Algı Sistemi Başarıyla Yüklendi: Gerçekler Devre Dışı
Dünyanın neresi olursa olsun, tüm insanların, suçlu suçsuz
dosyası bulunur; kayıt altına alınmıştır. Vatandaşlık numarası yanında parmak
izi ve fotoğrafı bulunur. Yani herhangi bir “suç” durumunda, failin olmasa da
tetikçinin kim olduğu saniyeler içinde bulunacak yapay zekâ koordinasyonu
vardır. Küresel suçlar aslında küresel suç önleme örgütleri tarafından kayda
alınır, buna istihbarat denmektedir. Sonuçta istihbarat, geçmiş süreçlere göre
daha net sonuçlar elde edecek kayıtlara sahiptir.
Bu güvenlik ve kayıt fikri, yalnızca birey düzeyinde değil;
sistemlerin tamamına yayılan daha geniş bir yapıya işaret eder.
Paranın akışını kontrol eden IBAN sistemi, gümrüklerden
geçişi kontrol eden Dünya Ticaret Örgütü verileri, polis teşkilatı ve onun
üstünde NATO gibi organizasyonlar... NATO sadece askerî bir örgüt değildir.
Bunu, NATO üyesi ülkelerde seçim öncesi iktidara gelebilecek ya da meclise
girebilecek siyasi parti temsilcilerine davet üzerine anlatırlar. NATO davetine
katılmak zorunludur; “ben gelmiyorum” deme hakkı yoktur.
Burada görülen şey, güvenlikten ekonomiye uzanan aynı veri
mantığının farklı kurumlarda tekrar etmesidir.
Sonuçta, geçmişte ulus devlet sınırları içinde her şeyden
haberi olmak için iç istihbaratı öne çıkaran otokratik ülkelerin de istihbarat
ağını kendisine bağlayan bir küresel bilişim dünyası mevcuttur ve herhangi bir
veri dijital ortama girdiği an bu küresel paylaşım ağının bir parçası olur.
Sanıldığı gibi eskiden üreten firmanın tekelinde olan bilgi ağı denetimi, onu
aşmış ve küresel büyük sosyal medya ağını yapan, yapay zekâyı ülkelere göre
yönlendirenlerin eline geçmiştir.
Bu ağın genişlemesi, artık yalnızca kurumları değil,
olayların kendisini de tanımlama biçimini değiştirir.
Bugün dünyada binlerce olay bir dakika içinde olmuştur. O
binlerce olayın tetikçisi, parmak izi sahibi tanınmıştır; fakat yakalanması ve
ceza alması tamamen siyasi tercihe bağlıdır.
Demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramlar tamamen duruş
noktasına göre değişen sübjektif kavramlara dönüştürülmüş ve her olay içinde
kendisine göre anlamlar yüklenmektedir. Bu da yerel olan düşünce yapısının
ortadan kaldırılması, tamamen kodlanmış ve şablonu çıkarılmış düşünce ve
davranış içinde değerlendirilmektedir. Sonuçta dilin kendisine özgü düşünce
yapısının ortadan kaldırılması sürecindeyiz.
Bu düşünce dönüşümü, sadece politika ve güvenlikte değil,
kültür üretiminde de kendini gösterir.
Geçmişte komedi filmleri sadece içinde çıktığı kültüre göre
anlamı olur ve o kültürü tanıyanlar tarafından kahkaha eşliğinde izlenirdi.
Şimdi küresel komedi filmleri çekiliyor ve hangi ülkede olursa olsun aynı
şekilde tepki alabiliyor. Bu da göstermektedir ki yerelin artık değeri ortadan
kalktığı gibi çeşitliliği, özgünlüğü ve düşünce yapısının da asimilasyona
uğradığıdır.
Kültürel düzlemdeki bu eşitlenme, ekonomik ve politik
alanlarla birlikte düşünülünce daha büyük bir bütün ortaya çıkarır.
