Sol Dekor, Sağ Yönetim
Seküler yaşamı benimsemiş ve sürdüren kesimler, şeriatçı
hareketlerden duydukları kaygı nedeniyle çoğu zaman CHP’ye yönelmektedir. CHP
modern, çağdaş ve liberal bir parti olabilir; ancak sol bir parti değildir.
Çünkü CHP, kadrolaşmış ve kemikleşmiş bir Atatürkçü bakış açısı üzerine inşa
edilmiş; kurucusu olduğu devleti koruyan ve kollayan bir devlet partisi
niteliği taşımaktadır.
Geçmişte sol ya da devrimci yapılara şöyle veya böyle
bulaşmış, hatta cezaevine girmiş veya gözaltına alınmış olanlar CHP içinde
politika yapmaya başlayınca, sanki geçmişleriyle birlikte siyaset yapıyorlarmış
gibi bir imaj ortaya çıkıyor. Oysa CHP, tarihin hiçbir döneminde sol bir parti
olmadı. Devrimcilik süresi de bellidir; ancak yaptığı reformlara devrim
denilirse başka. Kuruluş sürecinde kısa sürede kendi rengini açıkça ortaya
koymuş ve sağ bir siyaset izlemiştir.
Genel başkanların danışmanlarını sağdan seçmiş olması, sağ
aydınlarla ve sağcı politikalarla hareket edilmesine rağmen partinin hâlâ
solmuş gibi algılanmasını sağlayan şey, geçmişte sola temas etmiş insanların
bıraktığı izlenimdir. CHP sağcıdır; solcular ise çoğu zaman göstermelik bir
unsur olarak yer alır. Ancak CHP’nin solcu gibi algılanmasının nedeni, bu
kişilerin solun değerlerini ve hayatını kaybetmiş liderlerini anmalarıdır.
Üstelik bu liderlerin ölümünde CHP’nin rolü ya da sorumluluğu olduğu yönündeki
eleştiriler de çoğu zaman göz ardı edilir.
Devlet partisinin içinde solcular, çoğu zaman yalnızca
“zorunlu” oy veren bir kesim olarak görülür. Zaman zaman onların gönlünü almak
için sembolik adımlar atılır; ancak solun taleplerinin ve düşüncelerinin parti
politikalarında hayat bulmasına izin verilmez. Bunu görmek için Cumhuriyet
tarihine bakmak yeterlidir.
Bu çerçevede en dikkat çekici örneklerden biri, kuruluş
dönemindeki Kadro hareketidir. Hareketin nasıl sönümlendiği ve ne ölçüde etkili
olabildiği ortadadır. Devlet partisinden ayrılarak kurulan Demokrat Parti’de
başlangıçta bazı solcuların yer alması, partiyi sol bir parti yapmamıştır.
Aksine Demokrat Parti, kısa sürede iktidarın sağladığı avantajlarla daha
belirgin biçimde sağcı bir çizgiye yönelmiştir. Hatta Demokrat Parti iktidarı
döneminde CHP, birçok açıdan Demokrat Parti’nin de sağında bir konumda
bulunmuştur.
Demokrat Parti’de aradığını bulamayan bazı isimler ise 27
Mayıs sonrasında CHP içinde “Ortanın Solu” hareketini geliştirmiştir. Ancak bu
dönemde yaşanan Maraş, Çorum ve Sivas katliamları, devletin etkisini ve rolünü
toplumun hafızasına yeniden kazımıştır. Bu katliamlarda mağdur olan Aleviler
için CHP herhangi bir pozitif ayrımcılık talebinde bulunmamıştır. Katillerin
yargılandığı davalar ise çoğu zaman birer gösteriye dönüşmüştür.
Sağcı bir partide sol imgeler kullanıldığında, elbette tarih
bilgisi az ve hafızası zayıf kişiler için CHP sol, hatta komünist olarak
algılanabiliyor. Devletin yıllarca hücrelerine kadar işlediği düşman figürü
içerisinde yer alan “solcu” imajı nedeniyle CHP, aslında bu solcu geçmişe sahip
kişilerin varlığıyla marjinal kalmaya ve yalnızca muhalefette yer almaya mahkûm
bir partiye dönüşüyor.
Sağın hâkimiyeti; “Adalet Yürüyüşü” sırasında bozkurt
işareti yapılması, muhafazakâr birinden yenilen yumruğun affedilmesi gibi
örneklerle görünür hâle gelirken CHP, sağ açılımı içerisinde yer almasına
rağmen bu sol görünümünü ortadan kaldıramıyor. Açıkça milliyetçi ve hatta ırkçı
söylemler kullandığı eleştirilerine konu olan Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı’nın varlığına rağmen bu algı değişmiyor.
Enis Berberoğlu için “Adalet Yürüyüşü” yapanlar, bir gün
olsun Cumartesi Anneleri'nin evlatları için aynı kararlılığı göstermiş midir?
Galatasaray Meydanı'na gelip onların hâlini hatırını sormuş mudur? Bir gün
olsun onların yanında durmuş mudur? Yıllardır gözlerinin içine baka baka adalet
talep eden insanların sesine kulak vermiş midir?
Sorun tam da burada. Kendi siyasal çıkarları söz konusu
olduğunda meydanlara çıkanlar, söz konusu devletin mağdur ettiği insanlar
olduğunda aynı duyarlılığı göstermemektedir. Buna rağmen hâlâ kendilerini hak,
hukuk ve adaletin temsilcisi olarak sunabilmektedirler.
CHP iktidara geldiğinde Alevilerin hakkını korumayacaktır,
emekçilerin haklarını vermeyecektir. Devlet içinde birkaç Alevinin dışlandığı
makamlara getirilmiş olması, Alevilere hizmet edildiği anlamına gelmiyor.
Bakın, Kemal Kılıçdaroğlu örneği ortada.
Kısacası, burjuvazinin çıkarlarını koruyan bir partinin
işçinin ve emekçinin hakkını vermemek için her türlü ayak oyununa başvurduğunu
görmek için yönettiği belediyelere bakmak yeterlidir.
Bugün her siyasi yapı nerede durduğunu açıkça ortaya
koyuyor. Kafa karışıklığı yaratan şey ise sağcılaşmış solcuların
paylaşımlarıdır.
CHP içinde siyaset yapanlar solu soldurmasın; solun
imgeleriyle sağa hizmet etmekten vazgeçsin. Bırakın Cevahir’i anmak size
düşmesin. Bırakın Mahirleri, Denizleri anmayın. Çünkü o değerler, CHP
siyasetinin küçük çıkarları için kullanılacak birer meta değildir.
Bugün AKP karşısında CHP bir panzehir değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.