Galata Gazete


1 Haziran 2026 Pazartesi

Sol Dekor, Sağ Yönetim

Sol Dekor, Sağ Yönetim

Seküler yaşamı benimsemiş ve sürdüren kesimler, şeriatçı hareketlerden duydukları kaygı nedeniyle çoğu zaman CHP’ye yönelmektedir. CHP modern, çağdaş ve liberal bir parti olabilir; ancak sol bir parti değildir. Çünkü CHP, kadrolaşmış ve kemikleşmiş bir Atatürkçü bakış açısı üzerine inşa edilmiş; kurucusu olduğu devleti koruyan ve kollayan bir devlet partisi niteliği taşımaktadır.

Geçmişte sol ya da devrimci yapılara şöyle veya böyle bulaşmış, hatta cezaevine girmiş veya gözaltına alınmış olanlar CHP içinde politika yapmaya başlayınca, sanki geçmişleriyle birlikte siyaset yapıyorlarmış gibi bir imaj ortaya çıkıyor. Oysa CHP, tarihin hiçbir döneminde sol bir parti olmadı. Devrimcilik süresi de bellidir; ancak yaptığı reformlara devrim denilirse başka. Kuruluş sürecinde kısa sürede kendi rengini açıkça ortaya koymuş ve sağ bir siyaset izlemiştir.

Genel başkanların danışmanlarını sağdan seçmiş olması, sağ aydınlarla ve sağcı politikalarla hareket edilmesine rağmen partinin hâlâ solmuş gibi algılanmasını sağlayan şey, geçmişte sola temas etmiş insanların bıraktığı izlenimdir. CHP sağcıdır; solcular ise çoğu zaman göstermelik bir unsur olarak yer alır. Ancak CHP’nin solcu gibi algılanmasının nedeni, bu kişilerin solun değerlerini ve hayatını kaybetmiş liderlerini anmalarıdır. Üstelik bu liderlerin ölümünde CHP’nin rolü ya da sorumluluğu olduğu yönündeki eleştiriler de çoğu zaman göz ardı edilir.

Devlet partisinin içinde solcular, çoğu zaman yalnızca “zorunlu” oy veren bir kesim olarak görülür. Zaman zaman onların gönlünü almak için sembolik adımlar atılır; ancak solun taleplerinin ve düşüncelerinin parti politikalarında hayat bulmasına izin verilmez. Bunu görmek için Cumhuriyet tarihine bakmak yeterlidir.

Bu çerçevede en dikkat çekici örneklerden biri, kuruluş dönemindeki Kadro hareketidir. Hareketin nasıl sönümlendiği ve ne ölçüde etkili olabildiği ortadadır. Devlet partisinden ayrılarak kurulan Demokrat Parti’de başlangıçta bazı solcuların yer alması, partiyi sol bir parti yapmamıştır. Aksine Demokrat Parti, kısa sürede iktidarın sağladığı avantajlarla daha belirgin biçimde sağcı bir çizgiye yönelmiştir. Hatta Demokrat Parti iktidarı döneminde CHP, birçok açıdan Demokrat Parti’nin de sağında bir konumda bulunmuştur.

Demokrat Parti’de aradığını bulamayan bazı isimler ise 27 Mayıs sonrasında CHP içinde “Ortanın Solu” hareketini geliştirmiştir. Ancak bu dönemde yaşanan Maraş, Çorum ve Sivas katliamları, devletin etkisini ve rolünü toplumun hafızasına yeniden kazımıştır. Bu katliamlarda mağdur olan Aleviler için CHP herhangi bir pozitif ayrımcılık talebinde bulunmamıştır. Katillerin yargılandığı davalar ise çoğu zaman birer gösteriye dönüşmüştür.

Sağcı bir partide sol imgeler kullanıldığında, elbette tarih bilgisi az ve hafızası zayıf kişiler için CHP sol, hatta komünist olarak algılanabiliyor. Devletin yıllarca hücrelerine kadar işlediği düşman figürü içerisinde yer alan “solcu” imajı nedeniyle CHP, aslında bu solcu geçmişe sahip kişilerin varlığıyla marjinal kalmaya ve yalnızca muhalefette yer almaya mahkûm bir partiye dönüşüyor.

Sağın hâkimiyeti; “Adalet Yürüyüşü” sırasında bozkurt işareti yapılması, muhafazakâr birinden yenilen yumruğun affedilmesi gibi örneklerle görünür hâle gelirken CHP, sağ açılımı içerisinde yer almasına rağmen bu sol görünümünü ortadan kaldıramıyor. Açıkça milliyetçi ve hatta ırkçı söylemler kullandığı eleştirilerine konu olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın varlığına rağmen bu algı değişmiyor.

Enis Berberoğlu için “Adalet Yürüyüşü” yapanlar, bir gün olsun Cumartesi Anneleri'nin evlatları için aynı kararlılığı göstermiş midir? Galatasaray Meydanı'na gelip onların hâlini hatırını sormuş mudur? Bir gün olsun onların yanında durmuş mudur? Yıllardır gözlerinin içine baka baka adalet talep eden insanların sesine kulak vermiş midir?

Sorun tam da burada. Kendi siyasal çıkarları söz konusu olduğunda meydanlara çıkanlar, söz konusu devletin mağdur ettiği insanlar olduğunda aynı duyarlılığı göstermemektedir. Buna rağmen hâlâ kendilerini hak, hukuk ve adaletin temsilcisi olarak sunabilmektedirler.

CHP iktidara geldiğinde Alevilerin hakkını korumayacaktır, emekçilerin haklarını vermeyecektir. Devlet içinde birkaç Alevinin dışlandığı makamlara getirilmiş olması, Alevilere hizmet edildiği anlamına gelmiyor. Bakın, Kemal Kılıçdaroğlu örneği ortada.

Kısacası, burjuvazinin çıkarlarını koruyan bir partinin işçinin ve emekçinin hakkını vermemek için her türlü ayak oyununa başvurduğunu görmek için yönettiği belediyelere bakmak yeterlidir.

Bugün her siyasi yapı nerede durduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kafa karışıklığı yaratan şey ise sağcılaşmış solcuların paylaşımlarıdır.

CHP içinde siyaset yapanlar solu soldurmasın; solun imgeleriyle sağa hizmet etmekten vazgeçsin. Bırakın Cevahir’i anmak size düşmesin. Bırakın Mahirleri, Denizleri anmayın. Çünkü o değerler, CHP siyasetinin küçük çıkarları için kullanılacak birer meta değildir.

Bugün AKP karşısında CHP bir panzehir değildir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.