Yenilgi Geçmişi Değersizleştirmez
Hadi diyelim Kürtler yenildi, artık bunu saklamanın bir
anlamı kalmadı. Eğer “Kürtler” denince PKK ve onun mücadelesi anlaşılıyorsa, bu
durumda içindeki nefret kusmanın bir vesilesi olmasını bir türlü anlamıyorum.
Adamlar güçlüyken atamadığınız tekmeyi düşünce atmak ne kadar onurludur?
PKK, kendi yoldaşlarının öldürülmesini yalnızca münferit
cinayetler olarak yaşamadı; örgütsel kararlarla ve bunu meşrulaştıran bir
siyasal söylemle savundu. Başka örgütlerden insanlara yönelik öldürme ve şiddet
de bu tarihin bir parçasıydı. Bunların bir kısmı örgütün kendi yayınlarında
açıkça savunuldu veya gerekçelendirildi. O dönemde eleştirmeyen, o cinayete
karşı alkış tutanlar vardı: “Hain, dönek, ajan” diyerek... Şimdi bakıyorum, o
cinayetleri gündeme getirip “Bilmem kim neden öldü?” diye soruluyor.
Konjonktür denen şey var. IŞİD diye bir canavarı yaratıp
Ezidi Kürtleri esir alan, onları köleleştiren, pazarda satanlara karşı birlikte
mücadele edenlere karşı bugün “Rojava rüyası sonlandı, bak gördünüz mü; Suriye
rejimi, IŞİD'in devamı HTŞ ile iktidar ortaklığı kuruldu” denmektedir. Onlarla
dayanışmaya giden Türkiyeli solculara “Boşu boşuna öldü” diye bakmanın, her
dayanışma denildiğinde hayatını ortaya koyan insanları aptal görmenin neresi
onurlucadır?
Her hareket yenilir, yeniden başka biçimde doğar.
12 Eylül faşist darbesiyle birçok devrimci hareket yenildi,
sonra tipik bir Kemalist hareket olarak doğdular. Şimdi o devrimci hareketlerin
geçmişini küçümsemek, yaşananları reddetmek, tüm hareketi ve o yolda ölmüş
devrimcileri aptal görmek ne kadar doğrudur?
12 Eylül sonrası kendisine devrimciyim diyenler, hâkim
oldukları cezaevlerinde kendi yoldaşlarını öldürdüler; ailelerinin gözü önünde
öldürdüler ve onların çocukları miraslarına, anılarına sahip çıkmasın diye
gözdağı verdiler. O devrimciler ölürken neredeydiniz? Şimdi kalkıp o süreci
görünür kılıp tüm devrimcileri ve sol mücadeleyi karalamanın anlamı sola ne
kazandırır?
Eleştirmek, ders almak, solun ölüm üzerine değil, yaşam
üzerinde ayakları üzerinde doğrulmasını savunmak ayrı bir şeydir; solu toprağa
gömmek ayrı bir şeydir...
Son Kürt isyanı da yenilebilir. Kürt sorunu çözülmez ise
tarihin bize dediği olur: Bir başkası filizlenir. Sorun varsa, o sorun
üzerinden yeni tarih hep yazılır...
Sınıfsız toplumu arzulayanların nefret söylemini büyütmesi,
geçmişi hepten kötü görmesi, ders almak yerine küçümsemesi ve buna uygun
söylemler geliştirmesi doğru değildir.
At izinin it izine karıştığı zamanlarda duruşunuzu soldan,
yaşamdan tarafa koyarsanız elbette onurlu duruşunuzu bozmayacaksınız.
Omurgasını sağlam tutanlar ancak ve ancak sol ütopyayı ileriye taşıyacaktır.
Sisteme hizmet edenler, düzenin devamını dileyenler, sistemin yarattığı çöplük
üzerinde kendilerine yeni yaşam alanı yaratamaz.
Bir siyasi hareketin bugün geldiği nokta, o hareketin
geçmişteki bütün mücadelelerini geriye dönük olarak anlamsızlaştırmaz. Geçmişte
yapılan hataları ve suçları eleştirmek gerekir; fakat bunu, o dönemin
insanlarını bugünün bilgisiyle yargılayıp bütün mücadeleyi değersizleştirmek
için yapmak başka bir şeydir. Solun görevi ne geçmişi romantize etmek ne de
geçmişini mezara gömmektir; geçmişten neyin savunulacağını, neyin
reddedileceğini ve neyin aşılacağını ayırt etmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.