Galata Gazete


20 Ağustos 2026 Perşembe

Aleviler tekkeler kanununun değişmesini ister mi?

Aleviler tekkeler kanununun değişmesini ister mi?

Türkiye'de cemaatlere yönelik operasyonların devam edeceği, başta bazı cemaatlerin sırada olduğu konuşuluyor. Bu cemaatlerin hepsinin ortak yönü, ülke içinde Amerikan çıkarlarına uygun yapılar olmaları. Hepsinin ortaklaştığı noktalardan biri de antikomünizm dernekleri altında, sol karşıtı ve Sovyet karşıtı örgütlenmeleridir.

68 kuşağı Amerikan askerlerini Dolmabahçe önlerinde denize atarken, bu cemaatlerin namaz kılarak Amerikan lehine o devrimcilere saldırmaları ve Kanlı Pazar olarak tarihe geçen sürecin içinde yer almaları da bu tarihsel ilişkinin önemli bir parçasıdır.

Şimdi sorulması gereken soru şu:

Bu operasyonların Amerika'ya rağmen yapılma ihtimali var mı?

Benim düşüncem, sanmıyorum.

Peki, neden bu operasyonlar yapılıyor?

Ne kazanılacak, kim faydalanacak? Hareket eden paraların yönü değişecek mi?

Çünkü cemaatler çok büyük paralara hükmediyor ve bu paraları yönlendiriyor. Ülkemizde birçok hastane, okul ve kısacası devletin sosyal olmaktan çıktıktan sonra boşalttığı alanların önemli bir bölümünün cemaatler tarafından doldurulduğu biliniyor.

Bu durum, bir anlamda Tekke ve Zaviyeler Kanunu'nun yeniden yorumlanması için sağa yönelik operasyonlar olarak da okunabilir mi?

Cemaat kavramının modern Türk devletinin ortaya çıkmasından sonra oluşmuş bir yapı olduğu düşünüldüğünde, tarikatların ya da dinî ocakların yeniden açılması için bir ortam mı hazırlanıyor?

Eğer tarikatlar yasası ortadan kalkarsa, ülkemizde cemevleri ve Alevilik sorunu da kökten çözülmüş olur mu?

Kürt sorunu açılımla yeni bir perspektife girerken, kökten bir Alevi sorununun çözümünün siyasi altyapısı mı oluşturuluyor?

Elbette tarikatların yeniden açılması, Hacı Bektaş Dergâhı'nın Alevilerin en önemli taleplerinden biri olması nedeniyle, bu dergâhın Alevilere teslim edilmesi ihtimalini de gündeme getirebilir. Gerçi Alevilere mi, Bektaşilere mi verileceğini o zamanki siyasi atmosfer belirler. Ancak bugünkü söylem üzerinden bakıldığında, Alevi-Bektaşilere verileceğini düşünüyorum.

Cemaatlerin ekonomik olarak çok büyümesi, siyaseti de belirler konuma geldiklerinin bir göstergesi. Siyasetin, kendisine rakip olarak gördüğü, yani yanında yer almayan yapıları tasfiye ettiği yönünde de yorumlar yapılıyor.

Dolayısıyla bugün yaşanan operasyonları yalnızca "cemaatlere yönelik operasyonlar" olarak görmek yerine, ekonomik güçlerin yeniden dağıtılması, siyasetin cemaatlerle kurduğu ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve devletin dinî yapılarla ilişkisinin yeniden tanımlanması açısından okumak gerekiyor.

Asıl soru belki de şu:

Bu operasyonlar cemaatleri tasfiye etmek için mi yapılıyor, yoksa cemaatlerin ekonomik ve siyasi gücünü yeniden dağıtmak için mi?

Bütün bunların Aleviler açısından başka bir sonucu daha var. Çünkü tarikatlar ve tekkeler meselesi yalnızca cemaatlerin geleceğini değil, Alevilerin yıllardır çözülemeyen cemevi ve dergâh sorununu da doğrudan ilgilendiriyor.

Aleviler olmayan laikliği yıllardır savundu. Ülkemizde laiklik varmış gibi bir algı yaratıldı. Seküler yaşamı laiklik diye yutturdular. Ama bugün artık o, sözde de olsa laiklik, sorunları çözmediği gibi Aleviliği de ortadan kaldıracak boyuta geldi.

Şimdi Aleviler Hacı Bektaş Dergâhı'nı istiyor, talep ediyorlar; "İş, sahibine verilsin." diyorlar. Ama bilmedikleri bir şey var: Aleviler, o sözde de olsa laiklik savunmasından vazgeçebilecekler mi? Çünkü o ilke ya da Tekke ve Zaviyeler Kanunu olduğu sürece ne dergâhı alabilirler ne de cemevlerini yasal statüye kavuşturabilirler.

Çünkü yasa, ocakların hepsini eşit olarak yasaklamış; ancak devlet, o yasağı Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla delip Sünni-Hanefi mezhebine özgürlük vermiş.

Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerin besin kaynağı olmaya devam ediyor. Çünkü Sünni inancındaki cemaatlerin örgütlenmesi ve yayılmasını, camiler yaparak daha geniş alanlarda oluşmalarını sağlayacak bir ortam yaratıyor. Sadece cami yapımı mı? Hocaların maaşlarını ve atamalarını da sağlıyor. Bu sayede hangi cemaatin hocasının nerede çalışacağını da belirlemiş oluyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesinin önündeki en büyük engel. O başkanlık kalkmadan olmaz.

Soru şuraya geliyor:

Peki Alevilerin, bugün siyasi atmosferde Diyanet'i kaldıracak gücü var mı?

Cevap basit:

Yok.

O zaman cemevleri sorunu siyasi olduğuna göre, siyasetin çözüm bulması gerekiyor.

Siyasetin isteği net: Tekkelerin ve tarikatların yeniden hayata geçirilmesi, sonradan oluşan cemaatlerin ise sönümlenmesi.

Bu olacak iş mi?

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.