, birilerinin karanlığı bir başkasının aydınlığı ve en mutlu olduğu zamanlardır. Birinin karanlığının olduğu yerde, ötekinin neşesi vardır...

Karanlık zamanlarda kaçak yaşayanların yaşadığı zorlukları ancak yaşayanlar bilir. Çünkü bu, hayallerin artık olmadığı ve gerçeklerle çarpıştığı andır. Örgütlü ve güçlü hissettikleri o gri zamanlardan geriye sadece anılar ve güzel dostluklar kalmıştır. O dostluklar, yoldaşlıklar, gece yarısı ani baskınları önlemek için tutulan nöbetler, korsan gösteriler... Hepsi geçmişte, silinmesi zor ama unutulması imkânsız zamanlar olarak kalmıştır...

Ele geçirilme ve arkadaşlarını ele verme korkusu zaman içinde işleyen bir damla gibidir. Beynin bir yanında akan zamanın bendi gibi... Her geçen gün, beynin içine damlayan her damla onarılmaz yaralara, geri dönülmez travmalara yol açarken; kaçak yaşamak, birinin hücresine kadar işleyen belirsizliğin ve korkunun toplamı hâline gelmiştir...

Karanlık zamanlarda aranan örgütlerin hepsi yok olmuş gibidir. Örgütünü arayanların kime, nasıl başvuracağı bile önceden belirlenmemiştir. Çünkü beklenen ama beklenmeyen gelecek gelmiştir. Şaşkınlık içinde ne yapacaklarını bilemeyen ve ilk defa karanlıkta yaşamaya zorlananların bilinci, gözlerinin karanlığa alışma süresi kadar kısa kalmıştır. Bir an önce hazırlanılmalıydı... Ve bu hazırlık, küçümsenen feodal ilişkiler içinde olacaktı. En yakınları sahip çıkacaktı karanlık zamanların kaçaklarına...

Feodal ilişkileri parçalamak isteyenler, feodal ilişkilerin içinde yardıma muhtaç hâle gelmişti. Ancak onları kurtaracak olan da yine akrabalık ilişkileri olacaktı...

Yakalananlar rahatlamıştı. Beklenen işkenceden geçmiş, başarılı ya da başarısız sınavlarını vermişlerdi. Ceza almak için mahkeme zamanını ve iddianamelerini beklerken, karanlıkta yaşamak artık dışarıdaki kaçaklara kalmıştı. Özgürlük dışarıda olanların hissettiği bir şeydi; ancak görünmez duvarlar çoktan örülmüştü. Her biri sürek avının kurbanıydı...

Karanlıkta yaşam ağırlaşırken, aydınlıkta yaşayan çoğunluk hiçbir şeyden habersizdi. Haber bültenlerinde devletin bekası için yapılan operasyonları izliyor, devletin gücünü alkışlıyorlardı. Bayraklı sokaklarda gururlu başarılar ve geçmişle övünen, resmî tarihin biçimlendirdiği bireylerdi ve hepsi mutluydu. Ölüm korkusu azalmıştı; ancak ekonomik sorunlar devam ediyordu. Aç kalınabilirdi ama ölüm korkusu olmadan...

Karanlık zamanlarda geçmişin kahramanları sessizce sokaklardan geçip gittiler ve onların gittiğinden kimsenin haberi olmadı. Oysa onlar, o karanlık zamanlardan önceki gri dönemlerde barikatlarda nöbet tutan, belinde silahıyla her türlü saldırıya karşı duran, bedenini siper eden birilerinin kahramanlarıydı. Zaman karanlığa dönüştüğünde ise bu kahramanlar birer tehdit olarak görülmüş ve hızla unutulmuşlardı...

İçeride olanlar görece rahattı. İşkence görenlerden çoğunluğun haberi yoktu. Aydınlığın güvenlik güçleri ise her operasyondan başarıyla çıkıyor, aldıkları ikramiyelerle çocuklarının geleceğine yatırım yapıyordu...

Karanlık zamanlarda sokaklar sessizleşti.
Ve ışık, kendi unuttuklarının üzerinden yürümeye devam etti...
Üstelik kimse, o ışığın aslında neyin üstünde parladığını sormadı.

 

İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.