Galata Gazete


18 Haziran 2026 Perşembe

Namus Temizlik Hizmetleri

Namus Temizlik Hizmetleri

Namus cinayetleri bu zamanda da devam ediyor; çünkü bizler zamanı durdurmuş bir halkın evlatlarıyız. El oğlu uzaya gider, biz ise parasıyla el oğlunun aracına yolcu koyarız... Neyse, siyaset iyi değildir. En doğrusu şu: Namus cinayetlerini nasıl ortadan kaldırırız?

Namus nedir?

Öncelikle namusu anlamak gerekir; sonrası daha basittir.

Namus, kızın kız olmaktan çıkmasıdır; yani cinsel ilişkiye girmesi...

Hiç ilişkiye girmeden, dedikodu nedeniyle sözde ilişki içinde sayılması...

Sonuçta bu, erkek düşüncesinin kadınlar üzerinde kurduğu baskıdır. Çünkü kadın, onların gözünde mirastır, maldır, mülktür. Sonuçta yanlışlıkla dünyaya gelmiş; alınıp satılan, insan yerine konmayan, sırtından dayak, karnından bebeği eksik olmayandır. Olmazsa köyün, mahallenin orospusudur. Çünkü namusu kirlenenin sonu, mahalle erkeklerinin sıra gecesidir...

Bu anlayışın sınırları yalnızca kadınlarla da bitmez.

Sıra gecesi denilince akla sadece kadın gelmez; erkek çocuklar da vardır. Buna oğlancılık denir. Seks fantezisi bitmez bu ülkenin topraklarında yaşayan, Orta Çağ'da kalmış beyinli erkeklerin... Uzun sefere çıkıp bir yeri yağmalayamayan erkekler, seks ihtiyacını ancak kendi aralarında seçtikleri oğlanlarla giderirlermiş; el değil, oğlanın kıçına!

Namus sonuçta kızlık meselesidir.

Kız olmaktan çıkınca, evlenmişse ve eşi ölmüşse; artık eşinin erkek kardeşi varsa ona, yoksa babasına, yoksa yakınlardan birine eş olur ya da evine döner. Mahallenin gözü üzerindedir; fırsat kollanır. Çünkü namusu olmayan kadın, mart ayında dişi kedilerin çektiği çileye döner...

Namus sonuçta kadını mal gören bir anlayıştır...

Kadın mal olarak görüldüğünde, onun iradesi de çoğu zaman yok sayılır.

Parası olmayan sevgililere pek çare bırakılmaz; kız kaçırılır...

Kızın evden çıkması demek, namusunun yok olduğu anlamına gelir ve malın, mülkün çalınması gibi kaybedilen bir bedel ortaya çıkar...

Bedel için bir aracıya gidilir...

Aracı der ki:

"Bu işi imam temizler."

Çalınan malı kurtaramayacağını bilenler artık başlık parası ya da başka şeyler istemez. Sonuçta kızını koruyamamış, mülküne sahip çıkamamıştır. Bunu gurur meselesi yaparlar. Bir arsanın el değiştirmesi nasıl acıtırsa, kadının evden ayrılması da aynı derecede, belki daha az acıtır... Çünkü erkek bilir; kadın bir gün evden gidecektir. Bu, doğanın değil, geleneklerin kanunudur...

İmam, Orta Çağ'ın papazıdır; o ne derse o olur.

Cemaate hükmedenin sözü senettir...

Sonuçta kaçıranın iki eşi olmuş, ilk eşi varmış; önemli değildir. İmam onaylarsa artık o kaçırılan, kaçıranın namusu olur...

Fakat hikâye burada bitmez.

İkisi bir gün anlaşamazsa — ki evlilik, bir anlamda kadın ile erkeğin rollerinin geleneklerle yazılmış olması anlamına gelir — o gelenek ve görenek dışında isyan eden bir kadın olursa sonuç ortadadır. Her gün yaşanan kadın cinayetleriyle birlikte, siyasetçilerin desteklediği bu gelenek ve görenekler yasalarda da indirim nedeni olur ve kadınlar öldürülmeye devam eder. Sonuçta namus...

Namusu bir imam temizlerken, neden evli kadınların ve erkeklerin boşanmasında söz hakkı olmaz? İmam nikâhı, evlilik şartını ortadan kaldırarak kadının yaşaması için bir adım atmaz?

Dinin kadına bakışı burada önem kazanır...

Namusuyla ekmek kazanan kadın...

Namusuyla emeğini satan kadın...

Ama bir erkeğin ona göz koymasıyla kadının namusu birden cinayet nedeni olur...

İşte çelişki tam da burada ortaya çıkar.

Bir yanda namusuyla yaşayan kadın anlatısı vardır, diğer yanda ise bir erkeğin bakışıyla, sözüyle ya da iddiasıyla kirlenebilen bir namus anlayışı...

Namus dediğimiz şey, sonuçta kadının bacaklarının arasından geçip erkeğin kafasının içinde biçimlenmiş hâlidir...

Belki de bu yüzden bu topraklarda namusu hiç kadınlar kirletmedi.

Temizlemeye çalışanlar kirletti.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.