Galata Gazete


27 Ağustos 2026 Perşembe

Yenilgi Geçmişi Değersizleştirmez

Yenilgi Geçmişi Değersizleştirmez

Hadi diyelim Kürtler yenildi, artık bunu saklamanın bir anlamı kalmadı. Eğer “Kürtler” denince PKK ve onun mücadelesi anlaşılıyorsa, bu durumda içindeki nefret kusmanın bir vesilesi olmasını bir türlü anlamıyorum. Adamlar güçlüyken atamadığınız tekmeyi düşünce atmak ne kadar onurludur?

PKK, kendi yoldaşlarının öldürülmesini yalnızca münferit cinayetler olarak yaşamadı; örgütsel kararlarla ve bunu meşrulaştıran bir siyasal söylemle savundu. Başka örgütlerden insanlara yönelik öldürme ve şiddet de bu tarihin bir parçasıydı. Bunların bir kısmı örgütün kendi yayınlarında açıkça savunuldu veya gerekçelendirildi. O dönemde eleştirmeyen, o cinayete karşı alkış tutanlar vardı: “Hain, dönek, ajan” diyerek... Şimdi bakıyorum, o cinayetleri gündeme getirip “Bilmem kim neden öldü?” diye soruluyor.

Konjonktür denen şey var. IŞİD diye bir canavarı yaratıp Ezidi Kürtleri esir alan, onları köleleştiren, pazarda satanlara karşı birlikte mücadele edenlere karşı bugün “Rojava rüyası sonlandı, bak gördünüz mü; Suriye rejimi, IŞİD'in devamı HTŞ ile iktidar ortaklığı kuruldu” denmektedir. Onlarla dayanışmaya giden Türkiyeli solculara “Boşu boşuna öldü” diye bakmanın, her dayanışma denildiğinde hayatını ortaya koyan insanları aptal görmenin neresi onurlucadır?

Her hareket yenilir, yeniden başka biçimde doğar.

12 Eylül faşist darbesiyle birçok devrimci hareket yenildi, sonra tipik bir Kemalist hareket olarak doğdular. Şimdi o devrimci hareketlerin geçmişini küçümsemek, yaşananları reddetmek, tüm hareketi ve o yolda ölmüş devrimcileri aptal görmek ne kadar doğrudur?

12 Eylül sonrası kendisine devrimciyim diyenler, hâkim oldukları cezaevlerinde kendi yoldaşlarını öldürdüler; ailelerinin gözü önünde öldürdüler ve onların çocukları miraslarına, anılarına sahip çıkmasın diye gözdağı verdiler. O devrimciler ölürken neredeydiniz? Şimdi kalkıp o süreci görünür kılıp tüm devrimcileri ve sol mücadeleyi karalamanın anlamı sola ne kazandırır?

Eleştirmek, ders almak, solun ölüm üzerine değil, yaşam üzerinde ayakları üzerinde doğrulmasını savunmak ayrı bir şeydir; solu toprağa gömmek ayrı bir şeydir...

Son Kürt isyanı da yenilebilir. Kürt sorunu çözülmez ise tarihin bize dediği olur: Bir başkası filizlenir. Sorun varsa, o sorun üzerinden yeni tarih hep yazılır...

Sınıfsız toplumu arzulayanların nefret söylemini büyütmesi, geçmişi hepten kötü görmesi, ders almak yerine küçümsemesi ve buna uygun söylemler geliştirmesi doğru değildir.

At izinin it izine karıştığı zamanlarda duruşunuzu soldan, yaşamdan tarafa koyarsanız elbette onurlu duruşunuzu bozmayacaksınız. Omurgasını sağlam tutanlar ancak ve ancak sol ütopyayı ileriye taşıyacaktır. Sisteme hizmet edenler, düzenin devamını dileyenler, sistemin yarattığı çöplük üzerinde kendilerine yeni yaşam alanı yaratamaz.

Bir siyasi hareketin bugün geldiği nokta, o hareketin geçmişteki bütün mücadelelerini geriye dönük olarak anlamsızlaştırmaz. Geçmişte yapılan hataları ve suçları eleştirmek gerekir; fakat bunu, o dönemin insanlarını bugünün bilgisiyle yargılayıp bütün mücadeleyi değersizleştirmek için yapmak başka bir şeydir. Solun görevi ne geçmişi romantize etmek ne de geçmişini mezara gömmektir; geçmişten neyin savunulacağını, neyin reddedileceğini ve neyin aşılacağını ayırt etmektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.