Galata Gazete


25 Haziran 2026 Perşembe

Algı Sistemi Başarıyla Yüklendi: Gerçekler Devre Dışı

Algı Sistemi Başarıyla Yüklendi: Gerçekler Devre Dışı

Dünyanın neresi olursa olsun, tüm insanların, suçlu suçsuz dosyası bulunur; kayıt altına alınmıştır. Vatandaşlık numarası yanında parmak izi ve fotoğrafı bulunur. Yani herhangi bir “suç” durumunda, failin olmasa da tetikçinin kim olduğu saniyeler içinde bulunacak yapay zekâ koordinasyonu vardır. Küresel suçlar aslında küresel suç önleme örgütleri tarafından kayda alınır, buna istihbarat denmektedir. Sonuçta istihbarat, geçmiş süreçlere göre daha net sonuçlar elde edecek kayıtlara sahiptir.

Bu güvenlik ve kayıt fikri, yalnızca birey düzeyinde değil; sistemlerin tamamına yayılan daha geniş bir yapıya işaret eder.

Paranın akışını kontrol eden IBAN sistemi, gümrüklerden geçişi kontrol eden Dünya Ticaret Örgütü verileri, polis teşkilatı ve onun üstünde NATO gibi organizasyonlar... NATO sadece askerî bir örgüt değildir. Bunu, NATO üyesi ülkelerde seçim öncesi iktidara gelebilecek ya da meclise girebilecek siyasi parti temsilcilerine davet üzerine anlatırlar. NATO davetine katılmak zorunludur; “ben gelmiyorum” deme hakkı yoktur.

Burada görülen şey, güvenlikten ekonomiye uzanan aynı veri mantığının farklı kurumlarda tekrar etmesidir.

Sonuçta, geçmişte ulus devlet sınırları içinde her şeyden haberi olmak için iç istihbaratı öne çıkaran otokratik ülkelerin de istihbarat ağını kendisine bağlayan bir küresel bilişim dünyası mevcuttur ve herhangi bir veri dijital ortama girdiği an bu küresel paylaşım ağının bir parçası olur. Sanıldığı gibi eskiden üreten firmanın tekelinde olan bilgi ağı denetimi, onu aşmış ve küresel büyük sosyal medya ağını yapan, yapay zekâyı ülkelere göre yönlendirenlerin eline geçmiştir.

Bu ağın genişlemesi, artık yalnızca kurumları değil, olayların kendisini de tanımlama biçimini değiştirir.

Bugün dünyada binlerce olay bir dakika içinde olmuştur. O binlerce olayın tetikçisi, parmak izi sahibi tanınmıştır; fakat yakalanması ve ceza alması tamamen siyasi tercihe bağlıdır.

Demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramlar tamamen duruş noktasına göre değişen sübjektif kavramlara dönüştürülmüş ve her olay içinde kendisine göre anlamlar yüklenmektedir. Bu da yerel olan düşünce yapısının ortadan kaldırılması, tamamen kodlanmış ve şablonu çıkarılmış düşünce ve davranış içinde değerlendirilmektedir. Sonuçta dilin kendisine özgü düşünce yapısının ortadan kaldırılması sürecindeyiz.

Bu düşünce dönüşümü, sadece politika ve güvenlikte değil, kültür üretiminde de kendini gösterir.

Geçmişte komedi filmleri sadece içinde çıktığı kültüre göre anlamı olur ve o kültürü tanıyanlar tarafından kahkaha eşliğinde izlenirdi. Şimdi küresel komedi filmleri çekiliyor ve hangi ülkede olursa olsun aynı şekilde tepki alabiliyor. Bu da göstermektedir ki yerelin artık değeri ortadan kalktığı gibi çeşitliliği, özgünlüğü ve düşünce yapısının da asimilasyona uğradığıdır.

Kültürel düzlemdeki bu eşitlenme, ekonomik ve politik alanlarla birlikte düşünülünce daha büyük bir bütün ortaya çıkarır.