Yapay zekâ çok kısa zamanda birçok şeyi hızlandırmış,
küresel entegrasyonu çoktan sağlamış olmasına rağmen, küresel hukuk sistemi
oturtulamadığı için ülkeler arasında siyasi tercihlere göre tepkiler de
farklılık göstermektedir. Küreselleşmenin önündeki en somut engel hukuktur.
Eğer hukuk oluşturulabilirse gerçek anlamda küreselleşmeden bahsedebileceğiz. O
zaman işçi sınıfının düşmanı küresel olarak tanımlanacak ve ona karşı mücadele
artık küresel yapılma zorunluluğunu ortaya çıkaracaktır. Çünkü şimdi ulus
devletler içinde bir malın parçalara ayrılarak üretilmesi ve montaj sanayisi
sayesinde ülkeler arasında iş gücü maliyeti farklılık göstermektedir. Bugün
birbiri ile rekabet içinde olan şirketler, eğer tröstleşmiş piyasada değilse —
ki elektrikli araçlarda henüz bir tröstleşmeden bahsedemiyoruz — bu durumda
montaj sanayisini emeği ucuz ülkelere kaydırarak birim maliyetini en düşük
seviyeye çekmektedir. Bugün demokrasi, özgürlükler gibi kavramların yatırım
için anlamsızlaşmasının yaşandığı bir süreçteyiz. İşine geldiği an otokrat
liderlerin ülkesine, emek ucuz olduğu sürece yatırım yapılmaktadır. Ukrayna
savaş içinde olmasına rağmen yatırım alabilmektedir.
Bu ekonomik ve politik yapı, güç ilişkilerinin nasıl yeniden
dağıtıldığını daha görünür hale getirir.
Kapitalizm faillerini kendisi yarattığı her cinayeti ve
tetikçisini, bugünkü teknoloji sayesinde bilmektedir. İşine geldiğinde “suçlu”
gördüklerini istediği bahaneler ile devre dışı bırakmakta, algılar ile
oynayarak yeni gerçekler yaratacak veri tabanına ve medya gücüne sahiptir.
Bize sunulan gerçek aslında gerçek değildir; ama kimse onu
sorgulayacak kadar elinde veri olmadığı için verilen gerçeği gerçek olarak
kabul edilmekte ve dedikodu süreci içinde algı oluşturulmaktadır.
Bu noktada gerçeklik artık bir bilgi değil, bir dolaşım
biçimi haline gelir.
Yapay zekâya sorulan her soru, oluşturulan yeni algı için
üretilmiş dedikodudur ve sahibinin amacına göre sorulara yanıtlar üretmektedir.
Bugün verileri ve bilgileri henüz sınırsız olmasa da büyük bölümünü kullanan
yapay zekâ, üreticilerin emrinde çalışan algoritmalar bütünüdür.
Ve bu döngü içinde sistem, kendini sürekli yeniden üretir.
Sonuç olarak, sistem çalışıyor.
Sadece neyin “gerçek”, neyin “görüntü” olduğu artık ayrı ayrı tanımlanmıyor.
Tanım ihtiyacı da giderek azalıyor; çünkü tanımı yapan ile tanımın konusu
arasındaki mesafe neredeyse sıfırlandı.
Veri akıyor, sistem işliyor, kararlar veriliyor. İnsan ise
bu akışın içinde, kendisine anlatılan dünyanın içinde konumlanıyor. Hangi
bilginin önemli olduğuna dair seçimler giderek daha hızlı yapılıyor; bu hız
arttıkça sorgulama alanı daralıyor.
Böylece “gerçek”, var olduğu için değil, görünür olduğu için
kabul ediliyor. Görünürlük ise artık bir tercih değil, bir algoritma sonucu.
Ve belki de en ironik olan şu:
Sistem hiçbir şeyi saklamıyor. Her şey açık.
Sadece neye bakmanız gerektiği, çoktan belirlenmiş durumda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.