Galata Gazete


27 Haziran 2026 Cumartesi

Özgürlüğün Askıya Alındığı Günler

Özgürlüğün Askıya Alındığı Günler

 

Potansiyel suçlu görünenlerin tutuklanması, gözaltına alınması olağan hâle getirildi.

NATO ilk defa zirve toplamıyor. Kurulduğu günden bugüne kadar değişik ülkelerde zirveleri oldu. O zirveler, ülkenin güvenlik güçleri ile NATO güvenlik güçlerinin zaman zaman iş birliğinin daha görünür hâle gelmesidir.

Sonuçta dünyayı yöneten bir örgüt, kendi liderlerinden birinin güvenliğini sağlayamamış olması büyük skandaldır. I. Dünya Savaşı'nı çıkaran suikast, bir güvenlik zaafı ve liderin pervasızlığıydı.

Eğer liderlerden birine suikast yapılması planlanıyorsa, o suikast planı; basit, lojistik ve istihbarat ağı olmayan örgütlerin yapacağı iş değildir. Yani devlet gibi güçlü, örgütlü bir yapısının olması şarttır. Bundan dolayı suikastların arkasında devletler aranır. Çünkü plan, koordinasyon, tetikçiyi, eğer isteniyorsa kaçırma; yoksa teslim edip suikast işini sulandırma gibi süreçler vardır. Mehmet Ali Ağca olayında bu yaşanmıştır. Kısaca, öyle bir iki kişinin kafa kafaya verip dörtlü yol bulup çapraz ateş ile yapacağı iş değildir. Çünkü suikastlar, hedef alıcı ve sonucu ile siyasi değişime ortam hazırlayacak şekilde olmalıdır.

Olof Palme cinayetinin tetikçisi yıllar sonra ortaya çıkarılmıştır. Ama o ortaya çıkarılan suikastçıya gelene kadar her türlü olasılık ve o olasılıklara uygun soruşturmalar devam etmiş, sonuçta tetikçi yakalanmıştır. Sonuçta, eğer istenmiş olsaydı baştan alınabilirdi. Ama bu suikast bahane edilerek istihbarat örgütleri, kendi senaryolarına göre istedikleri noktalara ellerini uzatmış ve ihtiyaçları olan bilgileri toplamıştır. Yani bir bahane, çok şeyin kapısını açacak maymuncuk görevi görür.

Potansiyel protestocular her ülkede vardır. Her ülkede bu protestocular için alan açılır ve oradan bağırmalarına, yumurta atmalarına izin verilir. Liderleri rahatsız etmeleri de istenir. Çünkü onların bilmesi istenir; alacakları kararların sonuçta itirazlarının olacağı gösterilir. Denilmektedir ki: "Bakın, siz alacağınız karar ne olursa olsun, bu kararlardan etkilenenler de vardır. Onları küçümsemeyin."

Kısaca, organize edenler amaçları doğrultusunda sonuç almak için protestocuların bağırmasına ve onların belirli noktalarda olmalarına izin verir.

Potansiyel protestocuların gözaltına alınıp tutuklanması ise pek olağan işler değildir. Çünkü insan hakları içinde tanımlanmış bir özgürlüğün yok edilmesidir. Bu da o ülkenin demokrasi düzeyini, özgürlüklere bakışını ortaya koyar.

Bu noktada mesele yalnızca güvenlik olmaktan çıkar; hukukun sınırları da tartışılmaya başlanır.

"Hukukun bittiği yerde tiranlık başlar." — John Locke

Eğer bugün dünyada tiranlık hüküm sürüyorsa, bu durum aynı zamanda insanlığın yeni bir hukuk düzeni oluşturma sürecinde olduğunu da gösterebilir. Çünkü tiranlık, kendi karşıtını doğurur; hukuksuzluk, adalet arayışını güçlendirir. Bu nedenle tiranlığın nihai sonucu, daha kapsayıcı ve evrensel bir hukuk anlayışının ortaya çıkması olabilir. Belki de küresel hukukun temelleri, tam da bu çatışmaların ve eksikliklerin içinden yükselmektedir.

Uluslararası zirveler yalnızca güvenlik açısından değil, ülkelerin kendilerini nasıl göstermek istedikleri bakımından da önem taşır.

Gecekonduların üzerine bez afişler asıp, bakımsız yollara asfalt döküp bakımlı hâle getirmek; kısaca liderlerin geçeceği, konaklayacağı alanlara rötuşlar yapılması, o ülkede özgürlüklerin, demokrasinin, insan haklarına saygının, fakirlik ve gelişmişlik düzeyinin göstergesidir. Verilmek istenen mesaj açıktır: Söylemlerden çok, hazırlanan görüntünün etkili olması amaçlanır.

Yasakların yoğun olduğu ülkelerde liderler, uluslararası organizasyonları iç kamuoyunda bir meşruiyet aracı olarak kullanabilir. Böylece dış dünyadan gelen ilgiyi kendi yönetimlerinin başarısının kanıtı gibi sunmaya çalışırlar. Bu da "asrın lideri" benzeri söylemlerin dolaylı biçimde güçlendirilmesine hizmet eder.

NATO bir siyasi/askerî organizasyondur. Görevi, dünyada sisteme karşı gelişecek olan potansiyel tepkileri/hareketleri ortadan kaldırmaktır. Yani NATO, emperyalist devletlerin çıkarını koruyan, güvence altında kalmasını sağlayan bir siyasi organizasyondur ve aldığı her karar siyasidir.

Siyasi organizasyon içinde yer alan her devletin istihbaratı güçlüdür. Rötuşlara bakmaz; zaten özünü, yani röntgenini çoktan çekmiştir.

Sonuçta protesto etme hakkı insan hakkıdır. Ama bazı ülkelerde insan hakkı yoktur; olup olmaması da zaten liderleri rahatsız etmez.

Ankara, NATO zirvesi için yeniden biçimleniyor. Yeni havalimanı, yeni rota, yeni duvar resimleri, büyük ekranlar... Kısaca, Ankara'da uçan kuştan, düşen yapraktan haberi olan bir lider söz konusu olduğu imajı verilecektir.

Sonuçta kendi muhalefetine ayar veren lider, potansiyel tehdit olarak gördüklerine özgürlük verecek değildir elbette ve bundan hiçbir NATO ülkesi rahatsız dahi değildir.

Bir ülkenin gerçek vitrini, liderlerin geçtiği caddeler değil; vatandaşlarının itiraz edebildiği meydanlardır. Özgürlüğün askıya alındığı günler, yalnızca bir zirvenin değil, demokrasinin de sınandığı günlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.