Yapay zekâ çok kısa zamanda birçok şeyi hızlandırmış, küresel entegrasyonu çoktan sağlamış olmasına rağmen, küresel hukuk sistemi oturtulamadığı için ülkeler arasında siyasi tercihlere göre tepkiler de farklılık göstermektedir. Küreselleşmenin önündeki en somut engel hukuktur. Eğer hukuk oluşturulabilirse gerçek anlamda küreselleşmeden bahsedebileceğiz. O zaman işçi sınıfının düşmanı küresel olarak tanımlanacak ve ona karşı mücadele artık küresel yapılma zorunluluğunu ortaya çıkaracaktır. Çünkü şimdi ulus devletler içinde bir malın parçalara ayrılarak üretilmesi ve montaj sanayisi sayesinde ülkeler arasında iş gücü maliyeti farklılık göstermektedir. Bugün birbiri ile rekabet içinde olan şirketler, eğer tröstleşmiş piyasada değilse — ki elektrikli araçlarda henüz bir tröstleşmeden bahsedemiyoruz — bu durumda montaj sanayisini emeği ucuz ülkelere kaydırarak birim maliyetini en düşük seviyeye çekmektedir. Bugün demokrasi, özgürlükler gibi kavramların yatırım için anlamsızlaşmasının yaşandığı bir süreçteyiz. İşine geldiği an otokrat liderlerin ülkesine, emek ucuz olduğu sürece yatırım yapılmaktadır. Ukrayna savaş içinde olmasına rağmen yatırım alabilmektedir.

Bu ekonomik ve politik yapı, güç ilişkilerinin nasıl yeniden dağıtıldığını daha görünür hale getirir.

Kapitalizm faillerini kendisi yarattığı her cinayeti ve tetikçisini, bugünkü teknoloji sayesinde bilmektedir. İşine geldiğinde “suçlu” gördüklerini istediği bahaneler ile devre dışı bırakmakta, algılar ile oynayarak yeni gerçekler yaratacak veri tabanına ve medya gücüne sahiptir.

Bize sunulan gerçek aslında gerçek değildir; ama kimse onu sorgulayacak kadar elinde veri olmadığı için verilen gerçeği gerçek olarak kabul edilmekte ve dedikodu süreci içinde algı oluşturulmaktadır.

Bu noktada gerçeklik artık bir bilgi değil, bir dolaşım biçimi haline gelir.

Yapay zekâya sorulan her soru, oluşturulan yeni algı için üretilmiş dedikodudur ve sahibinin amacına göre sorulara yanıtlar üretmektedir. Bugün verileri ve bilgileri henüz sınırsız olmasa da büyük bölümünü kullanan yapay zekâ, üreticilerin emrinde çalışan algoritmalar bütünüdür.

Ve bu döngü içinde sistem, kendini sürekli yeniden üretir.

Sonuç olarak, sistem çalışıyor.
Sadece neyin “gerçek”, neyin “görüntü” olduğu artık ayrı ayrı tanımlanmıyor. Tanım ihtiyacı da giderek azalıyor; çünkü tanımı yapan ile tanımın konusu arasındaki mesafe neredeyse sıfırlandı.

Veri akıyor, sistem işliyor, kararlar veriliyor. İnsan ise bu akışın içinde, kendisine anlatılan dünyanın içinde konumlanıyor. Hangi bilginin önemli olduğuna dair seçimler giderek daha hızlı yapılıyor; bu hız arttıkça sorgulama alanı daralıyor.

Böylece “gerçek”, var olduğu için değil, görünür olduğu için kabul ediliyor. Görünürlük ise artık bir tercih değil, bir algoritma sonucu.

Ve belki de en ironik olan şu:

Sistem hiçbir şeyi saklamıyor. Her şey açık.

Sadece neye bakmanız gerektiği, çoktan belirlenmiş durumda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.