Galata Gazete


24 Haziran 2026 Çarşamba

İktidarın En Büyük Gücü: Muhalefet

İktidarın En Büyük Gücü: Muhalefet

Ülkemizin yıllardır süren sorunu bugün daha açık olarak ortaya serilmiştir. Erdoğan iktidarı kaybetmeye yaklaştığında, muhalefet hemen bir araya geliyor; Kemalizm soslu bir strateji uyduruyorlar: yok laiklik, yok cumhuriyet, yok yaşam biçimi, yok o, yok bu...

Sonuç ne? İktidar koltuğunda kalıyor; muhalefet ise muhalefet olduğu için mutlu. Bir dahaki seçime kadar ezilenler daha fazla eziliyor, Kürtlere umut dağıtılıyor, özgürlük kavramları istismar ediliyor; soygunlar, cinayetler ve katliamlar ülkeyi kana bulamaya devam ediyor. Enflasyon yoluyla cebimizden alınan para birkaç şirketin kasasına aktarılıyor. Şehirlerimiz dünyanın en pahalı şehirleri listesine girerken, o şehirlerde yaşayan insanlar dünyanın en yoksulları arasında yer alıyor.

Bu ülkenin en temel sorunu, gerçek anlamda bir muhalefetin olmayışıdır. İktidarın ihtiyaç duyduğu muhalefet, kırk yıldır ülkemizde kurumsal olarak varlığını sürdürmektedir.

Erdoğan başarılı olduğu için iktidarda değildir; muhalefet onu iktidarda tuttuğu için güçlüdür ve iktidardadır.

Bu tezimi yıllardır savunuyorum. Bu konuda bir tek adım geri atmadım.

İçimizde yer alan muhalifleri teşhir ediyorum; sonuçta hep kaybeden biz oluyoruz.

Hani derler ya, beyaz pirinçlerin içindeki beyaz taşı bulmak önemlidir. O kadar çok beyaz taş var ki artık taşların içinden pirinç seçiyoruz.

Kemalizm soslu, Kemalizm bayrağı taşıyan, Türk bayrağıyla sol siyaset oluşturmaya çalışanların hepsi beyaz taştır. Bunlar var olduğu sürece sol, sol olamıyor. Solun tek bayrağı vardır; o da işçi sınıfının alın teri, kanı ve ideolojisidir.

Ulus devlet ve onun oluşturduğu kan deniziyle yüzleşilmediği, o kan denizinin koşulları reddedilerek yeni bir siyaset oluşturulmadığı sürece, bunların solcu olma ihtimali dahi yoktur. Sözde solcu olabilirler, sözde sol tabelasını taşıyabilirler ama solcu olamazlar.

Bugün siyasetteki o garip “mutlak butlan” tartışmalarına bakın. Kemalist sosluları bir araya toplayan bir iktidar söz konusu oldu. Şimdi bu karar nedeniyle her iki taraf da kirli çamaşırlarını ortaya serince geriye ne kalacak?

İktidar, iktidarda kalmaya devam edecek.

Sol siyasetin üzerine geçmişte akıl almaz gerekçelerle saldırıldı. Her türlü baskı, her türlü iftira ve her türlü nefret söylemi geliştirildi. O gün solu ezenlerin bugün solculardan yardım istemesi ve solcuların da onların yanına koşması ironiktir.

Sol, her keskin bıçağa boynunu uzatır mı? O bıçağı elinde tutana karşı mücadele etmez mi?

Bugün ülkemizde Meclis'te bulunan siyasi partilerin çok büyük bir kısmı sağcıdır. CHP de hangi kanadı olursa olsun sağ siyasetin içindedir.

“Hak, hukuk, adalet” diye üretilen slogan sağdır; bunu atanların hepsi sağcıdır.

Sağ sloganlarla sol politika yapılmaz.

Solcu afişlerin taklit edilmesiyle yapılan afişler de sol olmaz.

İşçi sınıfının en temel sloganlarında geçen kelimeler; ekmek, özgürlük ve iştir.

İçimizdeki beyaz taşlar, sağ siyaseti solcuymuş gibi sol jargonun içine taşıyor. Öncelikle onları reddetmek gereklidir. Sol siyaset oluşturulmadan gerçek bir muhalefet çizgisi kurulamaz.

Bırakın tarihe nasıl baktıklarını tartışmayı; resmî tarihin biçimlendirdiği düşünce dünyası, solu sol olmaktan alıkoyuyor. Ne var ki bugün yaşanan kaotik ortamda, bu meseleyi tartışabilecek noktaya bile ulaşamıyoruz.

Bugün karşımızdaki tablo nettir: İktidarın en büyük gücü saraylar, medya ya da sermaye değildir. İktidarın en büyük gücü, kendisini yenemeyen ve her kritik dönemeçte ona can suyu taşıyan muhalefettir. Gerçek muhalefet ortaya çıkmadığı sürece değişen isimler olacak, değişmeyen ise düzenin kendisi olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.