Parası Olan Proje Yaptırır!
Proje yapanları bir türlü anlamıyorum; çünkü proje, sonuçta
para karşılığında iş yapmaktır. Para verenin amacına uygun, onun çıkarlarına
dokunmayan her iş projenin bir parçası olur. Kısacası proje, para verenin
düdüğünün çalmasıdır.
Eğer para veren, proje sonunda istediğini elde etmediğini;
verilen paranın proje amacı dışında kullanıldığını ve bu nedenle farklı bir
sonuç ortaya çıktığını düşünüyorsa, proje için verdiği parayı geri isteme
hakkına sahiptir. Çünkü bunlar genellikle projenin başında açıkça belirtilir.
Şimdi projesini yapıp amaca uygun olmayan bir sonuç
çıkaranların, kendilerinden para istendiğinde “Nasıl olur, neden para istenir?”
diyerek itiraz etmeleri, aslında biraz işi saflığa vurmaktan başka bir şey
değildir.
Bugün her ülkede proje üretenler var. Hatta iş yerlerinde
projeler bir yarışmaya dönüştürülüyor; en verimli projeyi sunana iş veriliyor.
Para veren, kendisine bir kazanç sağlamayacak işe neden para yatırsın?
Hayır kurumlarının bile parayla yatırım yaptıkları,
cemaatlerin topladığı hayır paralarından anlaşılmıyor mu? Afrika’da “Açları
doyuracağız” diyerek para toplayanların yaşamlarına bakın; lüks, şatafat ve
oldukça görkemli merkezlerde iş yapıyorlar.
Bugüne kadar projelerde yönetici olmak istemedim; çünkü
üretim özgürlüğümü yok edip daha ucuz emekle daha fazla verimlilik esasına göre
çalışan şirketlere taşeronluk yapmadım. Ben projeye karşı olduğum için değil,
üretimin amacını parayı verenin belirlediği bir çalışma biçimine karşı olduğum
için girmedim böyle ilişkilerin içine…
Proje mantığı, taşeronlaşmanın farklı alanlara yayılmasını
sağlayan araçlardan biri hâline gelebilir. Çünkü aynı işi şirketin kendi
bünyesinde, kurumsal olarak yapmak verimliliği düşürecek, yani kâr marjını
azaltacaktı. Sonuçta şirket açısından bunun avantajı, işi kendi bünyesinde
sürekli bir yapı olarak tutmak yerine ihtiyaç duyduğu işi dışarıdan satın
alabilmesi.
Proje, tam da burada devreye girer: Şirketin kendi
bünyesinde yapmak istemediği ya da daha maliyetli bulduğu işi dışarıya, proje
adı altında yaptırmasına olanak sağlar. Şirket, kendi bünyesinde sürekli
çalışan bir ekip kurmak yerine belirli bir işi proje olarak satın aldığında,
ücret, sosyal haklar, iş güvencesi, örgütlenme ve uzun vadeli istihdam gibi
maliyetleri farklı biçimlerde dışsallaştırabiliyor. Bu nedenle “proje” yalnızca
bir finansman yöntemi değil, emeğin parçalanmasının ve esnekleştirilmesinin
araçlarından biri hâline geliyor.
Küresel sermayenin her ülkede doğrudan şirket kurmasına
gerek kalmadan, kendi hedefleriyle uyumlu yerel aktörleri fonlayarak etkide
bulunabilmesi de proje mantığının yaygınlaşmasını kolaylaştırdı. Küreselleşme,
bir anlamda projelerin yolunu açtı; çünkü küresel yatırımın doğrudan yapılması
yerine, her ülkede amaca uygun bir atmosferin oluşması için yerel güçlerin
kullanılması mümkün hâle geldi.
Vakıflar aracılığıyla, şirketin o ülkede somut bir bürosu
olmadan, şirketin çıkarlarına uygun çalışmalar yapacak bir anlamda taşeron
kurumların oluşması sağlandı. Neoliberal ekonomik yapılanmanın ihtiyaçları,
proje mantığının yaygınlaşmasını hızlandırdı. Proje, küreselleşmenin
araçlarından biri hâline geldi.
Proje mantığı, şirketlerin risklerini en aza indirirken,
merkezi ve sürekli örgütlenme yerine ağ tipi, geçici ve esnek bir örgütlenme
biçimi sundu. İhtiyaç duyulduğu sürece para aktarıldı; hiçbir güvence ve
gelecek vaadi olmadan, belirli bir süre içinde çalışmalar yürütüldü. Bu anlamda
projeler, şirketlerin önüne geniş bir bulvar açtı.
Projeler sayesinde yerel olanın küresel olanla entegrasyonu
sağlandı; ancak bu entegrasyon çoğu zaman yerel olanın küresel sermaye
tarafından yağmalanmasından başka bir şey değildir.
Eskiden bir iş yapılırdı; şimdi o iş için proje
hazırlanıyor.
Aradaki fark yalnızca isim farkı değil. İşin kendisi süreli
hâle geliyor, finansmanı koşula bağlanıyor, sonucu ölçülüyor, performans
kriterleri belirleniyor ve işi yapanlar sürekli aynı kurumun çalışanı olmaktan
çıkıp proje süresince kiralanan emeğe dönüşebiliyor.
Parayı veren yalnızca projeyi finanse etmiyor; projenin
sınırlarını, hedefini ve çoğu zaman sonucunu da belirliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.