Aleviler tekkeler kanununun değişmesini ister mi?
Türkiye'de cemaatlere yönelik operasyonların devam edeceği,
başta bazı cemaatlerin sırada olduğu konuşuluyor. Bu cemaatlerin hepsinin ortak
yönü, ülke içinde Amerikan çıkarlarına uygun yapılar olmaları. Hepsinin
ortaklaştığı noktalardan biri de antikomünizm dernekleri altında, sol karşıtı
ve Sovyet karşıtı örgütlenmeleridir.
68 kuşağı Amerikan askerlerini Dolmabahçe önlerinde denize
atarken, bu cemaatlerin namaz kılarak Amerikan lehine o devrimcilere
saldırmaları ve Kanlı Pazar olarak tarihe geçen sürecin içinde yer almaları da
bu tarihsel ilişkinin önemli bir parçasıdır.
Şimdi sorulması gereken soru şu:
Bu operasyonların Amerika'ya rağmen yapılma ihtimali var mı?
Benim düşüncem, sanmıyorum.
Peki, neden bu operasyonlar yapılıyor?
Ne kazanılacak, kim faydalanacak? Hareket eden paraların
yönü değişecek mi?
Çünkü cemaatler çok büyük paralara hükmediyor ve bu paraları
yönlendiriyor. Ülkemizde birçok hastane, okul ve kısacası devletin sosyal
olmaktan çıktıktan sonra boşalttığı alanların önemli bir bölümünün cemaatler
tarafından doldurulduğu biliniyor.
Bu durum, bir anlamda Tekke ve Zaviyeler Kanunu'nun yeniden
yorumlanması için sağa yönelik operasyonlar olarak da okunabilir mi?
Cemaat kavramının modern Türk devletinin ortaya çıkmasından
sonra oluşmuş bir yapı olduğu düşünüldüğünde, tarikatların ya da dinî ocakların
yeniden açılması için bir ortam mı hazırlanıyor?
Eğer tarikatlar yasası ortadan kalkarsa, ülkemizde cemevleri
ve Alevilik sorunu da kökten çözülmüş olur mu?
Kürt sorunu açılımla yeni bir perspektife girerken, kökten
bir Alevi sorununun çözümünün siyasi altyapısı mı oluşturuluyor?
Elbette tarikatların yeniden açılması, Hacı Bektaş
Dergâhı'nın Alevilerin en önemli taleplerinden biri olması nedeniyle, bu
dergâhın Alevilere teslim edilmesi ihtimalini de gündeme getirebilir. Gerçi
Alevilere mi, Bektaşilere mi verileceğini o zamanki siyasi atmosfer belirler.
Ancak bugünkü söylem üzerinden bakıldığında, Alevi-Bektaşilere verileceğini
düşünüyorum.
Cemaatlerin ekonomik olarak çok büyümesi, siyaseti de
belirler konuma geldiklerinin bir göstergesi. Siyasetin, kendisine rakip olarak
gördüğü, yani yanında yer almayan yapıları tasfiye ettiği yönünde de yorumlar
yapılıyor.
Dolayısıyla bugün yaşanan operasyonları yalnızca
"cemaatlere yönelik operasyonlar" olarak görmek yerine, ekonomik
güçlerin yeniden dağıtılması, siyasetin cemaatlerle kurduğu ilişkinin yeniden
düzenlenmesi ve devletin dinî yapılarla ilişkisinin yeniden tanımlanması
açısından okumak gerekiyor.
Asıl soru belki de şu:
Bu operasyonlar cemaatleri tasfiye etmek için mi yapılıyor,
yoksa cemaatlerin ekonomik ve siyasi gücünü yeniden dağıtmak için mi?
Bütün bunların Aleviler açısından başka bir sonucu daha var.
Çünkü tarikatlar ve tekkeler meselesi yalnızca cemaatlerin geleceğini değil,
Alevilerin yıllardır çözülemeyen cemevi ve dergâh sorununu da doğrudan
ilgilendiriyor.
Aleviler olmayan laikliği yıllardır savundu. Ülkemizde
laiklik varmış gibi bir algı yaratıldı. Seküler yaşamı laiklik diye
yutturdular. Ama bugün artık o, sözde de olsa laiklik, sorunları çözmediği gibi
Aleviliği de ortadan kaldıracak boyuta geldi.
Şimdi Aleviler Hacı Bektaş Dergâhı'nı istiyor, talep
ediyorlar; "İş, sahibine verilsin." diyorlar. Ama bilmedikleri bir
şey var: Aleviler, o sözde de olsa laiklik savunmasından vazgeçebilecekler mi?
Çünkü o ilke ya da Tekke ve Zaviyeler Kanunu olduğu sürece ne dergâhı
alabilirler ne de cemevlerini yasal statüye kavuşturabilirler.
Çünkü yasa, ocakların hepsini eşit olarak yasaklamış; ancak
devlet, o yasağı Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla delip Sünni-Hanefi
mezhebine özgürlük vermiş.
Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerin besin kaynağı olmaya
devam ediyor. Çünkü Sünni inancındaki cemaatlerin örgütlenmesi ve yayılmasını,
camiler yaparak daha geniş alanlarda oluşmalarını sağlayacak bir ortam yaratıyor.
Sadece cami yapımı mı? Hocaların maaşlarını ve atamalarını da sağlıyor. Bu
sayede hangi cemaatin hocasının nerede çalışacağını da belirlemiş oluyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesinin önündeki en
büyük engel. O başkanlık kalkmadan olmaz.
Soru şuraya geliyor:
Peki Alevilerin, bugün siyasi atmosferde Diyanet'i
kaldıracak gücü var mı?
Cevap basit:
Yok.
O zaman cemevleri sorunu siyasi olduğuna göre, siyasetin
çözüm bulması gerekiyor.
Siyasetin isteği net: Tekkelerin ve tarikatların yeniden hayata
geçirilmesi, sonradan oluşan cemaatlerin ise sönümlenmesi.
Bu olacak iş mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.